'Temiz eller' göstermelik!

"Temiz eller", "yolsuzlukla mücadele" havası, eski Cumhurbaşkanı Demirel'in "aile fotoğrafı"nda yeralan isimlerin de tutuklanmasıyla güçlendirilmeye çalışılıyor.

'Temiz eller' göstermelik!
Emine Uyar
Eski cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in 'aile fotoğrafı'nda arka arkaya tutuklananların oluşturduğu zincirin son halkası Cavit Çağlar oldu. Çağlar'ın da Türkiye'ye getirilip cezaevine konulmasıyla birlikte, "temizleniyoruz" söylemleri bir kez daha devlet yetkilileri tarafından dile getirilmeye başlandı. Halbuki, üç yıl önce Demirel'in 'aile fotoğrafı' ile ilgili dava açan İzmir Barosu Çetelere Karşı Hukukun Üstünlüğü Komisyonu Üyesi Avukat Cemal Doğan, bu "temizliğin" göstermelik olduğunu vurguluyor.

Avukat Doğan, öncelikle, açtıkları dava ile ilgili bilgi veriyor. 'Aile fotoğrafı'nın gazetelerde yayınlanmasından 2 gün sonra Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde tazminat davası açtıklarını söyleyen Doğan, davayı açma gerekçelerini şöyle açıklıyor: "Bir cumhurbaşkanı böyle bir fotoğraf çektirirse onu denetleme görevi olan yurttaş bundan üzülür. Bu fotoğraftaki kişiler muhtemelen sanık olacaklar ve Cumhurbaşkanı bunlara ailem demekle, ilerde bunların davalarına bakacak hakimlere, 'Bunlar benim ailemdir, yargının önünde rahat ettirin' mesajını vermiş olur. Bu da Anayasa'daki yargının bağımsızlığına aykırıdır. Çünkü o yargıçların bir kısmını Cumhurbaşkanı seçmektedir. Anayasa Mahkemesi'ne Yargıtay'a atamalar olmaktadır. Böyle bir direk iletişim de var. İşin organik boyutu var." Ancak, başta kabul edilmesine ve delillerin incelenmesine karar verilmesine rağmen daha sonra dava reddeldi.
Avukat Cemal Doğan, dolaylı olarak siyasetle ilgili olan davaların dönemin siyasi konjonktürünün şekline göre karara bağlandığını belirterek, Demirel'in Devlet Başkanlığı'ndan ayrılmasından beri, Türkiye'nin "temizlenmeye" karar verdiği bir sürecin yaşandığını söylüyor. Doğan bu "temizliği" şöyle değerlendiriyor: "O süreçten beri kişiler ve kurumlar bazında sürekli mesajlar veriyorlar ama bunlar bireysel bazda oluyor. Hiçbir zaman örgütlü bir şekilde gidilmiyor üzerine. Halka şu mesaj veriliyor; 'Biz devlet olarak tepeden tırnağa temizlenmeye karar verdik. Siz yurttaş olarak rahat olun sizin birşey yapmanıza gerek yok. Biz bu kirliliğin farkındayız' diyorlar". Demirel'in o günlerde kendisini savunurken, "Yargı önüne çıkmamıştır bunlar" dediğini, bugün ise, "Yargı önüne çıktılar, cezaevindeler ama henüz ceza almadılar" dediğini hatırlatan Doğan, önemli olanın halkın ne dediği olduğunu vurguluyor. Doğan, "Halkın bizim gibi düşündüğünü düşünüyorum. En azından devlet temizlenmeye hangi saikle karar verirse versin halkın temizlenme güdüsü var. Sağlıklı bir yola kanalize edilirse bu güdü, doğru bir muhalefete angaje edilebilirse sonuç alınır" diyor.
Halkın tepkisinin, devletin değirmenine su olması ihtimalinin de olduğuna dikkat çeken Doğan, Susurluk'taki muhalefetin 28 Şubat Süreci'ne dönüştürüldüğünü hatırlatıyor ve ekliyor, "Bu tabiiki bizim o zamanki yetersizliğimizi, muhalefeti sağlıklı bir rotaya oturtamadığımızı gösterir." Av. Doğan, şu anda da görünenin aynı şey olduğunu, taleplerin çok doğru ve haklı olduğunu, düzene yöneldiğini dile getirerek, şöyle devam ediyor: "Düzen derhal bunun önlemlerini alıp, 'biz de farkındayız zaten' diyor, sanki onlar hiç bu işin unsurları değillermiş gibi. Göstermelik yargılamalar, göstermelik tutuklamalar, göstermelik önlemler, tasarruf önlemleri..."
Her oynadığı oyunda devletin biraz daha prim ve prestij kaybettiğini, halkın gerçekleri gördüğünü ifade eden Doğan, yapılması gerekenin, yasal sınırları meşru sınırlara doğru iteklemek olduğunu belirterek, yasal sınırlarla yetinildiği sürece bir şey elde edilemeyeceğinin, mutlaka meşru sınırlarla yasal sınırlar arasındaki boşluğun doldurularak fiili durumlar yaratmak gerektiğini sözlerine ekliyor.
www.evrensel.net