Amele pazarı

Sivas'ın Amele Pazarı'nın yevmiyeci ameleleri gelen her arabayla umutlarını tazeliyorlar. Taşıdıkları sadece ara sıra bulabildikleri işin yükü değil. Çocuklarını okutamamanın, hatta okuldan almanın, evdeki bebesine mama götürememenin yükü daha ağır...

Amele pazarı
İsmail Volkan / Aydın Kaya
Adları yok onların. Hatta, vatandaş bile değiller belki. Ne memur, ne esnaf, ne de "tam olarak" işçi... Sivas'da, İstanbul'da, Ankara'da, Erzincan'da... Her yerdeler. Ortak adları; amele. Bir araba yaklaştığında aynı refleksle hareketlenirler, arabaya binmek... Günü kurtarıp, eve bir ekmek götürebilmek...
Sivas'ın Dikilitaş Meydan'ında, halkın diliyle Amele Pazarı, sayıları 100'ü bulan ekmeğinin kavgasını veren insanlardan söz ediyoruz. Her biri sabah 06.00 - 07.00 arası pazara gelip, akşamın saat 17.00'sine kadar her geçen arabayla ümide kapılıp, "emek gücü"nü satmayı bekleyen insanlardan...
Tuğla indirmesinden tutun da, ev taşımasına, ark açılmasına, bahçe bellemesine, kömür taşımasına, eski evlerin yıkılmasına kadar birçok ağır iş yapıyorlar.
Öğle yemekleri aynı
İş başına 5 milyon dahi kazanamazlar çoğu kez. Bu parayı ya patrondan, ya ustabaşından tam olarak alamazlar. İş bulabildikleri gün sayısı ise zaten sınırlı. Öğle yemekleri tümünün aynı. Evlerinde hazırlattıkları ekmek arası ya da iki simit. Ancak ortaklaşa alabildikleri domates, peynir, zeytinli yemek bile lüks onlar için.
Çocuklar da amele olacak
"Daha 37 yaşındayım, görenler 55 yaşında sanıyorlar" diyor Halil İbrahim Safkan. Çalıştığı işlerin çok ağır olduğunu söyleyip ekliyor: "Ama beni üzen işlerin ağırlığı değil, çalıştığımızın hakkını tam olarak alamamamız. Önceden hiç değilse eve ekmek götürebiliyordum. Bu ekonomik krizden sonra artık onu da bulamıyoruz".
Dört çocuğu varmış Safkan'ın. Hepsi de okula gidiyor. "Artık asgari okul masraflarını dahi karşılayamıyorum. Böyle giderse onlar da geleceğin ameleleri olacak" diyor.
Çocuklarını okuldan aldı
Şemsettin Mert, 38 yaşında. Üç çocuğundan ikisi okula gidiyor. "Ağır vasıta ehliyetim var. Ama iş bulamıyorum. Burada bulunan Sivas Demir Çelik'in özelleştirilmesi iyice işlerimizi kısıtladı. Dikimevi'nin de taşınacağı söylentisi var" diyen Şemsettin Mert, işler kötü gittiği için ilkokul 2. ve 3. sınıfa giden çocuklarını okuldan almak zorunda kalmış.
"Bunun sorumlusu ben değilim, ceylan derisi koltuklarda oturup milyarlarca lira maaş alan, trilyonlarca lira da yolsuzluklardan pay alan asalaklardır" diyor. Krizin herkesi etkilediğini söyleyen Mert öfkeli; "Artık bizi de görsünler. Biz de bu ülkenin evlatlarıyız".
Bebeğine mama alamıyor
2 çocuğu olduğunu, ama hâlâ babasının evinde oturduğunu anlatıyor 34 yaşındaki Yılmaz Ceren. 8 aylık çocuğuna mama dahi alamıyormuş. "Amelelikten ayda 100 bile alamıyoruz. 80 milyon lira için evime haciz geldi. Sosyal güvence gibi hakları zaten unuttuk. Valilik bize yeşil kart verdi, hastanede muayene olabiliyorum. Ama ilaçları alamıyorum. İlaç olmadıktan sonra muayene ne işe yarar?" diyor. İş bulmak için başvurduğunda kendisinden 3 milyon lira istendiğini söyleyen Ceren, kayıt olamamış: "3 milyonum olsa, uzun zamandır mama alamadığım çocuğa mama alırdım".
Sivas'ın Amele Pazarı'ndaki herkesin dertleri aynı, hatta Türkiye'nin herhangi bir yerinde amele pazarındakilerin de...
www.evrensel.net