Özelleştirme-kaçakçılık iç içe

Son olarak "beyaz benzin" ile gündeme gelen İzmit Körfezi'nde, Derince Limanı'nın özelleştirme politikaları ile yatırımsızlıktan tasfiyeye tabi tutulmasıyla birlikte sayıları hızla artan özel limanlar, usulsüz çalışmalarına rağmen yetkililer tarafından denetlenmiyor.

Özelleştirme-kaçakçılık iç içe
Muzaffer Özkurt
İzmit Körfezi'nde tek liman olma özelliği taşıyan Derince Limanı'nı atıl hale getirerek, özel iskelelere rant kapısını sonuna kadar açan hükümetler, bu iskelelerden yapılan kaçakçılığı da önlemeye yönelik tedbir almıyor. Son olarak "beyaz benzin" ile dikkatleri üzerine çeken Körfez'de kaçakçılık özel iskelelerin açılmasıyla birlikte patladı. Şu an İzmik Körfezi'nde 34 tane özel liman bulunuyor.
Yılda 11 milyon ton mal giriş ve çıkışı olan İzmit Körfezi'nin liman geliri yıllık 200 trilyon lira civarında. Derince Limanı ise bu yükün ancak 1 milyon tonunu çekebiliyor. Devlet limanı olan Derince Limanı'na iş yaptırılmamasından dolayı her gün 15 milyar lira zarar ediyor.
14-15 gemi kapasiteli Derince Limanı karayolu ve demiryolu bağlantılı. Gümrük teşkilatı olan ve sıkı güvenlik tedbirleri bulunan liman, uluslararası özelliklere haiz olduğu tescillenmiş. Limanda 300 kadrolu, 73 geçici işçi ve 150'ye yakın memur çalışıyor.
10 yıldır İzmit Körfezi'nin rantının özel iskelelere peşkeş çekilmemesi için mücadele eden Liman-İş Kocaeli Şube Başkanı Sadettin Acar'la derince limanı ve özel iskelelerle ilgili görüştük.
Yönetmelik oyunu
"1982 yönetmeliğinin 6. maddesine göre Derince Limanı dolmadan özel iskelelere gemi yanaşamıyor, ancak gemi açıkta kaldığında oraya yanaşıyordu. Bu yönetmelikte özel iskeleler sadece kendi kuruluşları için mal indirip bindirme yapabiliyordu" diyen Acar, 1987'de değiştirilen yönetmelikle özel iskelelerin önünün açıldığını söyledi.
Acar zamanın Valisi İhsan Dede'nin 5 Mayıs 1986 yılında İçişleri Bakanlığı'na gönderdiği yazıya dikkat çekerek, "Bu yazıyla vali 1982 yılındaki yönetmeliğin 6. maddesinin aynen korunması gerektiğini söylüyor. Bu maddenin değiştirilmesi halinde Derince Limanı'nın kaderine terk edileceğini belirtiyor. Vali gümrük yönetmeliğinin 181. maddesi gereği de malların Derince Limanı'na getirilmesinin şart olduğunu vurguladı. Ancak 1987 yılında yönetmelik değiştirildi" dedi.
1990 yılında ise SHP'li Ulaştırma Bakanı Mehmet Gücegün'ün bu peşkeşi durdurmak için tekrar eski yönetmeliği devreye soktuğunu anlatan Acar, "Mehmet Gücegün lobi faaliyetleriyle bakanlıktan oldu. İktidar değişti yerine SHP'li Onur Kumbaracıbaşı geldi ve o çıkarttığı yönetmelikle özel iskelelerin önünü tekrar açtı" dedi.
Devletin İzmit Körfezi'nden alması gereken paranın kriz sonrası 200 trilyona çıktığını ifade eden Acar, "Kaynak aranıyorsa İzmit'te yeterli kaynak var. Devlet liman gelirlerinden kaybediyor, işçi oturmak değil çalışmak ve alnının teriyle para kazanmak istiyor" dedi. İzmit Körfezi'nde 34 özel liman bulunuyor. Acar bu iskeleleri şöyle anlatıyor:
"Fabrikalar mallarını indirip bindirmek için iskele kurdular. Buralar devlet arazisi ve krediyi de devlet verdi. Bunlar liman değildir ve gelişi güzel kurulmuştur. Daha sonra devlet bunlara liman gibi çalışma izni verdi. Buralarda gümrük kontrolü Derince Limanı'nın yüzde biri değil. Buralarda her türlü çeteleşme, kaçakçılık, rüşvet hepsi mevcut. Bunlar basına da yansıdı."
İş kazası değil cinayet
Bu iskelelerde mesleki eğitimden geçmemiş, günde 12 saat çalıştırılan sigortasız işçilerin bulunduğunu ifade eden Acar, "Buna rağmen kimse ses çıkartmadı, parayı bulan buldu orada çalışanlar ölüme terk edildi. Buradaki işkazası normal değil. İş kazası her türlü tedbir alındıktan sonra olur. Burada işçilerin hatasından değil. 6 kişilik işçi postası 3 kişiden oluşuyor. İnsanlar bile bile ölümün içine sokuyorlar. Bunlar iş kazası değil para kazanmak için yapılan cinayettir. Şimdiye kadar tespit ettiğimiz 85 işçi öldü. Buna sebep olan insanların da yargılanması gerekir. Sigortaları yok. Ölüm yada kaza halinde geriye dönük sigorta yaptırılarak SSK dolandırılıyor. Ve bu limanlarda 2500 işçi çalışıyor. Liman işkolu dünyada ikinci ağır işkoludur. Derince Limanı'nda işgüvenliğine ilişkin gerekli tedbirler bulunuyor" dedi.
Peşkeşin boyutu büyük
30 bin tonluk geminin iskele sahibine 150 bin dolar getirisi olduğunu, taşeronun bu paranın 30 bin dolarını aldığını ve işçilere bunun küçük bir kısmının verildiğine dikkat çeken Acar, "Bir geminin işi bir haftadır. 5000 gemiden sadece 400'ü Derince Limanı'na gelir. Kalanı özel iskeleye yönlendiriliyor. Bu işle iştigal eden bürokratlar devlet kazansın istemez, özel iskeleler kazansın ister. Bunlar güçlü kişiler ve siyasi ayakları da var. Kaybeden halk oluyor" diye konuştu.
Devlet limanından kimsenin kaçakçılık yapma şansının olmadığını da ifade eden Acar, "Özel iskelelerde neyin girip çıktığı belli olmuyor. Yurda silah eroin belki bu yollarla giriyor. Çevre Bakanı'nı çevre zarar gördüğü için, Çalışma Bakanı'nı kaçak işçi çalıştırıldığı ve devlet zarara uğratıldığı için, Ulaştırma Bakanı'nı her gün 15 milyar zarar ettirildiğimiz için müdahale etmeleri konusunda uyarıyoruz. Gümrükten sorumlu bakanın emniyetsiz alanlardan mal girişi yapılmasına karşı çıkması lazım. Bu bakanlıkların bir araya gelerek bu liman olayına ele almaları ve çözmeleri gerikiyor" dedi.
Ecevit muhalefetteyken soru önergesi vermişti
Acar'ın başvurduğu kişiler arasında Başbakan Bülent Ecevit de bulunuyor. 1995 yılında Ecevit'le görştüklerini ve bu olayları kendisine aktardıklarını söyleyen Acar, Ecevit'in kendilerine hak vererek Meclis araştıma önergesi verdiğini söyledi. "O zamanlar muhalefetteydi Şimdi Başbakan oldu niye çözmüyor sorunu? Muhalefetteyken 'Son derece haklısın' diyorsun, iktidara geliyorsun unutuyorsun. Bu nasıl halkı korumak?" diyen Acar, emekçiden yanayız diye tüm bakanların bu konuda yan çizdiğini ifade etti.
"Yönetmelik Denizcilikten Sorumlu Bakanın iki dudağı arasında. Bakanı da yönlendirenler var ve bunlar gizli patronlar. Çünkü özel iskeleleri destekliyorlar. Bunun adı soygundur. Kanun dışı iş yapmak isteyen kişiler özel limanlara gider. Bu konuda bakanları milletvekillerini defalarca uyardık. 'Derince Limanı dolsun ondan sonra açıkta bekleyen gemi özel iskeleye gitsin. Özel iskelenin şartlarını da Derince Limanı'ndaki şartlara uydursunlar' dedik. Bunlara tedbirler alın dedik" diyen Acar, şimdiye kadar İzmit'e gelen 5 bakanın söz verdiğini, ancak hiçbirinin sözünü tutamadığını ifade etti.
İstanbul, İskenderun'da ve İzmir Aliağa'da bulunan Devlet Limanları'nın da aynı duruma getirildiğini ifade eden Acar, "1992 yılından beri bu mücadele sürüyor. Sendikacılığı amatörce yapıyorum. Bu liman çalışırsa halk kazanacak. İşçi arkadaşlarımız da iş yapmak istiyorlar. Yarınlarının tehlikeli olduğunu biliyorlar. Çünkü özel iskelelerde, kölelik şartlarında çalıştırılıyor insanlar. Bunlar yapılırken devletin limanı burada tutuluyor. Bunun altında yatan en büyük neden limanları birilerine özelleştirilerek peşkeş çekilmek istenmesi var. Limancılık en kârlı işkolu. Türkiye'nin 3 yeri denizlerle çevrili. Ülkenin denizciliğe ve limancılığa önem vermesi gerekir. Türkiye'nin büyük kayıpları var. Ülkenin kaymağını özel iskelelerle götürüyor, birileri de göz yumuyor" dedi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön
www.evrensel.net