Kıyımın bahanesi kriz

Kıyımın bahanesi kriz

Şubat ayından bu yana maaşlarından yüzde 30 kesinti yapılan, ücretsiz izin dayatılan Lombardini'de, uygulamaların kabul edilmesi durumunda işçi çıkarmayacağı sözünü veren patron, 9 kişiyi işten çıkardı.

Kıyımın bahanesi kriz
Serpil İlgün
Kalite çemberi ve esnek çalışmanın uygulandığı Lombardini fabrikasında, işten atılmalar yaşanmayacağı sözünü vererek, şubat ayından bu yana maaşlardan kesinti yapan ve ücretsiz izin dayatan patron şimdi işçi atıyor.
Kartal'da kurulu Anadolu Motor'a bağlı, İtalyan patentli Lombardini fabrikasında 4'ü sendikalı 9 kişi işten atıldı. Birleşik Metal'in örgütlü olduğu fabrikada 110 işçi çalışıyor. Bugüne kadar en ufak bir protestonun bile gerçekleşmediği fabrikada yaşanan işten atmalar, işyeri komitesinin canlanmasını sağlarken, BMS Kartal Şube Başkanı Doğan Kaya, şubelerinin örgütlü olduğu işyerlerinde 4 ay içinde 100 işçinin işten atıldığını söyledi.
Az işçiyle çok üretim
İşten atılan işçilerden Ekrem Kır ve Ender Gündüz, krizin bahane edildiği fabrikada üretim miktarının değişmediğine vurgu yaparak, Lombardini patronlarının krizden yararlandıklarını belirttiler. Tarım araç gereçleri üreten Lombardini'de, şubat krizini gerekçe gösteren patronun, işçi atmayacağı sözünü vererek, karşılığında çalışanlardan fedakârlık yapmalarını istediğini aktaran Ekrem Kır, maaş kesintisi, ücretsiz izin gibi uygulamaları, işlerini kaybetmemek için kabul ettiklerini söyledi. 5.5 yıl önce girdiği fabrikanın dökümhane bölümünde çalışan Kır, "Kriz diyorlar ama dökümhanede hiç boş kalmadık. Üretimimiz düşmedi. Siparişlere yetişemiyorduk" dedi. Kır'ın sözlerini, boyahane ve ambar bölümlerinde çalışan Ender Gündüz de onaylarken, 9 Mayıs akşamı, paydosa yarım saat kala çağrılarak, kendilerine işten atıldıklarının söylendiğini ve önlerine konan kağıtları imzalamalarının istendiğini ifade ederek şunları söyledi: "Tecrübesizlik, bilgisizlik var. Çağrılıyorsunuz ve 'imza at' deniyor. 'Atmasam ne olur' diye düşünemiyorsun. 15 dakikada bitti her şey."
Gündüz ve Kır, "kriz var", "zarardayız" gibi söylemlerin, Lombardini patronlarının fabrika dışındaki yeni yatırımlarından kaynaklandığını söylüyorlar. "Zarar etmişlerse fabrikamızdan, üretimden, işçiden kaynaklı değil. Enerji krizi var, elektrikler kesilecek deniyordu ya, patronlar fırsattan yararlanmak istediler, jeneratör ve bir de klima işine girdiler. Buralardan zararlar edildiğini duyduk. Jeneratörün, klimanın faturasını da bizden çıkardılar" diyen Gündüz, işten çıkarmalarının 9 kişiyle sınırlı kalmayacağına vurgu yaptı.
Ekrem Kır, kalite çemberi uygulamasına 1996 yılında geçilen Lombardini'de, Anadolu Yıldızları Dönüşüm Projesi (AYDÖP) adıyla hayata geçirilen kalite çemberinin nasıl uygulandığını anlattı: "Eğitimcilerin çıkardığı haftalık eğitim programlarında, 'Artık yeni bir süreç başlıyor. Bu süreçte işçi ve işveren ayırımı ortadan kalkacak' dendi.
Hepimizin bir aile olduğunu, fabrikanın hepimizin olduğunu, bunun için her işçinin çaba sarfetmesi gerektiğini söylediler. Üretim artırılacak, maliyet düşürülecekti.
Gruplar oluşturuldu. Her bölümde beşerli altışarlı gruplar vardı. Ben kendi bölümümde üç tane gruba katıldım. Bütün grupların maça, kokil gibi bir adı vardı. O zamanlar bunun bize nasıl yansıyacağının farkında değildik.
Grup, iyleştirmeler yapınca ne oluyor? Bir bakıyoruz 2-3 arkadaşımız boşa çıkmış. Boşa çıkması ne demek? İşten atılması demek. Nerde kaldı sizin yıldızınız? Fabrikayı küçülttüler. Kalite çemberine başlandığında fabrikada 180 işçi iken, üç yıl sonra 110 kişi kaldık. İşçi sayısı düştükçe üretimde azalma oldu mu? Hayır. O zaman 180 kişiyle günlük 45-50 civarında motor üretirken, bugün 110 kişi 65 motor üretimi yapıyorduk."
Kalite çemberinin olumsuz sonuçlarını yaşayarak öğrenen işçilerin, patronun "E-5'te bunu yapacak çok adam var" türündeki tehditlerine karşın, son bir yıldır grup oluşturmadığını belirten Kır, söz konusu eğitim çalışmalarında işçilerin sosyal yaşamlarına da müdahele edildiğini vurguladı: "Aile sorunları, kişi ilişkileri, dünyaya bakış açımız nasıl olmalıdır diye de eğitim verdiler. Kalite istediler, üretim, verim istediler. Verdik, sonuç ne oldu? Kapıya konduk."
'Tek yol örgütlü mücadele'
Ender Gündüz, işçilerin artık ne sarı kağıtlardan yapılmış "altın" hediyelere, ne de süslü vaatlere kanmadığını ifade etti. "Bizi epey kandırdılar. Ama artık işçi uyandı. Kimseyi de bir gruba katamazlar artık. Anladık ki, kalite çemberleri denen olay, aleyhimizedir" diyen Gündüz, işten atılmalarla fabrikada iki yıl önce oluşturulan işyeri komitesinin de canlandığını söyledi.
Montaj, takımhane, imalat ve dökümhane bölümlerindeki işçilerin yer aldığı komitenin, bölünmüşlüğü ortadan kaldırmayı ve saldırılara karşı koymayı amaçladığını belirten Gündüz, "Sendikalı olmak önemlidir ama gerçekten örgütlülük müdür? Saldırıların püskürtülmesinin bir tek yolu örgütlü mücadeledir. Tek bir yumruk olmaktır. Bunu daha önce yapmamak, işten atılmamıza neden oldu" dedi.
"İşçiler olarak bir bütün olsaydık şu günleri yaşamayacaktık. Bizim çıkartılmamız en azından fabrikadaki diğer arkadaşları daha bir kenetlendirdi. Sendikaya gidip, tartışan biri değildik. Ama şimdi geriye dönüp baktığımda keşke gitseymişim diyorum. Daha bilgili olurdum, önüme konan çıkış kağıdımı imzalamazdım" diyen Ekrem Kır, iş aramaya başladığını ancak, bulmasının kolay olmayacağını belirtti.
"Çalışırken işsiz olan arkadaşlarımızın durumunu görüyorduk ve biz o duruma düşmeyiz inşallah diyorduk ama şimdi biz de işşisiz. Gerçekten çok kötü. Çocuğumun geleceğini bu şartlarda nasıl hazırlayacağımı bilmiyorum" diyen Ender Gündüz de, işçi ve emekçilerin ancak bölünmüşlüklerini ortadan kaldırırlarsa mücadelenin başarıya ulaşacağını kaydetti. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön
www.evrensel.net