Zehir zemberek eleştiriler

Zehir zemberek eleştiriler

Danıştay Başkanı Nuri Alan, yasama ve yürütme organlarının, yargıyı engelleyici bir işlev görmesini eleştirdi. Alan, yeni bir Anayasa'nın ihtiyacına dikkat çekti.

Zehir zemberek eleştiriler
Danıştay Başkanı Nuri Alan, yasama ve yürütme organlarının, yargıya güven duymadığını, onu engelleyici bir işlev olarak gördüğünü belirterek, "Bu görüş ve tutum değiştirilmeli. Yönetim, yargıya sahip çıkmalı ve onu yüceltmelidir" dedi.
Danıştay'ın 133. kuruluş yıldönümü dolayısıyla düzenlenen törende konuşan Başkan Alan, bağımsız idari yargının varlığına yönelik görüş ve önerilerin, ülkedeki yargı düzeninin tarihsel gelişmesiyle çatıştığını ve toplumsal gerçekliği yansıtmadığını belirtti.
Alan, her türlü ekonomik sistemde uygun bir hukuki altyapının oluşturulmasının, sistemin sağlıklı işleyebilmesinin zorunlu koşulu olduğuna dikkati çekti. Alan, ekonomik bunalımın nedenleri arasında sayılan birçok olgunun oluşmasında, isabetsiz ekonomik kararlar ve siyasetin ekonomiye müdahalesi yanında, hukuki altyapının yetersizliğinin de önemli bir etken olduğunu belirtti.
Yargının bağımsızlığı
Danıştay Başkanı Alan, hukuk devleti düzeninin kurulmasının, yasama, yürütme ve yargı alanına giren tüm işlem ve eylemlerin hukuk kuralları içinde kalması, temel hak ve özgürlüklerin anayasal güvenceye bağlanmasıyla olanaklı olduğunu söyledi. Alan, yürütme ve yasama işlemlerinin hukuka uygunluk denetimini yapacak yargı organının, yasama ve yürütme organları karşısında tam bağımsızlığa sahip olması, yargısal denetimden beklenen yararın gerçekleşmesi için zorunlu koşul olduğunu kaydetti. Alan, "Yargısal denetim, olabildiğince sınırsız tutulmalı, yurttaşlar hukuka aykırı ve keyfi her türlü idari işleme karşı yargısal korunmaya alınmalıdır. Sadece, etkili bir yargı denetimi ile hukukun üstünlüğü geçerli kılınabilir" dedi. 1982 Anayasası ile idari yargının denetim alanı ve yetkisinin daraltıldığını, gücünün zayıflatıldığını ve bir idari yargı örgütü yaratılmak istendiğini belirten Alan, yargısal denetimin kapsamının, yasal düzenlemelerle belirlenmesinin çağdaş hukuk düzeniyle çeliştiğini söyledi.
'Hukuk dışı karanlık bir alan...
Anayasa'nın açık kuralları ile doğrudan yargı denetimi dışında bırakılan idari işlemleri de anlatan Alan, şöyle konuştu: "Anayasa'nın 148. maddesinin birinci fıkrası ile geçici 15. maddesinin 3. fıkrasındaki anayasa yargısına başvurmayı yasaklayan kurallar nedeniyle, bazı idari işlemlere karşı, idari yargı yolunu kapatan yasa kuralları aşılamamaktadır. Böylece anayasa yargısı ile ilgili bir yasaklama, idari yargı ile ilgili ikinci bir yasaklamayı beraberinde getirmekte; her türlü yargısal denetimden kurtulmuş, yetkililerin takdirine bağlı olarak keyfiliğe kaçabilecek, hukuk dışı karanlık bir alan yaratılmış olmaktadır. İdari yargı yolunu kapatan bu kuralların kaldırılması anayasa değişikliğini gerektirmemekte, sadece ilgili yasanın ve kanun hükmünde kararnamenin engelleyici hükmünün kaldırılmasıyla idari yargı yolu açılabilmektedir. Şimdi huzurunuzda ilgililere bir çağrı da bulunmak istiyorum. Anayasa'ya aykırı düşmemekle birlikte, idari yargının denetim alanını sınırlandıran ve bu nedenle antidemokratik nitelikleri tartışmasız olan yasaların ve kanun hükmünde kararnamenin idari yargı yoluna başvurmayı engelleyen kurallarını, 2 maddelik bir yasa ile yürürlükten kaldırınız. Bunun Anayasa ile çatışan hiçbir yönü bulunmamaktadır. Aksine demokratikleşmede ilk adım atılarak, tıkanmış hukuk yollarından bir kısmı açılmış, hükümet de söz konusu değişiklikler, ulusal izlence de yer almamış olmasına karşın, demokratikleşme yolundaki içtenliğini ve iyi niyetini ortaya koyma fırsatını elde etmiş olacaktır."
Yasama ve yürütme organlarının, yargıya güven duymadığını ve engelleyici bir işlev olarak gördüğünü belirten Alan, "Bu görüş ve tutum değiştirilmeli" dedi. Alan, Anayasa kuralı karşısında, diğer erklerin yargıya karşı daha duyarlı olmaları ve daha titiz davranmaları gerektiğini vurguladı.
Yeni bir Anayasa
Danıştay Başkanı Nuri Alan, kişinin, temel hak ve özgürlüklerine getirilen sınırlamaların; idari yargının ve Anayasa yargısının kapsamı ve denetim alanını daraltan kurallarıyla 1982 Anayasası'nın temelinde, toplumun çağdaş ülkeler düzeyine ulaşmasının güç görüldüğünü belirtti. Alan, anayasaların yapılmasında, yurttaşların katılım ve söz hakkı olması gerektiğini söyledi.
Toplumunun tüm kesimlerinin yapımına katıldığı ve içeriğini tartışabildiği, hukukun üstünlüğünü ve çağdaş demokrasi düzeyini amaçlayan ve bunu gerçekleştirebilecek kuralları içeren bir anayasanın yapılmasını isteyen Alan, yeni anayasanın, ülkenin içinde bulunduğu dönemde varolan çatışma alanlarını da göz önünde bulundurması gerektiğini kaydetti. Alan, hukuk devletinin gerçekleşmesine ve bireyin hak ve özgürlüklerinin korunmasına etkili bir katkı sağlamak amacıyla Anayasa Mahkemesi'nin mevcut iş yükü de göz önünde alınmak suretiyle Anayasa şikayeti yolunun, anayasa yargısı içine alınmasını istedi.
MGK'yı da eleştirdi
Milli Güvenlik Konseyi'nin 3 yılı aşan yönetimi döneminde, toplum için yaşamsal önem taşıyan alanları düzenleyen 808 adet yasama tasarrufunun yürürlüğe girdiğini belirten Alan, bunların, yürürlüğe konulmadan önce kamuoyuna sunulmadığını ve kamuoyu önünde tartışılmadığını, Milli Güvenlik Konseyi üyelerinin beğenisi koşuluyla, dar bir çerçevede görüş ve önerileri doğrultusunda hazırlanıp kabul edildiğini söyledi. Alan, "Yıllardan beri siyasal gündemde yer almasına karşın, geçici 15. maddenin 3. fıkrasının kaldırılamamış olması, 1982 Anayasası'nın hiç değilse antidemokratik kurallardan arındırılması yolundaki umutlarımızı da gölgelemektedir" diye konuştu.
'HSYK'nın oluşumuna katılmıyorum'
Danıştay Başkanı Alan, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK)'nun oluşumu ve kararlarına, yargı yolunun kapatılmasının, mahkemelerin bağımsızlığı, yargıç ve savcı güvencesinin sağlanamadığı belirtti.
Kurul kararlarına karşı yargı yolunun kapatılmasının, çağdaş hukuk devleti kavramıyla asla bağdaşmasının mümkün olmadığını ifade eden Alan, özlük hakları ile ilgili idari işlem ve eylemlere karşı tüm kamu görevlilerine tanınan idari dava yolunun, yargıç ve savcılara kapatılmasının, kanun önünde eşitlik ilkesine ve hak arama özgürlüğüne aykırı olduğunu söyledi.
Alan, kamu görevlilerinin aylık ve ücretlerinde büyük bir dengesizlik görüldüğünü belirterek, kamu görevlilerinin ücretlerindeki bu dağınıklığı ve dengesizliği gidermek için, kamu hizmeti ve kamu görevlilerinin nesnel öğeler esas alınarak yeniden tanımlanıp değerlendirilmesi ve adil bir ücret sistemi geliştirilerek dengelerin kurulması gerektiğini söyledi. Alan, şöyle devam etti: "Çalışanın enflasyon altında ezilmemesi için asgari ücretin önce gerçekçi olarak saptanacak yoksulluk sınırına getirilmesi, bundan sonra da belirlenen miktar üzerine yine gerçekçi olarak saptanacak enflasyon oranında zam yapılması gerekir..."
Danıştay'ın sorunları
Alan, idari yargının, ağır iş yükü, yapısı, örgütleniş biçimi ve İdari Yargılama Usulü Yasası'nda gereksiz kurallar ve eksik düzenlemeler nedeniyle yeterince hızlı çalışamadığını söyledi. Alan, hukuk devleti gerekleriyle bağdaşmayan sınırlamaların kaldırılması, idari yargının işlevi doğrultusunda yapılanması, adil, doğru ve hızlı bir yargılamayı gerektirecek kuralların yeniden düzenlenmesini istedi. Danıştay'ın başta yer sorunu olmak üzere birçok eksiği bulunduğunu belirten Alan, ekonomik bunalım nedeniyle bunları gündeme getirmediğini söyledi. Tüm kamu kuruluşlarına tasarruf yapmaları konusunda çağrıda da bulunan Alan, sözlerini "Daha iyi günler için, ülkemizin esenliği ve aydınlık geleceği için bu konuda kamu kurumları birbirleri ile, kurumlar kendi içlerinde tüm mensupları ile dayanışma içine girmeli, tasarruf sağlamalıyız. Gönüllü olarak ve inanarak bu işi yürütürsek, başarıya ulaşacağımıza inanıyorum" diyerek tamamladı. Törende, Danıştay'dan emekli olanlara da plaket verildi.
www.evrensel.net