Türkiye dünyanın 'tarım pazarı' oldu

TZOB hazırladığı tarım raporunda, Türkiye tarımının hızla "dünyanın yükselen pazarı" haline geldiği ve özellikle küçük çiftçiliğin bitirilmeye çalışıldığına dikkat çekildi.

Türkiye dünyanın 'tarım pazarı' oldu
Tarım son yıllarda uygulanan IMF programı ile büyük bir çöküş yaşıyor. Konuya ilişkin bir rapor hazırlayan TZOB, nüfusun yüzde 40'ına yakınının tarımdan geçimini sağladığı Türkiye'nin "istikrar paketleri" ve son olarak da Kemal Derviş'in hazırladığı programla hızla "dünyanın yükselen tarım pazarı" haline geldiğine dikkati çekti.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) yarın başlayacak olan 22. Genel Kurul toplantısına sunmak üzere bir rapor hazırladı. Raporda, yeni ekonomik programda yer alan tarımda "sadece dünya fiyatları ile satılabilen veya rekabet edilebilen ürünlerin üretilmesi" politikasının kabul edilemeyeceği belirtilirken, bunun ülkeyi dünyanın önde gelen tarım pazarı haline getireceği vurgulandı.
"Zirai ve İktisadi Rapor 1999-2000" adlı raporda, Derviş'in hazırladığı "Türkiye'nin Güçlü Ekonomiye Geçiş" programı da sert bir dille eleştirildi. Bu programın da önceki başarısız programın bir devamı niteliğinde olduğu, toplumun değişik kesimlerinin, özellikle tarım kesiminin görüşü alınmadan hazırlandığı ifade edilen raporda, bu nedenle başarı şansının zayıf, tarım kesimi tarafından desteklenmesi mümkün olmayan bir program olduğu kaydedildi.
Tarımın stratejik bir sektör olduğu, sadece ekonomik değil, sosyal ve çevresel fonksiyonlarının bulunduğu anlatılan raporda, "Özellikle sadece ülkemiz gibi aile işletmelerinin çoğunlukta olduğu ve istihdam sorunları yaşayan ülkelerde, sadece rekabet edilebilir ürünlerin üretiminin devamı politikasının kabul edilmesi mümkün değildir" denildi.
Küçük çiftçi yok oluyor
"İstikrar programları"nın tarım üzerindeki etkisinin de değerlendirildiği raporda, tarımın piyasa ekonomisine açılmasının, üretici, tüketici ve ülke ekonomisi üzerindeki etkileri ayrı ayrı ele alındı.
Rapora göre, tarımın piyasa ekonomisine açılması halinde, sektöre yönelik desteklerin kalkmasıyla, başta toprak, tohumluk, kredi olmak üzere tarımsal üretimin tüm girdilerinin fiyatları, piyasa ekonomisinin kurallarına göre belirlenecek.
Ancak, çiftçinin bu sürece uyum göstermesini sağlayacak ara mekanizmalar ve kurumlar oluşturulmadığı için, küçük ve ortak ölçekli çiftçiler önemli sorunlarla karşı karşıya kalacak. Girdi sübvansiyonlarının 2003 yılında kaldırılması ile piyasaya ayak uyduramayan küçük çiftçiler üretimden vazgeçecek. Devletin destekleme alımlarından ve fiyat müdahalelerinden çekilmesi ile küçük çiftçi pazarlık gücünü yitirecek ve toplayıcının istediği fiyattan ürününü satacak. Devletin tohum üretimi ve satışından çekilmesi, kısa dönemde fiyatları artıracak.
Refah düzeyi daha da düşecek
Destekleme sistemleri revize edilmeden Doğrudan Gelir Desteği'ne geçilmesinin, fakir çiftçiye karşılıksız gelir aktarımı yapılmasının, tarımda gelir dağılımını düzeltmeyeceği, aksine üretimi caydırıcı etki yapacağı vurgulanan raporda, üreticinin örgütsüz olması nedeniyle ürün satış fiyatlarının, dolayısıyla üreticinin refah seviyesinin düşeceği vurgulandı.
Tarım kesimine, fiyat, doğrudan ödeme, girdi desteği ya da düşük oranlı kredi faizleriyle verilen her desteğin temelinde vergi mükellefi olan tarım ürünleri tüketicilerinin bulunduğu belirtilen raporda, desteklerin kalkmasıyla tüketicilerin kaynak aktarmaktan kurtulamayacağı, aktardıkları kaynağın ulusal ve uluslararası pazara hakim kesimlere gideceği kaydedildi.
Tarımın serbest piyasa ekonomisinin işleyişine bırakılması halinde, ülkenin tarım ürünü ithalatçısı haline dönüşeceği belirtilen TZOB raporunda, SEK, EBK ve Yem Sanayii'nin özelleştirilmesinin, hayvancılık sektörünü dışa bağımlı hale getirdiğine işaret edildi. Devletin tohumluk piyasasından çekilmesinin, Türkiye tarımını tohumluk açısından dışa bağımlı, tarlaları da yabancı tohumlukların "deneme alanı" hale getireceği kaydedilen raporda, çokuluslu firmaların her türlü denemeyi yapar duruma geleceği anlatıldı. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön
www.evrensel.net