Bana bir kitap ısmarlar mısın?

Bana bir kitap ısmarlar mısın?

İnsan rahata, güzele, iyiye kolayca ve çabucak alışıyor. Yurt dışına her çıkışımda sokakların temizliği, ulaşımın kolaylığı bu yüzden yadırgatmıyor beni.

Bana bir kitap ısmarlar mısın?
Sennur Sezer
İnsan rahata, güzele, iyiye kolayca ve çabucak alışıyor. Yurt dışına her çıkışımda sokakların temizliği, ulaşımın kolaylığı bu yüzden yadırgatmıyor beni. Stuttgart DIDF tarafından bir şenlik düzenlendi. Ben de oradaydım. Bu kez hiç gurbette gibi duyumsamadım kendimi. Yeşilköy Havaalanı'ndan bindik. İndiğimiz havaalanında sigara içilmez işaretinin altında teşekkür sözcüğü Almanca, İngilizce ve Türkçe olarak yeralıyor. Pasaport kontrolunda sorulan sorular bile tanıdık. Sormasalar şaşarım.
Şenlik yapılacak salon pek geniş, pek güzel. Çevresi lale bahçesi. Fiskiyeli havuzlar falan. Giriş kapısının yanına koca bir döner tezgahı kurulmuş. Şenliği düzenleyenler, yani DİDF Stuttgart Dostluk ve Dayanışma Derneği üyeleri harıl harıl çalışıyor. Bilmeyen mesleklerinin dönercilik olduğunu sanır. Onlara kolay gelsin deyip daldım içeri. Tam elimi kolumu sallayarak salona girmek ne demek diye şaşacaktım, imdadıma Alman güvenlikçiler yetişti. Herkesi dışarı çıkarttırıp içeri girerken bir güzel aradılar. Sonradan görevlilerin arama yapmasının yanlışlığı tartışılınca Türkiye'de olmadığımı anımsadım. Gurbet havasına girmeden hoşgeldin faslı başladı. İkide bir bir dileğin, "bir eksiğin var mı" diye soruyorlar. "Tek eksiğim var. Adnan Özyalçıner" diyorum. Son günlerdeki bütün programlar biraraya gelmeyelim diye yapılıyor sanki. Biz birbirimizi ikide bir telefonla arayınca kıskıs gülüyorlar. Bana hemen bir cep telefonu aranıyor.
Messe denilen şenlik salonunda önce geniş bir dış mekân var. Bir tür iç avlu. Ortada kahve, çay, bira, şampanya, sandviç satan bir büfe var. Bir Alman işletmesi. Tam karşısına geniş bir kitap sergisi açılmış. Elbette Türkçe kitaplar sergileniyor. Evrensel Basım Yayın'ın kitapları gözalıyor. (Reklam değil. Gerçekten yeni dizilerin düzeni pek çekici) Hem büfenin hem kitap sergisinin önü cıvıl cıvıl. Tam kitaplara bakıp geçeceğim, bir delikanlı bana sesleniyor: "Arkadaşım bana bir kitap alacak. Ne almasını öğütlersiniz?" Biraz anlamadan bakmış olmalıyım. Açıklıyor, "Kitabı ben seçeceğim, o ödeyecek." Ve bu "kitap ısmarlamaları" değişik biçimlerde sürüp gidiyor. Çok hoşuma gidiyor bu birbirine kitap alma işi. Bu tavır moda olsa da, Türkiye'ye de gelse. O sıra bir genç yaklaşıyor. "Ne istersin Abla?" diyor "Ne getireyim". İçecek ya da yiyecek bir şey kastediyor herhalde. Ben onu şaşırtmak istiyorum. "Bana bir kitap ısmarlar mısın?" Hiç duraksamıyor. Görevliye sesleniyor, "Ablanın seçtiği kitap benden". Anlaşılan bu bir gelenek. Şenlikten şenliğe mi geçerli, bira ısmarlar gibi hep mi var, araştırmalı. Özyalçıner'i aradığımda araya sıkıştırıyorum bu ısmarlama olayını. "Anlaşılan uzayacak konukluğun" diyor. Stuttgart konukluğum bu yüzden uzamadı. Başka kültürel etkinlikler var. Yazarım sanırım.
www.evrensel.net