Taban fiyatı IMF

Taban fiyatı IMF'nin insafına terk edildi

IMF programının ezdiği üreticiye bir de kuraklık vurunca, tek umut olarak taban fiyatı kaldı. Ancak 260 bin lira isteyen üreticiye Tarım Bakanı 178 bin 200 lira söz verdi.

Taban fiyatı IMF'nin insafına terk edildi
Bülent Falakaoğlu
Bu yıl buğday üreticisi için felaket yılı oldu. IMF programının altında ezilen üreticilere bir de kuraklık darbe vurunca elde tek umut olarak hükümetin açıklayacağı taban fiyatı kaldı. Ziraat Bankası kredileri de kesilen üreticiler hükümetten hem destek hem de uygun bir taban fiyatı bekliyor. Ancak Derviş programı üreticinin bu umudunu da suya düşürdü. IMF'ye verilen niyet mektubundaki taahhütlere göre; üreticiyi büyük zarara uğratacak 178 bin 200 liralık taban fiyatı alması dahi hayal.
7 Mayıs 2001 tarihinde yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında IMF'ye verilen niyet mektubunda buğday fiyatının, "buğday ithal maliyeti + yüzde 20'den fazla olamayacağı" maddesinin yer almasını dikkate alan Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp, buğdaya 178 bin 200 lira fiyat önerdi. Ama Devlet Bakanı Kemal Derviş, üreticinin maliyetini karşılamayacak olan bu fiyata dahi, "Bu rakam çok. Kaynağı belli olmayan paranın sorumluluğunu Hazine alamaz. Hazırladığınız raporu ya bana verin ya da birlikte çalışalım" sözleriyle reddetti.
Enflasyon hedefi dikkate alınacak
Niyet mektubunda tarım ürünlerindeki fiyat artışının "hedef enflasyon" ile sınırlandırılması öngörülüyor. Bu yıl ekonomik programda, TEFE'de yüzde 57.6, TÜFE'de de yüzde 52.5 hedef olarak konuldu. Fiyatlarda baz alınan orta sert kırmızı ekmeklik buğdayın kg fiyatının geçen yıl 102 bin lira olduğu da dikkate alınırsa, bu durumda, buğdaya en fazla 155 bin-161 bin lira fiyat verilebileceği belirtiliyor.
IMF'ye daha önce verilen niyet mektubunda, hububat alım fiyatlarının, buğday fiyatının ithal "maliyeti+yüzde 20'den fazla artırılamaması", ayrıca, her halükârda bu fiyatın hedef enflasyonun üzerinde olmaması hükmü bulunuyordu. Bakan Gökalp tarafından geçen hafta başında Bakanlar Kurulu'na sunulan hububat alım kararnamesi, hafta içinde, Hazine Müsteşarlığı ve Tarım Bakanlığı bürokratları tarafından ele alındı. Alım fiyatları konusunda siyasilerin karar vereceğini, ancak, ortada IMF'ye verilen niyet mektubundaki taahhütler bulunduğunu belirten bürokratlar, özellikle alımın finansmanının sağlanması üzerinde durdular.
Bu yılın bütçesinde TMO için herhangi bir ödenek konulmadığını hatırlatan yetkililer, alımın finansmanının dış kaynak ile sağlanacağını, görüşmelerde dış finansmanın şartlarının ve tutarının ele alındığını belirttiler. TMO, yatırım programında, 3.5-4 milyon tonluk alım için 400 milyon dolarlık bir dış finansman öngörmüştü. Gökalp tarafından Bakanlar Kurulu'na sunulan kararnamede, maliyetler, girdi fiyatlarındaki artışlar ve üretimin devamı açısından, (CİF) ithal maliyeti+20 kriterine göre orta sert kırmızı ekmeklik buğday için 178 bin 200 lira (1 milyon 100 bin liralık dolar kuru ile 162 dolar-ton) fiyat istenmişti.
Raporda, enflasyon kaybı dikkate alınarak, bu yılki hedef enflasyona (TEFE) göre ise çiftçiye 176 bin 764 lira (160.7 dolar-ton) fiyat verilmesi gereği ortaya konuldu. Kararnamede yer alan 178 bin 200 liralık fiyat, geçen yıla göre yaklaşık yüzde 75'lik artışı ifade ediyor. Derviş de bu fiyata karşı çıkıyor. Dolayısıyla üreticiye maliyeti kurtarmayan 178 bin 200 liralık taban fiyatın dahi altında fiyat verilecek.
Nitekim IMF'ye bu yıl taahhüt edilen fiyat 143 dolar bile etmiyor. Dolar kurunu 1 milyon 100 bin liradan hesaplayan Tarım Bakanlığı'nın, "bu fiyatın 162 dolara tekabül ettiği" iddiası büyük bir aldatmaca. Bakanlığın istediği Derviş'in ise reddettiği bu fiyat, dünya fiyatlarının göstergesi olan Chicago Borsası fiyatlarının çok altında.
İthalat artacak
Batılı üreticiler sübvanse edilmiş ürün bedelleri alırken, ülke üreticisine borsa fiyatının dayatılması, gümrük vergilerinin azaltılarak tüccarın ithalata yönlendirilmesi, "Hazine'de para yok", 'Olmayan parayı veremem' ve benzeri laflara meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Bu laflar meşrulaştıkça ülkenin gıda tekellerinin açık pazarı haline getirilmesi operasyonun üzeri örtülüyor. ABD'nin bizim ürettiğimiz miktarin üç misli, AB'nin ise tam beş misli buğday ürettiği ve kendilerine pazar aradıkları bir ortamda maliyetleri karşılamayan fiyatın dayatılması, gümrüklerin düşürülmesi, Batılıların arayışlarına yanıt niteliği taşıyor. Geçen yılki uygulamalar sonucunda, ekim alanlarının geçen yıla oranla yüzde 25-30 arasında azaldığı düşünülürse, yeni dayatmaların çok daha büyük azalmalara yol açması bekleniyor. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön
www.evrensel.net