İşte öğrencilerin alternatifi

Altı aydır AOBP'ye hayır kampanyasını yürüten öğrenciler, üniversite sınavına ilişkin önerilerini dile getirdikleri bir rapor hazırladılar. Kısa vadede, AOBP uygulamasının kaldırılmasını isteyen öğrenciler, uzun vadede ise merkezi sınav sistemine ihtiyaç duyulmayacak bir sistemin yaşama geçirilmesinin hedeflenmesi gerektiğini vurguluyorlar.

İşte öğrencilerin alternatifi
Özlem Dinler
İstanbul'daki 55 lisede "AOBP'ye hayır" kampanyasını yürüten liseli öğrenci temsilcileri "Yükseköğrenime Geçiş Sisteminin Değerlendirilmesi ve Çözüm Önerileri" başlıklı bir rapor hazırladı.
"AOBP kaldırılsın!, Üniversite hakkı için 1 milyon imza" kampanyası adı altında yürüttükleri imza kampanyalarını, 21 Mayıs'ta Cumhurbaşkanlığı'nı ziyaretlerinin ardından bitirecek olan liseliler, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e hazırladıkları raporu da sunacaklar.
Öğrencilerin Eğitim-Sen 2 No'lu şubede düzenledikleri basın toplantısında dağıttıkları raporda, 'öğrencinin yorum bilgisini, anlama ve kavrama yeteneğini artırmak, öğrenciyi dershanelerde soru kalıplarını ezberlemekten kurtarmak' için ortaya konan ÖSS sisteminin bu amacına ulaşmadığı, sorunu daha derinleştirdiği vurgulanıyor.
AOBP kaldırılmalı
Ortaöğretimin üniversiteye girişteki etkisinin artırılmasını hedefleyen AOBP uygulamasının, okullar arasındaki uçurumu artıran, adaletsizliği derinleştiren bir puanlama sistemi olduğunun ifade edildiği raporda, üniversiteye giriş sistemini ilişkin yeni öneriler de bulunuyor. Üniversitelerin İlkçağ ve Ortaçağ'daki yükseköğrenim anlayışının ele alındığı raporda, dünya nüfusunda yaşanan hızlı artış ve yüksek öğrenime verilen önemin artması nedeni 1960'larda üniversitelere olan talebi arttırdığı, üniversitelerin ise bu talebi karşılayamaz hale geldiği vurgulanıyor.
Eşitlik ilkesi gözardı edildi
1970'lerde değişen ekonomi politikaları sonucu eğitimin bir hak olmaktan çıkarılıp, eğitimde eşitlik ilkesinin gözardı edildiğinin belirtildiği raporda, fiili olarak da 1980'lerde yaşama geçmeye başlayan süreçte, üniversite eğitiminin bir hak olmaktan çıkarak, zengin bir azınlığın gidebildiği bir ayrıcalık olarak değerlendirilmeye başlandığı ifade ediliyor. Raporda 1980'li yıllarda üniversitenin asıl niteliği olan "bilimsel üretim yapan kurum" olma özelliğinin arka plana itildiği de vurgulanıyor.
Üniversite eğitimi 'seçkin'leşiyor
Üniversitelerin kapasitesinin talebi karşılayamaz hale gelmesiyle 1974 yılından itibaren üniversiteye girişte merkezi sınav yapılmaya başlandığınin belirtildiği raporda, 1981'den sonra üniversiteye giriş sınavının iki basamaklı olarak uygulanmaya başlandığı ve ülkemizde her yıl sadece 1,5 milyon öğrencinin üniversite sınavına girdiği belirtiliyor. Üniversiteyi nitelikli işgücü yetiştiren ve sanayinin sorunlarını çözen bir kurum olarak gören yaklaşımın ükemizde özellikle '80'li yıllardan sonra egemen hale geldiğinin vurgulandığı raporda, ÖSS sistemi ve Ağırlıklandırılmış Ortaöğretim Başarı Puanı uygulamasının bu anlayışın ürünü olduğu ifade ediliyor. Raporda, bu uygulamanın, dershanelere artık ihtiyaç kalmayacağı, eğitimde fırsat eşitliği sağlanacağı iddialarıyla uygulamaya konulduğu, ancak bu uygulama ile üniversite eğitiminin seçkin bir azınlığa verilen ayrıcalıklı bir eğitim haline getirilmeye çalışıldığı verilerle açıklanıyor.
'Mutlu bir azınlık' yaratılıyor
AOBP'nın özel okullar ile devlet okulları arasında büyük eşitsizlikler doğurduğunun belirtildiği raporda, bu düzenleme ile devletin giderek "mutlu bir azınlık" yarattığı açıklanıyor. Eşitsizliğin 2000 yılı ÖSS sonuçlarının verilerek yansıtılmaya çalışıldığı raporda ayrıca genel liselerin ve meslek liselerinin, fen liselerinin, anadolu liselerinin ve kolejlerin durumu ve yüksek öğretim sınavlarının maliyeti de açıklanıyor. AOBP uygulamasının yasal bir zorunluluk olduğunun söz konusu olmadığının belirtildiği raporda, öğrencilerin ve velilerin istekleri doğrultusunda bir sınav ve puanlama sisteminin belirlenmesi öneriliyor. Öğrencilerin ve velilerin ÖSS ve AOBP'ye tepkilerinin de yer aldığı raporda, diğer ülkelerdeki yükseköğretime geçiş sistemleri anlatılıyor. Bu sistemlere bakıldığında, hiçbir yerde Türkiye'deki gibi ciddi eleyici bir sistemin olmayışı dikkat çekiyor. Raporda üniversiteye giriş sistemiyle ilgili olarak getirilen öneriler kısa vadede ve uzun vadede yapılacaklar şeklinde sıralanıyor.
Öğrencilerin önerileri
"Öğrenciler arasında ve okullar arasında ciddi eşitsizlikler yaratan AOBP uygulamasının kaldırılması, bunun yerine öğrencinin yine ortaöğretimdeki başarısının üniversiteye girişte etki etmesini sağlayacak ama okullar arasındaki dengeyi bozmayacak, bir kastlaşma yaratmayacak, her öğrencinin başarısını daha etkili olarak değerlendirilebilecek bir başarı puanı ölçümü"nün kısa vadede getirilmesi gerektiği vurgulanan raporda, uzun vadede yapılacak şeyin ise üniversite sınavını kaldırmak olduğu ifade ediliyor.
Eğitime daha fazla kaynak ayrılmalı
Merkezi sınav sistemine ihtiyaç duyulmayacak, kontenjan sınırlaması olmayacak ve isteyenin istediği üniversite ve bölüme başvuru yapabileceği bir sistemin yaşama geçirilmesinin hedeflenmesi gerektiğinin belirtildiği raporda, bütçeden eğitime daha fazla kaynak ayrılması isteniyor. Raporda sonuç olarak, yükseköğretimin toplumsal gelişim açısından getireceği faydalar ve genç kuşağın yetişmesindeki önemi gözönünde bulundurularak, üniversite eğitiminin herkes için bir hak olduğu anlaşıyının yaşama geçirilmesi gerektiği kaydediliyor.
Raporda, bunun için üniversite eğitimi parasız hale getirilmesi, devletin zor durumdaki ailelerin çocuklarına daha geniş burs imkânı vermesi, en önemlisi de yüksek öğrenimi seçkin bir azınlığın ayrıcalığı haline getiren ÖSS ve AOBP sistemine son verilmesi gerektiği vurgulanıyor.
www.evrensel.net