Sözleşme tartışılıyor sendikacılar kayıp

Kamu toplusözleşmelerinde yer alan ve toplupazarlık hakkını gaspeden maddeler işyerlerinde tartışılıyor. İmza atan sendikacılar ortada yok!

Sözleşme tartışılıyor sendikacılar kayıp
Türk-İş Başkanı Bayram Meral'in masa başında "bitirmekle" övündüğü kamu toplusözleşmeleri işçiler arasında tartışılırken, sözleşmelerle ilgili konuşacak sendikacı bulunamıyor.
İşçinin, kriz ve zamlar nedeniyle iyice eriyen ücretinin iki yıl sonunda yüzde 30 daha erimesine neden olacak sözleşme, birçok konuda yarattığı kargaşa nedeniyle de tepkilere neden oluyor. Gazetemizi arayan kamu işçileri, özellikle protokolün ikinci ve dördüncü maddeleriyle ilgili sorular yöneltiyor. Bu maddelerle ilgili işyerlerinde ve şubelerde çeşitli tartışmalar yaşandığını belirten işçiler, konunun aslını öğrenmeye çalışıyor. Bayram Meral ve Türk-İş yönetimi ile birlikte sözleşmenin altına imza atan neredeyse hiçbir sendikacıya ise ulaşılamıyor. Sendikaların genel merkez yöneticileri ya toplantıda ya şehirdışında; cep telefonları ise yanıt vermiyor.
Protokolde ne var?
Sözleşme protokolüne göre işçi ücretleri ilk altı ay için yüzde 15 oranında artırılacak. Bu zam oranı kök ücretlere yansıtılacak, ancak ödemesi 2002 yılının Şubat ayında yapılacak. İkinci altı ay yüzde 15 zam ve enflasyon farkının yüzde 80'i, üçüncü altı ay yüzde 10 zam ve enflasyon farkının yüzde 80'i, dördüncü altı ay ise yüzde 10 zam ve enflasyon farkının tamamının ödenmesi öngörülüyor.
Protokolde ücret dışında yer alan ve hükümetin 'iyi niyet'ine bırakılan diğer maddeler şöyle: "Ücrete bağlı olan ödemeler (ikramiye vb.) ile ücretin yüzdesi olarak ifade edilen ödemelerin hiçbirinde artış yapılmayacak. Toplu iş sözleşmelerinde yer alan ücrete bağlı olmayan ödemeler ücret zammı oranında ve ücretin zamlandığı tarih itibariyle artırılarak ödenecek. İşçi sendikaları tarafından getirilen yeni teklifler toplu iş sözleşmelerinde yer almayacak. Genel anlaşma protokolünde yer almayan hususları ise işyeri ve işletmenin özellikleri ve imkânları dikkate alınarak taraflar kendileri çözecek. Hükümet, işgüvencesi yasa tasarısının öncelikli yasa tasarıları ile birlikte görüşülüp sonuçlandırılması için gerekli gayreti gösterecek. Hükümet, özelleştirme nedeniyle işten çıkarılan ve emekliliğe hak kazanmamış işçilerin, uygun kamu kurum ve kuruluşlarına yerleştirilmesi için gayret gösterecek. Hükümet, istek dışı emekliliği gündeme getirmeyecek."
İkramiyeler ne olacak?
Protokolün ikinci maddesinde yer alan "Ücrete bağlı olan ödemeler (ikramiye vb.) ile ücretin yüzdesi olarak ifade edilen ödemelerin hiçbirinde artış yapılmayacak" ifadesi işyerlerinde tepkilere yol açtı. Bazı sendikacılar, bu maddeyle ikramiye oranlarının değil, ikramiye sayılarının kastedildiğini savunurken, bu cevap işçileri tatmin etmiyor. Çünkü sözleşmeyle işçiler, IMF'ye 'niyet mektupları'yla teslim olmuş bir hükümetin 'iyi niyeti'ne terk ediliyor. Akla gelen ve cevaplanması gereken sorular var: Sadece ana hatlarıyla imza altına alındığı söylenen bir sözleşme protokolünde, ikramiye sayısına ilişkin bir ayrıntı neden yer alıyor?
Sendikacılar, eğer gerçekten söyledikleri gibiyse, bu maddeye ilişkin olarak neden kamuoyuna yazılı açıklama yapmıyorlar?
TİS düzenine dinamit
Sözleşme protokolünün en can alıcı maddesi ise, "İşçi sendikaları tarafından getirilen yeni teklifler toplu iş sözleşmelerinde yer almayacak" ifadesinin yer aldığı dördüncü madde. Bu madde, sendikaların toplusözleşme yapma hakkını elinden alıyor. Yani; yasadışı!
Üstelik protokolde yer alan diğer maddelerle ilgili (ücrete bağlı ödemeler vb.) taleplerin de önüne geçiyor. Ayrıca bu maddede neden "işveren sendikası" tarafından değil de, "işçi sendikaları" tarafından yeni öneriler getirilmesine karşı çıkıldığı da merak konusu!
www.evrensel.net