Kulakları telefonumuzda

Kulakları telefonumuzda

Yılmaz'ın, telefon dinleme olaylarından 'tedirginliğini' dile getirdiği açıklaması, konunun Yılmaz'ı da kapsayan geçmişini gündeme getiriyor.

Kulakları telefonumuzda
Her geçen gün yeni bir boyut kazanan telekulak skandalları neredeyse 'dinlenmeyen' kimsenin kalmadığını ortaya koyuyor. Telefonları dinleyenlerin listesi, çetelerden, başbakanlık yapmış olan siyasi parti başkanlarına, Emniyet Genel Müdürlüğü'nden MİT'e, İçişleri Bakanlığı'ndan Batı Çalışma Grubu'na kadar gidiyor. Telefonları dinlenenlerin listesi neredeyse herkese uzanıyor.
Yılmaz 'tedirgin'
Beyaz Enerji Operasyonu çerçevesinde adı yolsuzluklara karıştığı için istifa etmek zorunda kalan ANAP'lı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Cumhur Ersümer'in istifası üzerine ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz bir açıklama yaptı. Yılmaz, açıklamasında partisindeki bir milletvekilinin istifa etmesine neden olan Beyaz Enerji Operasyonu'nun telefon dinlemeler üzerinden yürütülmesinden duyduğu 'tedirginliği' dile getiriyor ve şunları diyordu: "Ama unutmasınlar ki, yarın eğer bir gazete idarehanesi, öbür gün bir ticaret şirketi, bir başka gün bir işçi sendikası, diğer bir gün bir vakıf, öteki gün bir muhalefet partisi, telefonları dinlenerek izlenirse, jandarma tarafından basılırsa bizim ne demek istediğimiz çok daha iyi anlaşılacaktır. Ama korkarım ki o zaman vakit geçmiş olacaktır."
Herkesi dinliyorlar
Şimdi Başbakan Yardımcılığı yapan Mesut Yılmaz'ın 'gizli kulaklara' dikkat çeken açıklamasının ardından, Ankara Emniyet Müdürlüğü'nde ortaya çıkan Telekulak Skandalı, 'yeni ve gizli' belgelerle allanıp pullanarak, bir kez daha bir gazetenin manşetine taşındı. Haberde, 1997-1999 yılları arasında Ankara Emniyet Müdürlüğü'nde yaşanan Telekulak Skandalı ile ilgili olarak Emniyet Genel Müdürlüğü'nün skandal davasının sürdüğü Kırıkkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki belgeler yer alıyordu. 6 Temmuz'da Mülkiye Müfettişleri'ne verilen bu belgede telefonları izinli veya izinsiz olarak dinlenen kişi ve kurumların listesi yazıyordu. 673 kişinin isminin geçtiği liste 24 sayfaydı. 5 sayfada telefonları izin alınarak dinlenenler vardı. 19 sayfada ise telefonları izinsiz olarak dinlenenler. Listede kimler yoktu ki! EMEP, ÖDP, HADEP, Tüm Bel Sen, İHD, Türkiye Liman İşçileri Sendikası, Yargıtay ikinci ve üçüncü daire üyeleri, vs...
Dinlemenin yasasını Yılmaz çıkardı
Bu boyutlu kulak skandalı, 1997-1999 yılları arasında yaşandı. Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Emniyet Genel Müdürü Necati Bilican'dı. Başbakan ise Mesut Yılmaz'dı. Üç gün önce yaptığı açıklamalarla telefonların dinlenmesi üzerine duyduğu 'tedirginliği' dile getiren Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz ile skandal döneminin Başbakanı Mesut Yılmaz'ın aynı kişiler olması ilginç. Çünkü Mesut Yılmaz, Başbakanlığı döneminde sadece Emniyet Müdürlüğü'nde yaşanan bu olayı 'görmemekle' kalmamıştı. Yılmaz'ın başbakanlığı döneminde "Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu" da çıkmıştı. Bütün Türkiye'nin yasal bir şekilde dinlenmesini sağlayan bu kanun mecliste 48'e karşı 246 oyla kabul edilmişti. Muhalefet edenlerin söyledikleri şuydu: "Bu yasa insan haklarına aykırı. Evimiz, en mahrem yerlerimiz, yatak odalarımız bile polisçe dinlenecek, gözetlenecek."
Kimler dinledi?
Yılmaz'ın döneminde çıkan bu yasayla 'kutsal görevler'ini yerine getiren gizli kulaklar telefonlara daha rahat uzanmaya başladı. Ama kişilerin, kurumların, sendikaların telefonları yasadan önce de sonra da, dinleyenler 'rahat' olmasa da dinleniyordu. Kimler yoktu ki dinleyenlerin arasında? Mesela çeteler vardı. Hüseyin Baybaşin, şantaj amacıyla 'kulakçı memurlar'dan kasetler aldığını açıklamıştı. Siyasiler vardı; Tansu Çiller döneminde telefonların daha da iyi dinlenmesi için Telekom'a siyasi atamalar yapılmıştı. MİT dinliyordu telefonları. TELSİM Genel Müdürü, MİT'in 1995'te telefonları dinlemek üzere kendilerine başvurduğunu açıklamıştı. 1994'ün Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, telefonları dinlemek üzere Ankara DGM Savcısı Nusret Demiral'dan izin almıştı.
Batı Çalışma Grubu
Dinleyicilerin arasında Susurluk faillerine derin sempati duyan Tansu Çiller'in 'Asıl Çete' olarak nitelediği Batı Çalışma Grubu da vardı. Ordu bünyesinde, irtica ile mücadele etmek amacıyla kurulduğu iddia edilen Batı Çalışma Grubu toplumun bütün kesimlerini takibe aldı. 1 Mayıs 1997'de Deniz Kuvvetleri Komutanı namına Kurmay Başkanı Koramiral Aydan Erol'un imzasını taşıyan belgenin açığa çıkması, bütün siyasi parti, sendika, kitle örgütleri, dernek, okullar ve yurtların yani bütün toplumun izlendiğini ortaya çıkardı.
www.evrensel.net