Fakir'in kıyısında bir ömür

Bir "reklam sloganı"nın çok ötesinde gerçek bir değişimin öyküsü anlatılıyor Birnur Şener'in yazdığı "Fakir'in Kıyısında" adlı kitap.

Fakir'in kıyısında bir ömür
Mustafa Kara
"Bir kitap okudum, hayatım değişti" sloganıyla yürütülmüştü Orhan Pamuk'un "Yeni Hayat" adlı kitabının reklam kampanyası. Ama bu sadece bir slogandı. Oysa, bir "reklam sloganı"nın çok ötesinde gerçek bir değişimin öyküsü anlatılıyor Birnur Şener'in yazdığı "Fakir'in Kıyısında" adlı kitap.
8 yaşında dişini çektirmeye götürüldüğü berber koltuğunda bir yazarın adını duyan Birnur Şener'in bu özyaşam öyküsü, Fakir Baykurt'un adı ile cisimleşen düşleri anlatıyor. Şener, Burdur'un Akçaköy'ünden "çok akıllı, çok yürekli, kafası semaver kadar" diye duyduğu yazara gönderemediği ilk mektubu o günlerde yazıyor Birnur Şener. Okuyup öğretmen olmak istediği halde annesinin onu okuldan aldığı günlerde...
Gönderilmeyen mektuplar tam 38 yıl boyunca devam ediyor. Ancak; tek kitap okumamış 8 yaşındaki küçük kız, kütüphaneler dolusu kitabı, özellikle de Fakir Baykurt'un kitaplarını okuyup 50 yaşında üç çocuk annesi bir kadın olduktan sonra bulabiliyor adresini... Fakir Baykurt ile tanıştığı 1997 yılında ilk sözleri "Sizin kitaplarınızı 30 yıldır okuyorum, kırk yıldır da sizi tanıyorum. Yazdıklarınız olmasa, bu dünyadan, kör gelip, kör gidecektim" oluyor Şener'in.
Anadolu insanının tasviri
Birnur Şener'in Fakir Baykurt'un kıyısında dolaşarak ve gönderilemeyen mektuplarla anlattığı yaşamı, benzeri milyonlarca insandan çok da farklı değil önceleri. Okumak istiyor, okutulmuyor; evlenmek istemiyor 15 yaşında evlendiriliyor; çok genç yaşta anne oluyor; 5 yaşında oturduğu halı tezgahının başında uzun yıllar geçiriyor... Perdelerini sıkı sıkı örttüğü "koca evi"nde de, mektup yazdıkça dayak yediği "ana evi"nde de sıkıntılar, acılar ve yoksulluk içinde günler geçiriyor Birnur Şener. Onu ayakta tutan ise "Canım yazarım" dediği, hemşerisi Fakir Baykurt.
Kitabında, çocukluğunu, çocukluğundaki hayallerini, ilk gençliğe adım atışını, atar atmaz evlendirilişini, korkularını, özlemlerini; yöresel deyişleri aşırıya kaçmayan titizlikle kullanarak, arı bir dille başarıyla anlatıyor. Ortaya, aydınlanma mücadelesindeki bir Anadolu kadınının kitaplar arasında bitmek bilmez serüveni kadar; bir Anadolu tasviri de çıkıyor. Kendisiyle birlikte, yaşadığı toprağın insanını da betimliyor Birnur Şener.
'Ne iyiymiş okumak'
Fakir Baykurt'un bir kitabını ilk eline aldığında 19 yaşında, iki çocuk annesi bir genç kadın Birnur Şener. Kara Bayram'ı, Irazca'sı, Haceli'si ile Burdur'un bir köyünde geçen "Yılanlar Öcü"; Fakir Baykurt'un çevreden ödünç alınan diğer kitapları ile devam ediyor. Komşu sohbetlerinde konuşulanlar da bu kitaplardakiler oluyor artık.
Böyle komşu buluşmaların birinde; "Dinleyin size ne diyeceğim, bu kitabı yazan adam Akçaköy'lü. Tüm yazarları sevmeliyiz, üstelik bu akıllı yazar Burdur'umuzun bir köyünden. Kitaplarında köylüleri, işçileri, dar gelirlilerin dertlerini bir bir anlatıyor. Ağalara beylere çatıyor... Çok fakirmi, çalışmış çabalamış okumuş öğretmen olmuş, hem öğretmenlik yapmış, hem birçok kitap yazmış, yalnız üçünü okudum, ama aklıma koydum hepsini bulup bulup okuyacağım" diyor. Yaşlı bir kadının cevabı da; Elli yaşına geldim, elime kitap alıp okumuş insan değilim; oysa ne iyiymiş okumak baksana" oluyor.
Uzun soluklu bir koşu
Birnur Şener, gerçekleştiremediği hayallerini farklı kulvarda da olsa yaşama geçirmek için kitaplar arasında uzun soluklu bir koşuya çıkıyor. Kâh alaya alınıyor; kâh engelleniyor, kâh destekleniyor. Kendi yapamadığı her şeyi, çocukları için istiyor ve gerçekleştiriyor. Kalabalıklara yaptığı konuşmalarda Fakir Baykurt'u ve yaşamı boyunca sarıldığı düşlerini anlatıyor.
Papirüs Yayınları'ndan çıkan "Fakir'in Kıyısında" adını verdiği kitabı, onu biçimleyen "semaver kafalı, yürekli yazar"a verilmiş en iyi armağan. Bu yönüyle, Birnur Şener'in olduğu kadar, hatta belki daha fazla Fakir Baykurt'un onlarca kitaplık emeğinin nasıl karşılık bulduğunun öyküsü anlatılan.
Kaç yazar verdiği emeğin sonucunu, bu kadar somut ve apaçık görme şansı bulabilmiştir ki?
www.evrensel.net