Daha diyecek ne kaldı ki?

Malatya'da satamadığı tütünü ile birlikte evini yakan ve cezaevine konulan Mahmut Ödev'in ailesi, bir brandanın altında yaşamaya çalışıyor.

Daha diyecek ne kaldı ki?
Yusuf Karadaş
Malatya'nın Akçadağ ilçesine bağlı Yağmurlu köyündeyiz. İki hafta ürettiği tütünü satamadğı için tütünüyle birlikte evini yakan Mahmut Ödev'in köyü burası. Hani, yarıcılık yaptığı tarlada bir yıllık emekle ürettiği tütünü satamayan; ailesinin ifadesiyle "çıldırma noktasına gelerek" tütünüyle birlikte evini de yakan, sonra da tutuklanıp cezaevine gönderilen Mahmut Ödev'in...
Daha yaptığı basın toplantılarında, "Ödev'in yaptığının Kemal Derviş programının üreticileri hangi noktalara süreklediğinin ve sürekleyeceğinin anlaşılması bakımından önemli olduğunu" söyleyen Tek Gıda-İş Sendikası yöneticileri; Bölge Sekreteri Yusuf Artan ve Teşkilatlanma Sekreteri Servet Akbudak ile birlikte gittik Yağmurlu köyüne. Tek Gıda-İş, Mahmut Ödev cezaevine girdikten sonra çamur içinde, çadır niyetine serilen branda altında yaşamak zorunda kalan Ödev ailesine gıda ve para yardımı yapıyor.
'Evimiz, ekmeğimiz olsun istemiştik'
Mahmut Ödev'in annesi Elif Ana; küçük yaştaki üç cocuğuyla çamur içinde yaşamaya çalışan eşi Ayşe Ödev başlıyorlar anlatmaya; "Çocuklar çıplak ayaklarıyla çamur içinde kalıyorlar. Biz sadece başımızı sokacak bir evimiz, yiyecek ekmeğimiz olsun istemiştik, ama olmadı". Ayşe Ödev, tavanı çökmüş toprak evlerini göstererek, "Aslında doğrusunu söylemek gerekirse, kışın evde de bu branda altından farksızdık. Her yağmurda ev su içinde kalıyordu" diyor.
Alacaklılar kapıya dayanınca...
Ayşe Ödev, 10 yıl önce evlenmiş ve 10 yıldır Mahmut Ödev'in yarıcılık yaparak ürettiği tütünle iyi kötü geçiniyorlarmış. Ama bu yıl böyle olmamış, Mahmut Ödev bir yıllık emeğinin ürününü Tekel'e götürdüğünde, "belgelerini yaptırmakta geciktiği" gerekçesiyle tütünü alınmamış.
"Her şey ondan sonra başladı" diyor Ayşe Ödev. Alacaklılar kapıya dayanmaya başlamış, bir yanda ekmek bekleyen çocuklar, bir yanda alacaklılar, öbür yanda satamadığı tütünüyle kalan Mahmut Ödev, böyle gelmiş "çıldırma noktası"na...
Çocuklar üşüyor, ev yok
Elif Ana, hem oğlunun böyle bir şey yapmış olmasını içine sindiremeyişinden, hem de oğlu cezaevindeyken ortada kalmalarından olsa gerek; sürekli ağlıyor. Elif Ana, Türkçe bilmediği için Kürtçe yanıt veriyor sorulanlara...
20 yıl önce toprakları olmadığı için Adıyaman'dan göç etmişler Malatya'ya; yarıcılık yapmak için. Yağmurlu köyüne böyle yerleşmişler. Bir yandan ağlıyor, bir yandan kesik kesik konuşuyor Elif Ana; "Çocuklar hasta, üşüyor. Ev yok. Mahmut yok. Devlet derdiniz ne, diye gelip bakmadı".
Mahmut Ödev'in abisi Mehmet Ödev, "Devlet ürettiğimiz tütünü almazsa, biz nereye gideriz, nasıl geçiniriz? Bu bebelerin suçu ne?" diye soruyor. Sonra da sorunlarını anlatmaya başlıyor; "58 yaşındayım. 150 kilo, kota verdiler: Biz yarıcılık yapıyoruz. Toprağımız yok. Çocuklarımı nasıl geçindireceğim. Artık gücüm yok ki, gidip başka bir işte çalışayım".
Köyün eski Muhtarı Nazım Arslan da, köydeki 250 hanenin hiç toprağı olmadığını ve yaşamlarını yarıcılık yaparak kazandıklarını anlatıyor. "Bugüne kadar topraktan ekmeğimiz çıkarıyorduk. Son birkaç senede hepimiz tükendik; toprak sahibi de yarıcı da" diyen Arslan, Tarım Kredi Kooperatifi'ne 6 milyar lira borcu olduğunu, borcunu ödemek için toprağını satışa çıkardığını, ama alıcı bulamadığını söylüyor. Arslan, "Böyle giderse hepimizin sonu Mahmut gibi olacak. Sendika Mahmut'a yardım etti, ama daha kaç Mahmut'a yardım edebilir ki?" diye de ekliyor.
Komşulardan Muhittin Eren de, bir yanda yanmış evi, öbür yanda branda önünde bekleşen çocukları göstererek, "Daha diyecek ne kaldı ki; bizi bu hale düşürenler utansın" diyor.
www.evrensel.net