Yargı siyasilere hizmet ediyor

Yargı siyasilere hizmet ediyor

Eşit hak ve hükümlerin işlemediği Türk yargı sistemi, siyasi müdahalelere açık olduğu kadar işveren kurumlarının müdahalesine de açık durumda.

Yargı siyasilere hizmet ediyor
Hacer Yücel
İddia, hüküm ve savunma arasındaki eşit hak ve yükümlülükler üzerine kurulması gereken yargı sistemi Türkiye'de işlemiyor. Savunma kurumu adeta görmezden gelinirken en pasif konumda olması gereken hüküm kurumu ise davayı yürütme ve sonuçlandırma görevleriyle donatılmış durumda. Yargının bağımsızlığı ve TBMM Genel Kurulu'nde geçen hafta kabul edilen avukatlık yasa tasarısını gazetemize değerlendiren İstanbul Barosu Başkanı Yücel Sayman, "Hem mahkemeyi yöneten hem de dava hakkında karar veren yani kapalı bir yargılamanın gerçekleştiği bir sistemde yargının bağımsız olması beklenemeyeceği gibi konjonktürel olarak siyasi müdahaleler de engellenemez" diyor.
Son Mercedes olayı, yargı sistemine yapılan müdahalenin boyutlarını gösterirken mahkeme kararlarını değiştiren bu müdahale, yargının içinde bulunduğu acıklı durumu göstermeye yeter.
Mercedes firmasına ait bir otabüsün Konya'nın Karapınar ilçesinde yaptığı kazada 49 kişinin yanarak ölmesinin ardından gelişen yargı sürecinde Karapınar Asliye Ceza Mahkemesi; olayın Mercedes'in hatalı üretiminden kaynaklandığına karar vermiş ve Mercedes Benz Türk AŞ'nin 9 yöneticisi hakkında gıyabi tutuklama kararı vermişti. Yalnız bu karar tam bir hukuk skandalıyla sonuçlandı. Çünkü TÜSİAD, Yabancı Sermaye Derneği ve Otomotiv Sanayicileri Derneği'nin, Başbakan Bülent Ecevit, Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk ve parlamentoda grubu bulunan partilerin liderlerine gönderdiği mektup sonucu Mercedes firmasının 9 yabancı üyesi hakkında verilen gıyabi tutuklama kararı kaldırıldı.
'Yargı siyasallaşır'
İstanbul Barosu Başkanı Yücel Sayman, yargının içinde bulunduğu bu durumu şöyle açıklıyor: "Yargı bağımsızlığının olmadığı ve yargının eksik örgütlendiği toplumlarda ekonomik kriz, siyasi kriz var olduğu müddetçe yargıya müdahale edilir ve yargı siyasallaşır; konjonktürel olarak siyasallaşır, iktidar değişimine göre siyasallaşır. Çünkü bizdeki yargılama sisteminde bir yargılama faaliyetini yürüten kişi, o yargılama olayı hakkında karar da veriyor. Yani yargıç bütün faaliyetleri yürütüyor ve karar veriyor. Şimdi hem mahkemeyi yöneten hem de dava hakkında karar veren yani kapalı bir yargılamanın gerçekleştiği bir sistemde yargının bağımsız olması beklenemeyeceği gibi konjonktürel olarak siyasi müdahaleler de engellenemez."
'Yargıç pasif kalmalı'
İstanbul Barosu Başkanı Yücel Sayman, demokratik bir toplumun örgütlenmesinin yargı ayağının üç temel kurum üzerinde gerçekleştiğini dile getiriyor. Bu kurumların iddia, hüküm ve savunma kurumları olduğunu belirten Sayman, "Savcı ceza davasında bir hukuk normunun ihlal edildiğini iddia edecek. Bu bir tezdir. Savunma kurumu ise bu iddiaya karşı bir antitez getirecek Yani tez ve antitez karşı karşıya gelecek ve sonucunda bir senteze varılacak. Bunu yapacak olan da yargıçtır. Şimdi önemli olan bu tez ile antitezin karşılıklı eşit silahlarla demokratik ve adil bir yargılama faaliyeti içinde karşı karşıya gelmesidir. Yargıcın da pasif kalması gereken bu mücadeleyi yargısal alanda izlediği bir düzenleme olması gerekir. Yargıcın bunun sonucunda karar vermesi gerekir" diyor.
'Savunma yok'
Savunma kurumunun ne Anayasa'da ne avukatlık yasasında ne de usul kanunlarında bulunmadığını kaydeden Sayman; "Bu bakımdan Avukatlık Yasası'na baktığımızda zorunlu avukatlık yok, hatta zorunlu müdafilik bile yok. Gerçek bir avukatlık tekeli yani yargılama sürecinde doğrudan ve dolaylı işlerin avukat tarafından yapılması işlevi gerçekleşmemiş. Sınırlandırılmamış bir meslek sırrı kavramı getiririlmemiş. Reklam yasağı yani avukatın sadece halkı bilgilendirme dışında reklam yapma yasağı düzenlenmemiş" diye konuşuyor.
Avukatlık yasasıyla avukatın savunmaya yetebilmesi, temsil edebilmesi ve işlevini eksiksiz yerine getirebilmesi için gerekli olan hakların sağlanmadığını vurgulayan Sayman, "Avukatlık Yasası'nda avukatın dokunulmazılığını, tam bağımsızlığını sağlayan kurumlar bulunmuyor. Avukatın davayı reddetme hakkı yok. Ve şirket avukatlığı yani dünyada bir benzeri olmayan bağlı avukatlık türü geliştiriliyor. Yeni yasada da anonim şirketlere ve kooperatiflere avukat bulundurma zorunluluğu getiriliyor. Yani avukatlık hakları ve bağımsızlığı ortadan kaldırılmış durumda" diye açıklıyor.
Avukatın müvekkiliyle özdeşletirilmesinin yasaklanması gerektiğini ve avukatı müvekkilleriyle özdeşleştiren kişilerin cezalandırılmaları gerektiğini belirten Sayman, yeni avukatlık yasasında bu konuda da herhangi bir düzenleme bulunmadığını söylüyor. Sayman, yeni avukatlık yasasında yer alan avukatın delil toplama yetkisinin de devlet sırrı kavramıyla içinin bolşaltıldığını belirtiyor.
www.evrensel.net