Adanalı üreticiler de  eylem yaptı

Adanalı üreticiler de eylem yaptı

Adanalı üreticiler, dün yaptıkları eylemde Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş'in Türkiye'yi terketmesini istediler.

Adanalı üreticiler de eylem yaptı
Adanalı üreticiler, dün yaptıkları eylemde Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş'in Türkiye'yi terketmesini istediler. "Go Home Derviş efendi", "Tarlamızı, buğdayımızı yakmadan, çiftçiler ölmeden sesimize kulak verin" yazılı pankartların taşındığı eylemde, "Hükümet istifa", " Hacizdik satıldık" sloganları atıldı.
Öğlen saatlerinde Çukobirlik
önünde toplanan Adanalı üreticiler, eylemlerinin sonuçlanacağı İmamoğlu ilçesine gitmek için harekete geçmeden önce, basına bir açıklama yaptılar.
Üreticiler adına konuşan Yusuf Özer isimli çiftçi, üreticinin ürettiklerinin maliyetini karşılayamayacak duruma getirildiğini söyledi. Özer, IMF politikalarının ve son krizle birlikte Kemal Derviş'in isteklerinin çiftçiyi bu hale getirdiğini anlatarak, hükümete tepkili olduklarını belirtti.
Üreticiyi ciddiye alsınlar
Üretici Yusuf Özer, "Artık bütün mallarımıza haciz geliyor. Çiftçinin ve halkın sesini duyan yok. Hükümet Derviş'in söylediklerini uygulamaktan başka birşey bilmiyor. Derviş artık evine dönsün. Bizi bu hale Derviş'in ekonomi politikaları getirdi.Hükümet bizleri umursamaz ve dikkate almaz tavrından vazgeçsin. Toprak Mahsülleri Ofisi buğdayımızı peşin parayla alsın.Tepkimizi ortaya koymaya devam edeceğiz." diye konuştu. Açıklama boyunca sıksık " Go Home Derviş efendi", " Hükümet istifa", "Hacizdik satıldık" sloganları atan üreticiler traktörleriyle konvoy oluşturarak İmamoğlu İlçesine gitti ve orada dağıldılar. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Savunmaya yargı baskısı
Tuna Arıgüç
Ulucanlar katliamının mağdurlarının sanık sandalyesine oturtulduğu davanın avukatlarına "Slogan atmak" ve "izleyicileri jandarmaya karşı kışkırtmak" iddiasıyla açılan soruşturmada, savcılığa savunmalar verildi. Avukatlar savunmalarında, iddiaların maddi ve hukuki dayanaktan yoksun ve ciddiyetsiz olduğunu belirterek, savunma haklarının ortadan kaldırılmak istendiğini ifade ettiler.
Ulucanlar katliamı davası Ankara 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülürken, mahkeme heyeti tarafından sanıklara söz hakkı verilmemiş, avukatların savunma yapması engellenmiş, avukatlar da "Reddi hakim" talebinde bulunmuştu. Duruşma sonrası sanıkların jandarma tarafından dövülmesine avukatlar tepki göstermişti. Ardından da savunma avukatları hakkında Jandarma Genel Komutanlığı'nın ihbarı sonucunda soruşturma açılmıştı.
Sendikacı Süleyman Yeter'in gözaltında katledilmesine ilişkin davayı izleyen 58 kişi hakkında da "Cumhuriyeti tahkir ve tezyif ettikleri" ettikleri iddiasıyla, 1 ile 6'şar yıl arasında ağır hapis istemiyle dava açılmıştı.
Savunmalarını ortak yazılı metinle veren avukatlar, iddiaların dayanaktan yoksun, ciddi olmaktan uzak olduğunu belirterek, bu soruşturmanın savunma hakkını ortadan kaldırma amaçlı olduğunu ifade ettiler. Avukatlar, Ulucanlar davasının 24 Ekim 2000 tarihinde yapılan duruşmasında, Ulucanlar Cezaevi'nde bulunan müvekkillerinin jandarma tarafından darp edildiğini ve bir kısım sanığın yaralarının adli tabiplik tarafından tespit edildiğini kaydederek, gazetelerde yer alan haberlerin de olayları jandarmanın çıkardığını doğruladığını ifade ettiler. Avukatlar, sanıkların savunma hakkının duruşma tutanaklarında yer aldığı gibi, söz hakkı verilmemek suretiyle mahkeme heyeti tarafından engellendiğinin altını çizdiler.
Savunma yapmadan öldüler
Ölüm oruçlarında yaşamını yitiren Hatice Yürekli ile Hülya Tümgan'ın olaylı duruşmada savunma yapmak için söz hakkı alamadığını hatırlatan avukatlar, "Bu iki kişi yaşamını yitirmiştir. Savunma hakkı en temel insan hakkıdır" dediler. Avukatlar, duruşmada mahkeme heyetinin salonun insiyatifini tamamen jandarmalara bıraktığını, sanıkların salondan çıkacakları sırada jandarmalar tarafından dövüldüğünü de kaydettiler. Mahkeme heyetinden, müvekkillerin uzun süredir açlık grevinde olduğu hatırlatılarak saldırının sonlandırılmasını istediklerini ancak jandarmanın saldırıyı durdurmadığı gibi Avukat Suna Coşkun'u da tartakladığının altını çizen avukatlar, şöyle devam ettiler; "Duruşmada mahkeme heyetinden talepte bulunmamız, slogan atmak ve kışkırtıcılık olarak nitelendirilmiştir. Tarafımızdan hiçbir şekilde slogan atılmamış, sanıklar ve mahkeme salonundaki izleyiciler jandarmaya karşı kışkırtılmamış ve jandarma aleyhine bağırtılmadığı gibi mukavemette de bulunulmamıştır."
Mahkemenin, Jandarma Genel Komutanlığı'nın hukuksal anlamdan yoksun bir ihbarına dayanarak kendileri hakkında soruşturma yürütmesini endişe verici bir durum olarak nitelendiren avukatlar, soruşturmaya olur veren Adalet Bakanlığı'nı da eleştirdiler.
Savcıdan ilginç tutum
Ulucanlar davası avukatlarının savunmasını alan Cumhuriyet Başsavcı vekili Ahmet Soylu'nun, avukatların kimlik bilgisini aldığı sırada, "Ayakta durun soruşturuluyorsunuz" uyarısında bulunması dikkat çekti. Bunun üzerine avukatlar, savunma verdiklerini, mahkemede olmadıklarını Soylu'ya hatırlattılar. Soylu'nun savunma veren avukatları ayakta durmaya zorlaması üzerine, avukatlar "Mahkemede değiliz, avukat olduğumuzu hatırlatırız" dediler. Baro Yönetim Kurulu üyesi Taner Ünlü'nün de tanıklığında gerçekleşen olayın ardından avukatlar, "savunma"ya yönelik bu tür davranışların savunma hakkı üzerindeki baskıları gözler önüne serdiğini belirttiler.
www.evrensel.net