Devlet sular altında kaldı

Antakya'da yaşanan sel felaketinin sancıları tüm ağırlığıyla sürüyor. Selzedeler, "devletin deprem enkazı altından çıkamadan, sel suları altında kaldığını" söylüyor.

Devlet sular altında kaldı
Mehtap Uzuner
Tarihte bilinen ilk kanalizasyonun yapıldığı Antakya, 8 Mayıs gecesi başlayan yoğun yağış ile sele teslim oldu.
Kentin altyapısı tamamen tahrip olmuş durumda. Kent merkezinde 1200, kırsalda 1500 civarında ev ve işyeri ile 500 bin dönüm ekili alan sular altında. 2 kişinin sel sularına kapılarak yaşamını yitirdiği felaketin ardından, yaralarını sarmaya çalışan Antakya halkının sıkıntısı kolay kolay biteceğe benzemiyor. Antakya'da 110 aileye yapılan toplam 8 milyar 250 milyon liralık komik yardım, bugünlerde Antakya halkını güldüren tek şey!
Tarladaki fasülyelerini kurtarmaya çalışan Döğüşken ailesinin küçük oğlu Emrah, "Su dağdan inerken tarladaki tüm ekinleri de berabernide götürdü. 300 sera ürünümüz heba oldu. Tarlanın yanındaki logar tıkanmış. Açık olsaydı su oradan akar giderdi, bu kadar kayıp olmazdı. Tüm emeğimiz boşa gitti" diyor.
Derince köyünde oturan Emrah Döğüşken, hâlâ su ve elektrik verilmediğini söylüyor. Kendilerinden çok daha kötü durumda olan insanlar olduğunu anlatan Döğüşken, yardım için başvurmuş, ama umutlu değil.
Gelen herkesi dövme kararı aldılar
Halil Mansuroğlu ve Mehmet Erkek ise sular altında kalan dükkânlarını kurtarmaya çalışıyorlar. "Evrensel gazetesinden gelmiyor olsaydınız, buraya zor girerdiniz. Çünkü esnaf arkadaşlarla buraya gelen herkesi dövme kararı aldık" diyorlar. Sorunlarını dile getirmeyen basına tepkilerini dile getiren Mansuroğlu ve Erkek, sıkıntılarını şöyle özetliyorlar: "Yağışlarla birlikte bütün dükkânları su bastı. Üç metreyi bulan suyu kendi çabalarımızla boşalttık. Devlet hiçbir şekilde yardımcı olmadı. 3 gün kimse gelip sormadı. Kriz Masası'na başvurduk, 'siz gidin biz geliriz' dediler. Kriz Masası'na gidip de kovulanlar oldu. 72 saat bekledik, ondan sonra gelenleri de biz pasaja sokmadık. Suyu boşaltmak için biz makina kiraladık. Söylediklerimiz, yaşadıklarımız karşısında yetersiz kalıyor. Pasajdaki 12 dükkândan 9'u terk dilekçesi verdi. Bunun üzerine bir de hiç utanmadan teftişe geldiler. Devlet deprem enkazının altından çıkamadan, şimdi de sular altında kaldı".
Oturdukları bina sel sularıyla yıkılan Besime Tuncer Doğan, yaşadıklarını anlatırken gözyaşlarını tutamıyor.
Tesadüf eseri kurtulduk
Sel sularının apartmanın altındaki toprağı götürdüğünü fark etmediklerini anlatan Doğan, öğle saatlerinde arka tarafta hasar gören köprüyü seyretmek için toplandıklarını, o sırada yan taraflarındaki inşaatın çöktüğünü söyledi. Bu bina çökene kadar kendilerine hiçbir uyarı yapılmadığını dile getiren Doğan, tesadüf eseri kurtulduklarını belirtti.
Apartmandaki 12 hanenin dışarıda kaldığını ve herkesin perişan olduğunu anlatan Doğan, "Kimse ne yapacağını bilmiyor. Sığınmamız için bir yer temin etmediler. Herkes akraba, komşu yanına yerleşti. Yardım dağıtıldı, diyorlar. Bize hiçbir yardım ulaşmadı. Göçük altından tek bir iğne çıkaramadık" diyor.
Besime Tuncer Doğan, sel felaketinin nedenini 40 metre genişliğindeki Asi Nehri'nin doldurularak 15 metreye daraltılmasına bağlıyor ve böyle bir sonun kaçınılmaz olduğunu söylüyor. Doğan, "Çok yardım geldi diyorlar. Bu yardımlar gerçek yerlerine ulaşsın. Tek isteğimiz bu" diyor.
Öğrenciler de zor durumda
Kentteki bir çok üniversite öğrencisi de bu felaketten nasibini aldı. Sabancı Kız Yurdu'nun ikinci katına kadar ulaşan sular, yurdu kullanılamaz hale getirdi.
Meslek Yüksek Okulu ve Fen Edebiyat Fakültesi'nin zemin katları sular altında kaldı. Evlerde kalan birçok öğrenci de mağdur durumda. Bilgisayar Programcılığı Bölümü öğrencisi Turgay Aslan, selin felakete dönüşmesinin asıl sorumlularının, "Nedense zenginlere bir şey olmuyor, felaketler yoksulları vuruyor" diyerek, selde her şeylerini kaybettiklerini anlatıyor.
'Daha çok beklersiniz'
Kriz Masası'na başvurduklarını, ancak "Daha çok beklersiniz" yanıtı aldıklarını söyleyen Aslan, "Devlet büyükleri, Telekom'u halka sormadan haraç mezat satmakla uğraşırken, yaşanan felakette halkı kimse hesaba katmadı. İçme sularına lağım karışmış, her yer pislik içinde. Önlem alınmazsa salgın hastalıklar başlayacak. Kurtulan insanlar da açlık ve hastalıktan ölecek" diyor.
Büyük sel felaketiyle boğuşan Antakya halkının yaşadıkları böyle. Devlet yöneticileri IMF yasalarını çıkarmak için mesai yapadursun; Antakya halkının mesaisi yaraları sarabilmek ve hayatta kalabilmek için...
www.evrensel.net