Yoksula apaçık şiddet!

Yoksula apaçık şiddet!

Eğitimde şiddeti sadece fiziksel şiddet ile sınırlı ele almanın yanlışlığını vurgulayan Sosyolog Nejat Akalın, bugünkü eğitim sistemini "yoksul sınıflar aleyhine ihmal ve sistemli bir sınıfsal şiddet" olarak tanımlıyor.

Yoksula apaçık şiddet!
Savaş Velioğlu
Eğitim sistemindeki eşitsizliği "eğitimde şiddet"in bir unsuru olarak değerlendiren Sosyolog Nejat Akalın, bu eşitsizliğin yoksul sınıf içinde yer alan öğrencileri psikolojik olarak ezdiğini vurguluyor. Eğitimin, "ilköğretim sürecinde başlayan yükseköğrenimin çeşitli aşamalarında devam eden bilgilenme süreci"nin genel anlamı olduğunu anlatan Akalın, eğitim sisteminin genel amacının da "uygun davranışlarla donatılmış bireyler yetiştirmek" olduğunu belirtiyor.
"Eğitim ve şiddet veya eğitimde şiddet" kavramlarının genellikle akla disiplinle cezalandırma biçimini akla getirdiğini söyleyen Akalın, klasik olarak bireyi sadece fiziksel olarak etkileyen olayların ele alınmasının, eğitim sistemindeki diğer eksiklikleri ve yanlışların görülmesini engellediğini belirtiyor.
"Bir bütün olarak eğitim sistemine baktığımızda belki de sonuçları bakımından en az uygulanan fiziksel şiddettir. O halde eğitimde şiddet denildiğinde, eğitimin kendi örgütlenişi içinde istediği amaçları gerçekleştirmek için sistemleştirdiği yapısından kaynaklanan üç tür istismardan bahsedebiliriz" diyen Akalın, bu üç istismarı "psikolojik istismar, ihmal ve fiziksel istismar" olarak açıklıyor.
Sistemli bir sınıfsal şiddet
Sınıflı toplumlarda her kurumu gibi eğitim kurumlarının da, sınıflı toplum yapısına uygun olarak örgütlendiğini vurgulayan Akalın, bu yapının yarattığı eşitsizliği şöyle özetliyor: "Yoksul sınıfların kendilerine yaşam alanı seçmek zorunda kaldıkları bölgelerde, var olan okullar ve bunların eğitim düzeyini belirleyecek teknolojik ve eğitsel araç gereç ile egemen sınıfların imkânları birbiriyle mukayese edilemeyecek kadar farklıdır. Daha ilköğretim düzeyinde başlayan bu fark kendini ileride seçenekler karşısında bireyin gücü ve güçsüzlüğü, seçenek sahibi olması veya olamaması fırsatları eşit olarak kullanması veya fırsatsızlığı olarak ortaya çıkmaktadır." Bu yapıdaki eğitim sistemini, "apaçık yoksul sınıflar aleyhine ihmal ve sistemli bir sınıfsal şiddet" olarak tanımlayan Akalın, daha doğumunda sistemli bir ihmalin içinde olan yoksul sınıf ve gençlerinin ellerinde bulunan eğitim ilişkileri içinde pek iç açıcı olanaklara sahip olmadığını vurguluyor.
Sosyolog Nejat Akalın, yoksul çocukların, eğitim ilişkileri içinde oldukları anda bile, "olması gerekenden 3-4 kat daha fazla mevcutlu dersliklere mahkûm edilmelerini, paralı eğitim martığı ile var olan yoksulluklarının günbegün yüzlerine vurulmasını, kişiliklerinin ciddiye alınmamasını ve dikkate değer görülmemelerini; eğitim sisteminden kaynaklanan baskıcı ve emredici sistemle karşı karşıya olmalarını" psikolojik istismarın varlığını ortaya koyan gerçekler olarak değerlendiriyor.
Gerici kadrolaşmanın önünü açıyor
Akalın, tüm bunların yanında, gerici örgütlenmelerin önünü açan bu sistemin, kendi eğitimci ve yönetici kadrolarının da bu gericiliği desteklediğine işaret ediyor. Nejat Akalın, açık şiddet ile cezalandırmadan başka bir şey düşünmeyen, hatta hiç düşünmeyen bu yöneticilerin elindeki eğitim sisteminin, fiziksel şiddeti gizli de olsa kurallaştıran bir bütünü oluşturduğuna da dikkat çekiyor.
www.evrensel.net