Bakanlığa diyalog çağrısı

Bakanlığa diyalog çağrısı

"Diyaloğa Davet" adı altında bir araya gelen tutuklu yakınları ile parti, sendika, dernek ve kitle örgütü temsilcileri, ölüm oruçlarının bitmesi ve diyalog sürecinin başlatılması için Ankara'da çeşitli girişimlerde bulundu.

Bakanlığa diyalog çağrısı
"Diyaloğa Davet" adı altında bir araya gelen parti, kitle örgütü ve sendika temsilcileri ile sanatçılardan oluşan girişim, cezaevlerinde süren ölüm oruçlarının bitmesi için diyalog sürecinin başlatılması ve yeni can kayıplarının önüne geçilmesi için Ankara'da çeşitli girişimlerde bulundu.
EMEP, HADEP, ÖDP, SİP, DİSK, KESK, İHD, ÇHD, Türkiye Ortadoğu Forumu Vakfı, PSAKD, Halkevleri, 68'liler Birliği Vakfı, Sanatçı ve Aydın Girişimi ile tutuklu yakınları temsilcilerinin oluşturduğu "Diyaloğa Davet" grubunun önceki akşam iki otobüsle yola çıkan İstanbul ayağı, dün sabah saatlerinde İstanbul-Ankara Otoyolu'nun Ankara Turnikeler çıkışına ulaştı.
Burada parti ve kitle örgütlerinin oluşturduğu heyet tarafından karşılanan grup, daha sonra jandarmalar tarafından durduruldu. Yaklaşık iki saat bekletilen otobüslerde bulunanlar, GBT kontrolünden geçirildi. İstanbul'dan gelenleri taşıyan otobüsler öğle saatlerinde, planlanan eylemin yapılacağı Kızılay Konur Sokak yakınlarına ulaştı.
Bu arada Ankara'daki örgütlerin temsilci ve üyeleri de saat 11.30'dan itibaren Konur Sokak'ta toplanmaya başladı. Topluluk, İstanbul'dan gelenleri "Hücreler ölümdür girmeyeceğiz" "Tecrit son bulsun ölümler durdurulsun" sloganlarını atarak, Mehmet Özer'in okuduğu şiirleri dinleyerek ve Efkan Şeşen'le birlikte şarkı söyleyerek bekledi. İstanbul'dan gelenlerin "Yaşam hakkına saygı ölümleri durdurun" yazılı pankartı taşıyarak yürüyüş kolu oluşturup Selanik ve Yüksel Caddesi üzerinden Konur Sokak'a ulaşmasının ardından planlanan eylemin ilk bölümü başladı. "Hücreleri parçala, tutsaklara sahip çık", "Anaların öfkesi, katilleri boğacak" şeklinde sloganlar atan 600 kişilik topluluk, cezaevlerinde yüzlerce insanın daha ölümle burun buruna olduğunu belirterek, yeni can kayıplarının önüne geçilmesini istediler.
'Ölümler diyalogla durdurulur'
Eylemde konuşan İHD Genel Başkanı Hüsnü Öndül, devletin cezaevlerindeki tutuklularla görüşmesi gerektiğini belirterek, "Cezaevlerinde, sokakta devlet vatandaşının şikayetlerini dinlemeli, uygun taleplerini yerine getirmelidir" dedi. Aydın ve Sanatçı Girişimi adına konuşan Haluk Gerger ise "Artık bu tabutlar kaldırılmalıdır. Vicdanlarımız bu ölümleri kaldıramıyor. Tutuklularla görüşülmesini istiyoruz" dedi. Tutuklu yakınları adına konuşan Berran Yıldırım, "Evlatlarımız hücrelerde çıldırıyor ya da ölüyor. Artık daha fazla mezar görmek istemiyoruz. Çocuklarımızı sağ verdik, sağ istiyoruz" eletirisinde bulundu. Ölüm orucunda hayatını kaybeden tutuklu yakını Canan Kulaksız'ın babası Ahmet Kulaksız da "İki kızım vardı biri öldü diğeri ölüm orucunu sürdürüyor. Bakan görevin ailelerde olduğunu söylüyor. Hiç bir çağdaş ülkede devlet kendi sorumluluğunu anaya, babaya yüklemez. Devlet evlatlarımızla görüşsün, onların talepleri kabul edilemez talepler değil" diye konuştu.
Eylemin ardından Cumhurbaşkanlığı, TBMM Başkanlığı ve Adalet Bakanlığı'na gidecek 8'er kişilik heyetler oluşturuldu. TMMOB Başkanı Kaya Güvenç başkanlığında, EMEP, HADEP, ÖDP, İHD ve tutuklu ailelerinden oluşan heyetin TBMM Başkanı ve başkanvekilleriyle görüşme istekleri kabul edilmedi. Güvenç, Meclis Başkanı ile görüşmek için Meclis'e geldiklerini ancak hem başkanın ve hem de başkan vekillerinin, "müsait değiliz" diyerek kendileriyle görüşmediklerini söyledi.Heyet üyeleri daha sonra Meclis İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Hüseyin Akgül ile görüştü. Hüseyin Akgül görüşme sırasında, ölüm oruçlarının Türkiye'nin olduğu kadar dünyanın da gündemini meşgul ettiğini ifade ederek, çözüme yönelik girişimde bulunması için Cumhurbaşkanı'na da konuyu ilettiklerini bildirdi. İHD Genel Başkanı Hüsnü Öndül başkanlığında, Cumhurbaşkanlığı ile görüşme talebinde bulunan heyetin randevu talebi ise reddedildi. Haluk Gerger başkanlığındaki heyetin Adalet Bakanı ile görüşme talebi de karşılıksız kaldı.
"Diyaloğa davet" adı altında toplanan örgütlerin Cumhurbaşkanlığı, Meclis Başkanlığı ve Adalet Bakanlığı ile görüşme taleplerinin yanıtsız kalması, akşam saatlerinde de Konur Sokak'ta yapılan gösteriyle protesto edildi. "Yeni ölümler istemiyoruz" "Diyalog başlatılsın" sloganlarını atan 500 kişilik topluluk, ölümlere seyirci kalınmaması vurgusu yaptı. Hüsnü Öndül, yaptığı açıklamada, görüşme taleplerinin yineleneceğini ve diyalog süreci başlayıncaya kadar etkinliklerin süreceğini bildirdi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


İnsan haklarında iyileşme yok
İHD Diyarbakır Şubesi 4 aylık işkence raporunu açıkladı. İHD Diyarbakır Şubesi Başkanı Osman Baydemir, Anayasal sistemde işkence ve kötü muamelenin yasaklanmış ve suç sayılmış olmasına rağmen hazırladıkları raporda yaygın bir işkence olgusuyla karşılaştıklarını söyledi.
Baydemir işkence ve kötü muamelenin polis ve jandarma karakollarında, aracın içinde, cezaevlerinde mahkemeye veya hastaneye sevk sırasında araçlarda, ev baskınları sırasında, adliye binasında ve sokakta gerçekleştiğini söyledi.
İHD'ye işkence başvurusu yapan 227 kişiden 95'inin evde, okulda, sokakta, cezaevinde işkenceye maruz kaldığı ifade edilen raporda şikayetçilerin yüzde 53'ünün 25 yaşın altında olduğu belirtildi. İşkenceye uğrayan 227 kişiden, yüzde 36'sı emniyet birimlerinde, yüzde 4'ü jandarma birimlerinde, yüzde 20'si okulda, yüzde 5'i cezaevinde, yüzde 15'i sokakta, yüzde 2'si evde işkence ve kötü muameleye maruz kaldığını belirtilirken yüzde 18'inden ise haber alınamadığı vurgulandı.
Jandarma ve emniyet birimleriyle diğer sorgu merkezlerinde tutulan 133 kişiye uygulanan işkence yöntemlerinin yüzdeleri ile verildiği raporda, yöntemler şöyle sıralandı: Darp edilme, hakaret, hücrede tutulma, tehdit, küfür, ayakta bekletme, tuvalet ihtiyacının karşılanmaması, yüksek sesle müzik dinletme, yemek ihtiyacının karşılanmaması, tazyikli su, göz bağlama, elektirik şoku, testis burma, ajanlık teklifi, hücre kapısına bağlama...
İşkence rutin hale geldi
Baydemir, ocak-nisan aylarında başvuran 227 kişiden 105'iyle yaptıkları birebir görüşmelerde şu tespitlerin yapıldığını söyledi:"Gözaltına alınanların çoğu, hücrede tutulma, göz bağlama, yüksek sesle müzik dinleme, arama esnasında soyma işkence görenlerin seslerinin dinletilmesi, istemediği şekilde hakarete zorlanma gibi uygulamaları işkence olarak tanımlamamakta, gözaltına alınan her kişiye uygulanan rutin uygulamalar olarak kanıksanmaktadır. Gözaltına alınma nedenlerine ilişkin hiçbir açıklama yapılmamakta ve araca bindirildikten hemen sonra gözleri bağlanmaktadır. Çoğu nerede tutulduklarını bilmemektedir. İşkence ile beyanda bulunmaya zorlanmakta ve beyanlar okutulmadan imzalanmaktadır. Adli makamlar önüne çıkarıldıklarında kolluk ifadelerini reddetmeleri halinde geri götürülerek aynı uygulamalara maruz bırakılacakları yönünde tehdit edilmektedir. Çıkarıldıkları cumhuriyet savcılıklarında işkenceye ve kötü muameleye maruz kaldığını beyan etmelerine rağmen soruşturma başlatılmamaktadır. Sağlık ocağı ve hastanelerde detaylı olarak muayene edilmemekte vucudunda iz bulunmasına rağmen rapor verilmemektedir. Doktora herhangi birşey söylememesi yönünde tehdit edilmektedir. İşkence gördüğüne dair adli rapor bulunmasına rağmen takipsizlik kararı verilmektedir. Gözaltı kayıtları CMUK hükümlerine uyulmadan hazırlanmakta ve gözaltı süresi aşılabilmektedir."
www.evrensel.net