Gençler söz hakkı istiyor

Gençler söz hakkı istiyor

Bugün 19 Mayıs... Gençlik ve Spor Bayramı yine kalabalık öğrenci yığınlarının ter döktüğü "zorunlu kutlamalar" yapılacak.

Gençler söz hakkı istiyor
Savaş Velioğlu
Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı, bu yıl da ülkenin her köşesinde gençlerin "zorunlu" olarak katıldığı resmi törenlerle kutlanıyor. Bilim ve demokrasiden uzak bir eğitim sistemiyle yetiştirilen, fabrikalarda, atölyelerde ucuz emek sömürüsüne maruz bırakılan, kahveleri dolduran gençler, bir bayramlarını daha kasvetli resmi törenler ile geçirecek. Gençler, sadece 19 Mayıs'larda verdikleri demeçlerde "gençlik gelecektir" diyen yetkililere öfkeli. Pek çok talebi var gençlerin, ancak bu taleplerini dile getirmenin dahi "suç" sayıldığı bir ülkede kimsenin kendilerini dinlemediğini düşünüyorlar.
Törenler göstermelik
Lise öğrencisi Aysun Taşer, resmi 19 Mayıs kutlamalarındaki temel çelişkiye dikkat çekerek, "19 Mayıs Gençlik Bayramı deniliyor, fakat gençlere törenlerde zorla iş yaptırılıyor" diyor ve bu törenlerin göstermelik olduğunu söylüyor.
Kutlamalarda, gençlerin sorunlarının dile getirilmediğini, bugünün törenlerle geçiştirildiğini dile getiren Taşer, "Biz gençler bu sistem içersinde atlar gibi birbirimizle yarıştırılıyoruz. İçinde bulunduğumuz eğitim sisteminin çelişkileri ve eşitsizlikler yetkililer tarafından görmezden geliniyor. Bizlere sosyal anlamda hiçbir şey sunulmuyor, memur gibi okulumuza gidip geliyoruz. Geleceğimizi düşünmemize ve kendi geleceğimizi kurmamıza izin vermiyorlar, bizleri robotlaştırmaya çalışıyorlar" diyor. Gençlerin sadece 19 Mayıs günü hatırlanmasının hiç bir anlamı olmadığını da söyleyen Aysun Taşer, gençelre kendilerini ifade edebilecekleri alanlar yaratılması gerektiğini vurguluyor.
Zoraki bayram!
Gökçe Öztürk, İstanbul Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu 1. sınıf öğrencisi. Üç yıl önce 19 Mayıs çalışmasına zoraki olarak katıldığını söylüyor. Çünkü beden eğitimi dersi öğretmenleri katılmayanları sınıfta bırakıyormuş.
O gün hissediklerini şöyle anlatıyor Gökçe Öztürk; "Törende Türkiye haritasını oluşturuyorduk, yaklaşık üç saat güneşin altında gösterimizi sergiledik. Yaptığımız bu çalışma bana çok anlamsız gelmişti, çünkü haritayı oluşturan insanlar bundan herhangi bir fayda görmüyordu. O insanlara harita içersinde yaşayan birer birey oldukları ve gelecek için faydalı işler yapmaları öğretilmiyordu. Haritanın sınırları içerisinde yaşayan insanlara sağlıklı işler yapmaları için olanak sağlanmadıktan sonra sınırları oluşturmanın hiç bir anlamı yok".
Bilim engelleniyor
Ülkenin geleceğinin gençler olduğunu söyleyenlerin, gençlere düşüncelerini özgürce dile getirme izni vermediğini vurgulayan Gökçe Öztürk, "Kendimizi anlatacağımız platform sayısı çok az. Mevcut olanlarda bürokrasinin engelleriyle karşılaşıyor. Üniversitede okumamız düşüncelerimizi özgürce söyleyebilmemiz anlamına gelmiyor, kendi platformlarımızı kendimiz yaratmaya çalışıyoruz. Ülkenin geleceği denilen biz gençlerin okullarımızda aldığı derslerin hiçbir bilimsel yönü yok ve yapmak istediğimiz bilimsel çalışmaların önü kesilmekte. Bizler karanlık bir gelecek istemiyorsak birlikte hareket etmeliyiz" diyor.
Düşüncemizi soran yok!
Tuğba Tekin de aynı okulda 1. sınıf öğrencisi. Yetkililerin gençleri hiçe saydığını, sadece 19 Mayıs'ta hatırladıklarını söylüyor. "Alınan kararlarda, bizimle ilgili yapılan çalışmalarda gençlerin düşünceleri alınmıyor ve kendi kafalarına göre doğru olanı yapıyorlar. Ülkenin geleceği olduğumuzu söylüyorlar, fakat ben gençlerin yani bizim geleceğimizi pek iç açıcı görmüyorum" diyen Tekin, gençlerin ortak hareket etmesi halinde geleceklerini kendilerinin kurabileceğini düşünüyor.
İstanbul Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği 3. sınıf öğrencisi Süleyman Koyuncu da gençlerin yalnızca, 19 Mayıs'ta hatırlandığı düşüncesinde.
Tüketen bir gençlik!
Koyuncu, "Bizlere verilen eğitimin çarpıklıkları düzeltilmezken 19 Mayıs'larda gençlerle ilgili güzel sözler söylemenin benim için hiçbir anlamı yok. Demokratik haklarımız verilmeden ve birçok hakkımız engellenirken 19 Mayıs'ın benim için pek bir anlamı yok. Gençliğin geleceği sistem tarafından karartılıyor. Genç olarak yapmak isteyipte olanaksızlıklardan dolayı yapamadığım birçok şey var" diye konuşuyor.
İşçi gençlerden Sait Eryılmaz ise, sistemin kendi istediği gençlik modelini oluşturduğunu belirterek, bu gençliği "kahvelerden çıkmayan, üretmeyen hep tüketen bir gençlik" olarak nitelendiriyor.
'Kutlamak anlamsız'
İstanbul Üniversitesi Elektronik Mühendisliği Bölümü öğrencisi Filiz Sezer, 19 Mayıs'ı kutlamanın anlamsız olduğunu şu sözlerle anlatıyor; "Geçliğin vahim bir durum içerisine sokulduğu günümüzde 19 Mayıs'ı Geçlik Bayramı olarak kutlamamızın benim açımdan pek anlamı yok".
www.evrensel.net