Habur

Habur'da rant çetesi

Habur sınır kapısından giriş yaptırılan akaryakıtın büyük bir bölümünü TPAO'nun yan kolu olan ve yönetiminde emekli generallerin de yer aldığı TPIC alıyor.

Habur'da rant çetesi
Cizre Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Elçi, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e Habur sınır kapısında yaşananlarla ilgili bir mektup gönderdi. Mektupta Habur sınır kapısında rant çetesinin nasıl çalıştığına dikkat çekiliyor.
Yöre ekonomisinin can damarlarından biri olan Şırnak'ın Silopi İlçesi'ndeki Habur sınır kapısı, ikinci bir emre kadar motorin ticaretine kapatıldı. Habur sınır kapısından yapılan mazot ticaretinin, aylık araç kontenjanının dolduğu gerekçesiyle geçici olarak durdurulduğu açıklanmasına rağmen, asıl nedenin ABD'nin artan baskısı olduğu yorumları yapılmıştı.
Konuyla ilgili gelişmeleri Cumhurbaşkanı'na ileten Adnan Elçi, Habur sınır kapısından gelen motorinin, yönetiminde emekli generallerin de yer aldığı ve milyar dolarlarla ifade edilen rant merkezi durumundaki Turkish Petroleum International Company-Türkiye Petrolleri Uluslararası Şirketi (TPIC) ile birlikte altı petrol dağıtım şirketinin tekeline girmesinin, bölge halkına ekonomik açıdan büyük darbe indirdiğini kaydetti.
Elçi'nin ifadesine göre, sadece Şırnak'a kayıtlı 50 bin kamyonun çalıştığı sınır ticareti ile ortaya çıkan olumlu gelişmeler, 2 Eylül 1999 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile motorin ticaretine TPAO'nun offshore şirketi TPIC'in devreye girmesiyle durdu. Elçi, tesisin işletmeye açıldığı 2 Eylül 1999 tarihinden 20 Nisan 2000 tarihine kadar olan zaman içerisinde TPIC işletmesi tarafından, 815 milyon 401 bin litre motorinin şoför esnafından satın alındığını, mevcut tekelci sistem karşısında ekonomik açıdan hiçbir geliri bulunmayan kamyoncu esnafı bu sistemin kurbanı olduğunu ve vergisini bile ödeyemeyecek duruma düştüğünü söyledi. TPIC tekelinin kaldırılmasını isteyen Elçi'ye göre dağıtım şirketleri devreden çıkartılırsa bölge, eski ekonomik canlılığına tekrar kavuşabilir.
TPIC bir tekel!
Elçi, motorin ticaretinden dağıtım şirketlerinin elde ettiği korkunç kâra dikkat çekiyor. Yaklaşık 8 ay zarfında TPIC, 815 milyon 401 bin litre motorin satın aldığına ve her gün TPIC tarafından bölgeye dağıtılan motorin miktarının yaklaşık 4 milyon ton olduğunu söyleyen Elçi sözlerini şöyle sürdürdü: "TPIC ve dağıtım şirketleri tarafından satın alınan motorinin üzerine konulan kâr, gözönünde tutulduğunda dağıtım şirketleri bu işte günde 500 milyar lira kâr ediyor. Sadece sekiz ay zarfında satın alınan 815 milyon tonluk motorinden elde edilen kâr yaklaşık 100 trilyon lira."
Elçi'nin bu açıklamasının yanı sıra Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2001 yılı içinde sınır ticareti yoluyla Irak'tan 1 milyon 445 bin 500 ton tahsis gerçekleştirileceği belirtildi. Tahsis alacak 335 firmaya 2 bin 250 ton mazot getirme hakkı verilirken, TPIC'e ve onun yan kolu durumundaki diğer şirketlere neredeyse "sınırsız" bir hak tanındı. Irak'tan ithal edilen 1 milyon 445 bin 500 ton petrolün 450 bin tonunu TPIC kullanırken, 335 firma ancak 753 bin 750 ton tahsis hakkı kullanabiliyor. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


MGK, Kıbrıs sorununu görüştü
Milli Güvenlik Kurulu (MGK), "Kıbrıs'ta 1974 öncesi karanlık döneme dönülmesi ve bu yönde kapıyı aralayacak herhangi bir oldubittiye göz yumulmasının söz konusu olmayacağını" bildirdi.
MGK, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in başkanlığında Çankaya Köşkü'nde dün toplandı.
MGK'nın mayıs ayı olağan toplantısı, saat 09.30'da başladı ve yaklaşık 4 saat sürdü. Başbakan, Genelkurmay Başkanı, kurul üyesi bakanlar, Kuvvet Komutanları, Jandarma Genel Komutanı ve MGK Genel Sekreteri'nin yanı sıra Başbakan Yardımcıları Devlet Bahçeli, Hüsamettin Özkan ve Mesut Yılmaz'ın da katıldığı toplantının, gündem konuları ile ilgisi nedeniyle Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel toplantının bir bölümüne iştirak etti.
Toplantıda, KKTC'nin ekonomik yönden güçlendirilmesi için daha önce alınan tedbirlerle, Kıbrıs konusundaki son gelişmeler gözden geçirilerek, bazı tespitlerde bulunuldu. Toplantının ardından, MGK Genel Sekreterliği'nce yayımlanan bildiride tespitler şu şekilde dile getirildi: "Kıbrıs'taki sorunların 37 yıldır aşılamamasının temelinde Rum tarafının Kıbrıs'ı bir Yunan adasına dönüştürme saplantısından vazgeçmemesi ve uluslararası anlaşmalar ve hukuk açısından hiçbir meşruluk taşımayan sıfat ve iddialarını sürdürme çabası yatmaktadır. Adada iki eşit halk ve bunları temsil eden iki eşit egemen devlet bulunmaktadır. Kıbrıs'ta iki tarafça kabul edilebilir bir uzlaşının bulunması adadaki iki devletin egemen eşitliğinin benimsenmesine bağlıdır. Güney Kıbrıs'ın 1960 anlaşmalarına aykırı olarak yaptığı tek taraflı müracaat sonucu AB üyeliğine alınması adadaki bölünmeyi derinleştireceği gibi, Doğu Akdeniz'de barış ve istikrarı belirsizliklerle karşı karşıya bırakacaktır. Kıbrıs'ta, Kıbrıs Türklerine büyük acılar çektirmiş olan 1974 öncesi karanlık döneme dönülmesi ve bu yönde kapıyı aralayacak herhangi bir oldubittiye göz yumulması söz konusu olmayacaktır. Türkiye, garantör ülke olarak ahdi ve tarihi vecibeleri doğrultusunda, Kıbrıs Türk halkının esenliği ve güvenliği için gereken her adımı atmaya, ekonomik katkılarını sürdürmeye devam edecek ve KKTC ile işbirliğini güçlendirme ve derinleştirme yönünde gereken çalışmalar hızlandırılacaktır."
www.evrensel.net