Sağlığımız paraya emanet

Sağlık hizmetlerindeki özelleştirme uygulamaları ve 'paran kadar sağlık' anlayışı toplum sağlığını tehlikeye düşürüyor.

Sağlığımız paraya emanet
Özlem Dinler
Devlet ve özel hastanelerin tedavi ücretleri arasında büyük farklılıklar bulunuyor. Herhangi bir sağlık sorunuyla karşılaşıldığında, ilk tercih durumundaki devlet hastanelerine karşın, hizmet kalitesi yönünden daha iyi olduğu düşünülen özel hastaneler, ücretleriyle halkın cebini yakıyor. Nüfusun hızla artmasına rağmen devlet ve Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) hastanelerinin bina ve personel sayısı olarak yerinde kalması ise büyük bir handikap oluştururken, bu durum aynı zamanda özel hastanelerin de yolunu açıyor. İstanbul'da 12 SSK, 32 devlet hastanesine karşılık 134 tane özel hastane bulunuyor.
Fiyat farkı büyük
Bazı devlet ve özel hastanelerdeki muayene, yatak ve doğum ücretleri baz alınarak yapılan bir araştırmaya göre, devlet hastanelerinde 2 milyon 200 bin lira ile 5 milyon lira arasında değişen muayene ücretleri, özel hastanelerde 50 milyona kadar çıkabiliyor. Devlet ve özel hastaneler arasındaki en büyük fiyat farkına, önceki yıllarda olduğu gibi yine yatak ücretlerinde rastlanıyor. Özel hastanelerdeki en düşük yatak ücreti, devlet hastanelerindeki bir gecelik yatak ücretinin 21 katı. Sezaryen ücretinin 250 milyona ulaştığı devlet hastanelerine karşın, özel hastanelerde bu miktar 2 milyara yaklaşıyor.
Yatırım yapılmıyor
Bir başka çarpıcı olguyu ise, İstanbul'daki özel hastanelerin sayısının, Devlet Hastanesi ve SSK hastanelerinin toplamından daha fazla olması oluşturuyor. 32 devlet hastanesi, 12 SSK hastanesi olan ilde 134 tane de özel hastane bulunuyor. Sağlığın adım adım özelleştirilmesinin bir parçası olan özel hastanelere her gün bir yenisi eklenirken devlete ait sağlık kuruluşlarına yatırım yapılmıyor. İlçelerdeki özel hastane sayıları birinci basamak sağlık hizmeti veren sağlık ocaklarının sayısından kat kat fazla. Fatih'te yaşayan 407 bin 991 kişiye 1 sağlık ocağı düşerken, aynı ilçede 10 tane özel hastane bulunuyor. 200 bin 350 nüfuslu Bakırköy'de ise 1 sağlık ocağına karşın 8 tane özel hastane var. Nüfusunun yüzde 92'sinin SSK hastanelerinden faydalandığı şehirde sadece 12 tane SSK hastenesi bulunması insanları kara kara düşündürüyor.
Özelleştirmenin boyutu
İstanbul Tabip Odası Basın Sözcüsü Doç. Dr. Rıfat Yücel, her geçen gün çoğalan özel hastanelerin sayısının, SSK ve devlet hastaneleri sayısının kat kat üstünde olmasını, sağlıkta özelleştirmenin bir boyutu olarak değerlendiriyor. Kârın tek amaç olduğu piyasa ekonomisi nedeniyle sağlık hizmetlerinin para karşılığında alınıp satılan bir sektör haline getirildiğini belirten Yücel, insanlara "paran kadar sağlık" anlayışının dayatıldığını vurguluyor.
Devlet elini çekti
1961 Anayasası ile birlikte çıkarılan ve halen yürürlükte olan 224 sayılı yasanın fiilen ortadan kaldırıldığını anlatan Yücel, uygulanmayan yasada, korucuyu hekimlik anlayışı ile sağlık ocakları ve dispanserler üzerinden yükselen bir basamaklandırma sağlık sisteminin hakim olduğunu hatırlatıyor. Yücel, 'Vatandaşların sağlığını korumak ve geliştirmek devletin asli görevlerindendir" maddesininse 1982 Anayasası'yla birlikte kaldırıldığını ve devletin sağlık alanından 'elini eteğini' çektiğini kaydediyor.
Denetim yetersiz
Doç. Dr. Rıfat Yücel, özel hastanelerin kamu kuruluşlarından aktarılan paralarla kurulduğuna dikkat çekerek, basında çıkan haberlerde yer alan, 'özel hastanelerin kara para aklama yerleri olduğu' yönündeki iddialara dikkat çekiyor. Özel hastanelerin denetiminden Sağlık Bakanlığı ve İl Sağlık Müdürlükleri'nin sorumlu olduğunu ifade eden Yücel, denetimin yeterince yapılmadığını söylüyor.
"Eğer bir caddenin ucunda bir özel hastane varsa, o caddenin diğer ucuna bir özel hastanenin daha açılmasının önünde hiçbir engel yoktur" diyen Yücel, sosyal güvenliğin adım adım tasfiyesiyle birlikte özel hastanelerin çoğalmaya başladığına işaret ediyor.
www.evrensel.net