Üreticiler Derviş mağduru

Üreticiler Derviş mağduru

Derviş programını "vatana ihanet" olarak değerlendiren Prof. Dr. Ziya Gökalp Mülayim ve Prof. Dr. Cemal Taluğ, son programla milliyetçiyim diyenlerin çiftçiyi yabancı şirketlerin eline teslim ettiklerini belirterek, çözümün örgütlenmeden geçtiğini söylediler.

Üreticiler Derviş mağduru
Nur Karabacak
Tarım ekonomisi uzmanları, Derviş programını "vatana ihanet" olarak değerlendirerek, program ile birlikte tarıma ivme kazandıran, çiftçiye destek veren kuruluşların tasfiye edileceğini belirttiler. "Kâr-zarar" kavramının tarımda, diğer sektörler gibi kullanılamayacağına dikkat çeken bilim çevreleri, tarıma destek veren kurumların "zarar ediyor" gerekçesinin mantıklı olmadığını söylediler.
Eski senatörlerden ve Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü'nden emekli Prof. Dr. Ziya Gökalp Mülayim ve aynı bölümde öğretim üyesi olan Prof. Dr. Cemal Taluğ gazetemize yaptıkları açıklamada, yıllardır uygulanan politikalarla ve son açıklanan program ile kendilerine milliyetçiyim diyenlerin çiftçiyi yabancı şirketlerin eline teslim ettiklerini belirterek, çözümün çiftçinin örgütlenmesinden geçtiğini söylediler.
Prof. Mülayim, açıklanan ekonomik programın vatana ihanet olduğunu dile getirerek, program ile uluslararası kuruluşların iki üç kuruşu için çiftçiyi ayakta tutan, üretimin devamını sağlayan bütün unsurların, bütün kuruluşların tasfiye edilmeye çalışıldığını belirtti. Gökalp şöyle devam etti:
"Senatör olduğum dönemde Tekel'den sorumlu Devlet Bakanı'na yabancı sigara tekelleri mektup göndererek, yabancı sigaraların satılması için baskı yapmaya başlamışlardı. İsteklerine ulaştılar, 1980'den sonra yabancı sigaraları ülkemizde satılmaya başladı. Philip Morris ülkemizde ortak bir fabrika kurdu. Şimdi, Tütün Kanunu ile tütünde devlet tekelini ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Dünya'nın en iyi tütünü olan Türk tütününü üretimini bitirecekler. Kendilerine milliyetçi diyenler çiftçiyi yabancı şirketlerin ellerine teslim edecekler, bu hem şekerde böyle hem tütünde böyle."
Gökalp, tarımda kâr-zarar kavramının diğer sektörler de olduğu gibi anlaşılamayacağına işaret ederek, özelleştirme adı altında tarımsal KİT'lerin tasfiye edilmek istendiğini belirtti. KİT'lerin zarar ediyor gerekçesinin mantıklı olmadığını ifade eden Gökalp, "Örneğin bir şeker fabrikası zarar edebilir ama, milyonlarca çiftçi kâr ediyordur. Milli gelire toplu katılım sağlanıyor. Kaldı ki zarar ettirilip ettirilmeyeceği devletin elinde olan birşey. Zarar ediyorsa bu bilerek ve isteyerek yapılıyor demektir. Bugüne kadar şeker üreten devlet nasıl yanlış yapmamışsa, bugün de yapmamaktadır. Asıl yanlışlık stratejik ürünlerin üretiminin bitirilmeye çalışılmasıdır. Çözüm ise çiftçinin örgütlenmesinden geçiyor, gücünü birleştirip, olanlara karşı koymasından geçiyor" diye konuştu.
Gökalp, şeker pancarı üretiminin Türkiye'de modern tarımın gelişmesine katkıda bulunduğuna dikkat çekerek, özellikle Güney Doğu'da çok önemli istihdam kaynağı olan şeker fabrikaları özelleştirildiğinde buradaki fabrikaların zarar ediyor diye kapatılacağını, modern tarımın ortadan kalkacağını dile getirdi. Gökalp, geçmişte kurulan SEK'in, EBK'nın şeker fabrikalarının, kooperatiflerin tarıma büyük bir ivme kazandırdığını ifade ederek, "Geçmişte hem kendimizi besliyorduk, hem de ihracat yapıyorduk. 1980'den Türkiye ithalata başladı. Sonra geldik IMF mektuplarına, bu mektuplarda tarıma direkt etkide bulunan maddeler konuldu. Daha sonra da bunları uygulamaya geçirdiler. SEK, EBK, kapatıldı, Tarım Satış Kooperatifleri'nin özerkleşmesi adı altında özlleştirilmesine yönelik kanunu çıkardılar" diye konuştu.
Yaptıklarının farkında değiller
Prof. Dr. Cemal Taluğ ise Türkiye'de tarımın getirildiği durumdan kurtulması için üretimin geliştirilmesi ve üretim deseninin ulusal çıkarlara uygun hale getirilmesi gerektiğini belirtti. Ancak açıklanan programda bunların hiçbirisine yer verilmediğine dikkat çeken Taluğ, "Türkiye'de bugüne kadar tarımı destekleyen kurumlar istenilen düzeyde yapısal dönüşümü sağlamamış olabilir, bu siyasi iradenin suçudur. Ancak bunlara rağmen gerek devletin yaptığı destekleme alımları, kooperatifler, KİT'ler tarımı çok önemli bir noktaya getirmiştir. Ancak bu program ile bu araçların tamamı ortadan kalkıyor. Ya yaptıklarının farkında değiller ya da bilerek ve isteyerek üretimin bitirilmesi için ellerinden geleni yapıyorlar" diye konuştu.
Verdikleri sözü tutmadılar
Taluğ, yaşanan krizden ve ekonominin kötü gidişinden de en çok etkilenen kesimin çiftçiler olduğunu belirterek, "Girdi fiyatlarının yükselmesi, desteklemelerin hızla tasfiye edilmesi çiftçiyi bir kat daha zor durumda bırakmıştır. Çiftçinin ne kabahati var, borçların erteleneceğini söylemişlerdi. Ancak hazine bir açıklama yaparak, bu borçların için sınırlı kaynak ayırdıklarını ve çiftçi borçlarının ertelenemeyeceğini söylerken, ne olduğu belli olmayan ve hiçbir ülkede tek başına uygulanmayan DGD için bütçeden 500 trilyon ödenek konuyor. Çiftçiyi gerçekten zor durumdan çıkartacak uygulamalara para ayrılmıyor. Bu hükümetin verdiği sözü tutmaması demektir. Yıllardır niye bu kadar pervasızca davranıyorlar, çünkü çiftçi örgütsüz. Çiftçi birleşmeli" dedi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön
www.evrensel.net