Avukatlara F tipi soruşturması

Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, Edirne F Tipi'nde taciz boyutuna varan üst aramalarına karşı çıkan avukatlar hakkında soruşturma başlattı.

Avukatlara F tipi soruşturması
Jülide Kalıç
F tipi cezaevlerine giriş çıkışlarda onur kırıcı, aşağılayıcı ve taciz boyutuna varan üst aramalarına maruz kalan baro avukatları hakkında, bu uygulamalara karşı çıkmaları gerekçe gösterilerek soruşturma açıldı. F tipi ve diğer cezaevlerinin bulunduğu illerdeki cumhuriyet savcılıkları, kendi açtıkları soruşturmalarla yetinmeyerek, bir de İstanbul Barosu'ndan üst aramalarına karşı çıkan avukatlar hakkında disiplin soruşturması açmasını istediler.
Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, Edirne F tipi Cezaevi'nde bulunan müvekkilleriyle görüşmek isterken, inanılmaz muamelelerle karşılaşan avukatlar Sevim Akat, Gül Altay, Fatma Gül Yolcu ve Mihriban Kırdök hakkında, "devlet memuruna hakaret" ettikleri iddiasıyla soruşturma başlattı. Edirne F Tipi Cezaevi'ndeki iki bayan gardiyan ve cezaevi müdürünün hazırladığı tutanağın ardından başlatılan soruşturma dahilinde Akat, Altay, Yolcu ve Kırdök, 21 Mayıs 2001 tarihinde Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı'na giderek ifade verecek.
Tacize varan arama
Avukatlar hakkında soruşturma açılmasına kadar varan olaylar şöyle gelişir:
İstanbul Barosu'na kayıtlı avukatlar, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan ve avukatların cezaevlerine giriş ve çıkışlarıyla ilgili ağır düzenlemeler içeren Üçlü Protokol'e rağmen, 19 Aralık operasyonunun yarattığı endişeleri gidermek ve müvekkillerine hukuki yardımda bulunmak üzere 25 Aralık tarihinden itibaren cezaevlerine gitmeye başlarlar. Ancak, cezaevine giriş ve çıkışlarda aşağılayıcı ve onurlarını ayaklar altına alıcı davranışlarla karşılaşırlar. Edirne F Tipi Cezaevi'ne 22 Ocak 2001 tarihinde müvekkilleriyle görüşmeye giden Sevim Akat, Gül Altay, Fatma Gül Yolcu ve Mihriban Kırdök'ten aramalar sırasında iç çamaşırlarını dahi çıkarmaları istenir.
Cezaevi yönetiminin bu tutumu karşısında şaşkına dönen avukatlar, yaşadıklarını anlattılar: "Regl olmamız nedeniyle iç çamaşırlarımızın altı da kontrol edilmek istendi. Buna izin vermediğimiz için tartışma çıktı. Müdür ile görüşmek istediğimizi söyledik. Bunun üzerine gelen müdür ısrarla aramanın elle yapılacağını, bu arama yapılmadan görüşe giremeyeceğimizi belirtti. Biz de elle aramaya karşı çıkmadığımızı, ancak özel durum nedeniyle yapılmak istenen uygulamaya onur kırıcı olması nedeniyle izin vermeyeceğimizi söyledik. Bu arada orada bulunan jandarma, duruma müdahale edip müdüre bağırarak, 'Bunları içeri alma, arama yapılmasına izin vermiyorlar, hep bunlar yüzünden cezaevlerinde olaylar oluyor, bombalar ve silahlar içeriye sokuluyor' deyince müdür de 'Sizi içeri almıyorum, ya aramayı bu şekilde kabul edersiniz ya da çekip gidersiniz' deyip yanımızdan ayrıldı. Bir süre sonra albay geldi. Biz bu arada birinci ve ikinci müdür olduğunu düşündüğümüz, tüm ısrarlarımıza karşın isimlerini ve sıfatlarını öğrenemediğimiz kişiler ile konuşuyorduk. Ancak bu şahıslar çözümleyici olmak yerine avukatları müvekkilleri ile özdeşleştirerek suçlayıcı ve tehditkâr tarzda konuşmalar yaptılar. Albay ise tartışmalara katılarak 'nizam ve intizam ile hareket ettiğimizi, hukukun ise nizam ve intizam kabul etmeyeceğini, kendisinin de arandığını, neden itiraz ettiğimizi, aramayı yapanların da bayan olduğunu, burada bu konunun açıklanmasından utanmamız gerektiğini söyledi."
Evrensel ilkelere aykırı
Söz konusu aşağılayıcı davranışlara maruz kalan avukatlar, idarenin olumsuz tutumu nedeniyle iç çamaşırlarını çıkarmayı ve cinsel organlarına kadar aranmayı kabul etmedikleri için müvekkilleriyle görüşemeden geri dönmek zorunda kaldılar. Cezaevi yönetimi, avukatların neden görüşe alınmadığına ilişkin yazılı bir belge vermeyi ise reddetti.
F tipi cezaevlerinde avukatların maruz kaldığı bu uygulamalar, "Avukatların Rolüne İlişkin Birleşmiş Milletler Temel İlkeleri"nin 16. maddesinde yer alan "Hükümetler, avukatların hiçbir yıldırma, engelleme, taciz ya da uygunsuz bir müdahaleyle karşılaşmadan her türlü mesleki faaliyeti yerine getirmelerini sağlar" ilkesine de ters düşüyor. Uygulama, özellikle kadın avukatların insanlık onurunu ayaklar altına alan, aşağılayıcı bir sürece dönüştürülürken, üst aramaları da yetkisiz kişilerce yapılmak isteniyor.
Üçlü Protokol'ü de aşıyor
Konuya ilişkin olarak görüşlerine başvurduğumuz İstanbul Barosu Genel Sekreteri Ali Saydı, üst aramaları sırasında onur kırıcı uygumalara maruz kalan ve haklı olarak üst aramalarına izin vermeyen avukatlar hakkında soruşturma açılmasına tepki gösterdi. F tipi cezaevlerinde avukatların maruz kaldığı uygulamaları, "Üçlü Protokol'ü bile aşan uygulamalar" olarak değerlendiren Saydı, son bir yıl içinde bu tür uygulamaların sıklıkla yaşandığını ifade etti. İstanbul Barosu'nun, haksız uygulamara maruz kalan ve haklı olarak karşı duran meslektaşları hakkında bir disiplin soruşturması açmaya gerek duymadığını kaydeden Saydı, avukatların maruz kaldığı uygulamalar hakkında cezaevi personeli hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, ancak cezaevi idaresi ve sorumlular hakkında soruşturma dahi açılmasına gerek görülmediğini bildirdi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


İtalya'da ikinci Berlusconi dönemi
İtalya'daki genel seçimlerin oy sayımı sona erdi. Silvio Berlusconi liderliğindeki sağ ittifak "Özgürlükler Evi", hükümeti kurmayı garantiledi. Böylece Berlusconi, Mart 1994'teki başarısız koalisyonun ardından, ikinci kez başbakanlığa uzandı.
Parlamentonun çoğunluk ve nispi seçim sistemleri çerçevesinde oluşturulduğu İtalya'da, sağcı ittifak, Senato ve Meclis seçimlerinde en çok oyu aldı.
Seçimlere katılım oranı, iktidar çevrelerinin beklentilerinin aksine, 1996 yılına oranla düştü. Katılımın; senato seçimleri için yüzde 81.3, Meclis için de yüzde 81.2 oranında kaldığı belirtildi. 1996 genel seçimlerinde bu oranlar yüzde 82.2 ve yüzde 82.9 olarak gerçekleşmişti.
339 sandalyeyi garantilediler
İçişleri Bakanlığı tarafından açıklanan son verilere göre, 315 sandalyenin bulunduğu Senato'da şimdilik 163 koltuk Özgürlükler Evi'ne, 106 koltuk ise sosyal demokrat Zeytin Dalı ittifakına gitti. 630 sandalyesi bulunan Meclis'in 475 üyesi tek kontenjanlı dar bölgede en çok oy alanın seçildiği çoğunluk sistemine göre belirlenirken, son verilen bilgilerde Özgürlüklerin Evi'nin 199, Zeytin Dalı'nın ise 126 koltuğu elde ettiği belirtiliyor.
Meclis'te geri kalan 155 koltuk, parti listesinin veya adaylar grubunun esas alındığı nispi seçim sistemine göre belirlenirken, bu çerçevede son verilere göre Berlusconi'nin lideri olduğu Forza İtalya yüzde 29.3, Solun Demokratları yüzde 16.6, Rutelli'nin lideri olduğu Papatya ittifakı yüzde 14.7, Ulusal İttifak yüzde 11.5, Komünist Yeniden Oluşum yüzde 5.1 ve Kuzey Birliği yüzde 4.5 oranlarında oy aldılar.
Özgürlükler Evi ittifakında da yer alan, Umberto Bossi'nin liderliğini yaptığı ırkçı Kuzey Birliği, en çok oy kaybeden parti. Milletvekili olamayan isimler arasında, Fiorentina Kulübü'nün Başkanı Vittorio Cecchi Gori ve Temiz Eller operasyonlarının ünlü savcısı Antonio Di Pietro da bulunuyor.
www.evrensel.net