Sadece ekmek...

Sadece ekmek...

42 metrekarelik gecekondularında 6 çocuklu Korkmaz ailesinin tek besin kaynağı bakkaldan veresiye ile alınan ekmek. Aylardır iş bulamayan Mithat Korkmaz, "Böyle gitmez. Benim düşüncem sosyal patlama olur" diyor.

Sadece ekmek...
Serpil İlgün
Mithat Korkmaz, Beykoz Rüzgarlıbahçe'deki hepsi hepsi iki göz gecekondusunun sıvasız duvarına yaslanmış oturuyor. Bütün gün süren iş bulma çabasının sonuçsuzluğu düşünceli yüz ifadesi, konukları olduğunu öğrenince dağılıyor. Az sonra eşi Narin Korkmaz çıkıyor kapıya. Ve yaşları 11 ile 2.5 arası değişen, biri yürüyemeyen 6 kız çocuğu etrafımızı sarıyor. Korkmaz çiftinin "İçerde oturalım" davetinde mahçubiyet var.
"Hava güzel, kapı önünde oturalım. Manzaraya da bakarız" diyoruz. "Manzara güzel ama karın doyurmuyor" karşılığını veren Mithat Korkmaz, içerden getirilen eski sandalyeleri gözleri yeşile doyuran manzaraya doğru yerleştiriyor. Arkasını döndüğü "manzara", sohbet başladığında etkisini yitiriyor.
'Gidecek yerim de yok'
Mithat Korkmaz'ı, 22 yıl önce Kars Ardahan'dan çıkarıp İstanbul'a getiren neden işsizlik. "Yine işsizim ama bu sefer gidecek yerim yok" diyor. İlk yıllar geçici de olsa iş bulmakta zorlanmamış. Ancak son 10 yıl Korkmaz ailesinin "iki yakasını bir araya getiremediği", işsiz geçen günlerin çoğaldığı yıllar olmuş. Oto galerileri ve oto yıkama işlerinde çalışmış daha çok. Korkmaz'ın 22 yıllık çalışma döneminde sigortalı olarak çalıştırıldığı süre ise sadece bir yıl. "İyi bir şirkete girip sigortalı çalışmak istedim ama bulamadım. Konfeksiyonda 6 sene çalıştım. 6 senenin bir senesi sigortalı yapmışlar. Başka da sigortam yok" diyen Korkmaz, son bir yıldır da işsiz olduğunu anlatıyor.
Kuru ekmeğe talim
Daha çok en iyi bildiği işe, oto yıkamacılığı işlerine baktığını söylüyor: "Ama şimdi yıkamacılarda da iş yok. Benzine zam yiyen adam arabasını yıkatamıyor, kendisi yıkıyor. Yıkamacılar da iş olmayınca iş vermiyorlar. Günlük bulduk mu bazen hamallık, bazen inşaat, çalışıyoruz. Ama bir ay olacak, günlük iş bile bulamıyorum" diyen Korkmaz, günlerdir evlerine giren tek yiyeceğin ekmek olduğunu söylüyor sesi titreyerek: "Bir aydır bakkaldan borç yiyoruz ama sade kuru ekmek alıyoruz. Her gün 15 ekmek alıyoruz. Yediğimiz başka birşey yok. Bakkal bugün yarın 'borcunuzu getirin' diyecek. Nerden getireceğim? Bakkala da yazık. O da haklı. 150 milyon olmuştur borcum. Beş kuruş param da yok."
Fakirdik, iyice fakir olduk
40 yaşındaki Korkmaz'a göre işsizliğinin nedeni halkını düşünmeyen politikacılar. "Krizi de bize çıkardılar. Fakirdik, iyice fakir olduk" diyen Korkmaz, Kemal Derviş'in de halk için değil, zenginler için gönderildiğini söylüyor. "Memlekete dönsem, orasıda aynı. Hayvancılık bitmiş. Memleket burdan daha kötü. Köylü de perişan. Domates yerinden 100 bin liraya çıkıp, burada 1 milyondan satılıyorsa köylü ne yapacak? Köylüsü de, işçisi de, memuru da aynı durumda. Böyle gitmez, sosyal patlama olur benim düşüncem. Halkımızla birlik olmak gerekiyor. Memleket düzelirse ancak böyle düzelir."
Kucağında doğuştan kalça çıkığı sorunu nedeniyle yürüyemeyen 4.5 yaşındaki kızı Filiz'le eşini dinleyen Narin Korkmaz, bir kadın ve anne olarak sorunları daha yakıcı hissediyor. "Kızım yürüyebilse daha güçlü olurdum. Ama onu tedavi ettirememek, kolumu kanadımı kırıyor. Yürümek istiyor, bir çare bulamıyorum" diyen Narin Korkmaz'ın sözlerinin bundan sonrasına gözyaşları eşlik ediyor. O ana kadar muzipçe gülüşen birbirinden sevimli kızlar sessizleşiyorlar. Narin Korkmaz, zamları anımsayınca öfkeleniyor.
Okutalım, ama nasıl?
"Akşam yat, sabah kalk zam. Ondan kıs, bundan kıs. Olmuyor. Çocuklarımın beslenmelerine kuru ekmek koyup gönderiyorum. Derviş, Derviş dediler. Geldi ne yaptı? Hepten batırdı. Fedakârlık yapmak gerekiyormuş. O zaman o milletvekilleri üç ay maaş almasınlar. Bakalım ne oluyor? Garibandan mı açık kapatılacakmış. Ben istemez miydim çocuğumun beslenmesine elma koyayım, peynir, salam koyayım. Özeniyor çocuğum. Ama yok. Niye eşim çalışmasın ki? Ne yapacağımızı şaşırdık. Akşam yine kuru ekmek yiyeceğiz. Zenginler aham şaham herşeyi yesin de benim çocuklarım niye yemesin? Çocuklarım çalışkan. Bütün dersleri pekiyi. Öğretmenleri 'okutun' diyor. Biz de istiyoruz ama nasıl?" diye soran Narin Korkmaz, ev işlerine giderek eşine destek olmaya çalıştığını, ancak son üç aydır temizlik işi bulamadığını anlatıyor.
Bütün çevresinin işsiz olduğunu belirten Korkmaz, işsizliğin ailelerin huzurunu da etkilediğine vurgu yapıyor. "Gece gündüz iş aranıyor ama bulunamıyor. Bu defada ne oluyor, kavga çıkıyor, mecbur çıkıyor. İşsizlik insanı bunaltıyor. Biz sadaka veya bağış istemiyoruz. İş istiyoruz. Çocuklarımın karnı doysun, okutayım, millet iş bulsun başka birşey istemiyorum."
Narin Korkmaz sözlerini bitirdiğinde, sessizlik bozulmuyor bir süre. Çocuklar hareketlenip, 42 metrekarelik gecekondunun etrafında dönmeye başlıyorlar sonra. 10 yıl önce büyük zorluklarla edindikleri bu tapusuz küçük gecekondunun da, yüzlercesi gibi yıkım tehditi altında olduğunu söylüyor Mithat Korkmaz.
Sessizlik çöküyor yine. Karın doyurmayan manzara, çökmeye başlayan karanlığın içinde belirsizleşiyor.
www.evrensel.net