Tutuklular hastalığa mahkûm

Tutuklular hastalığa mahkûm

Sakat, yaralı ve hasta durumda olan tutuklular, F tiplerinde gerekli tedavi imkânlarını bulamıyorlar. Hastanede de tedavileri yapılamadan tekrar cezaevine gönderiliyorlar.

Tutuklular hastalığa mahkûm
Jülide Kalıç
Kötü yaşam koşulları ve maruz kaldıkları kanlı operasyonlar nedeniyle ciddi sağlık problemleri yaşayan yüzlerce tutuklu ve hükümlü tedavi edilmiyor. Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, tedavi olmayı bekleyen tutukluları görmezden geliyor. Ölüm orucundaki tutuklulara ise zorla müdahalede bulunma politikası tüm eleştirilere karşın devam ettiriliyor.
Siyasi tutuklu ve hükümlülerin bulunduğu cezaevlerine son olarak, 19 Aralık 2000 tarihinde, 30 kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan kanlı bir operasyon düzenlenmişti. Bu operasyonlarda yüzlerce tutuklu ve hükümlü, ateşli silahlar ve bombalarla yaralanmış, birçoğu kimi organlarını kaybetmiş ve ağır yanık yaraları almıştı. Yoğun olarak kullanılan ve sayıları binlerle ifade edilen göz yaşartıcı gaz ve biber gazı bombaları nedeniyle tutuklu ve hükümlülerde solunum yollarında etkisi uzun süre devam eden hasarlar ve nefes alma güçlükleri ortaya çıkmıştı.
Koşul öne sürülüyor
Kurşun yaraları olan ya da başka rahatsızlıkları bulunan tutuklu ve hükümlülerin, ölüm orucunu bırakmayı reddettikleri için tedavi edilmediği, ya da tedavilerinin ölüm orucunu bırakmaları koşuluna bağlandığı belirtiliyor. Sakat, yaralı ve hasta durumda olan tutuklu ve hükümlüler, F tiplerinde gerekli bakım ve tedavi imkânlarını bulamıyorlar. Hastaneye sevk edilenler de iyileşmeden ve gerekli tedavileri yapılamadan tekrar cezaevine gönderiliyor. Hücrelerinde fenalaşan mahkûmların durumları çok geç farkediliyor. Birçok tutuklu ve hükümlü, tedavilerinin doğru düzgün yapılmadığından şikayetçi. Sağlık problemleri olan tutuklulara cezaevi doktoru tarafından yazılan ilaçlar para ile veriliyor. Tutuklular bu nedenle, ilaçlarını temin etmekte zorluk yaşıyorlar.
Hastalıklar yaygın
F tiplerinin ve adım adım hücreye dönüştürülen diğer cezaevlerinin olumsuz yaşam koşulları, tutukluların sağlığını tehdit ediyor. Sincan ve Tekirdağ Cezaevi'nde tutuklu ve hükümlüler kuyu suyunu kullanmak zorunda bırakılıyorlar. Cezaevi personeli kuyu suyunda bulunan ve bulaşıcı hastalıklara neden olan bu suları kullanmayıp, kendilerine dışarıdan su temin etme imkânı yaratırken, tutuklulara aynı olanak sağlanmıyor. Çok sayıda tutuklu, içme suyundan enfeksiyon kaptıkları için bulaşıcı hastalıklara yakalandı. Tutukluların bulundukları hücrelerin pis, nemli, güneş almayan ve havalandırması olmayan yerler olduğundan yakınıyorlar. Tutuklular, talep ettikleri temizlik malzemelerini de temin edemiyor. Bazı tutuklu ve hükümlülerin vücutlarında insani olmayan yaşam koşulları nedeniyle yaralar oluştuğu söyleniyor.
Tedavi masrafları ailelerden isteniyor
Ölüm oruçlarındaki tutuklular ve ailelere akıl almaz uygulamalarla karşılaşıyorlar. Örneğin, Edirne F tipi Cezaevi'nden zorla müdahale için Edirne Tıp Fakültesi'ne kaldırılan Haydar Bozkurt'un ailesinden üç milyar lira tedavi masrafı istendi. Hastane idaresi, parayı ödeyemeyecek kadar yoksul olan aileye zorla senet imzalattı. Edirne F tipi Cezaevi'nde bulunan Ufuk Keskin ise diabet hastası. Cezaevinde 4 kez şeker komasına girdi. İlaçlarının temini sağlanamıyor. Keskin'in ailesinin, cezaevi idaresi ve savcılığa vermiş olduğu dilekçelere cevap bile verilmiyor.
Ölüm oruçları nedeniyle hafızasını kaybeden ve bir daha geri dönüşü olmayan hastalıklara yakalanan tutuklular yeniden cezaevlerini gönderiliyorlar. Bundan sonraki yaşamlarını ancak yakınlarının yardımlarıyla sürdürmek durumunda olan ve özel bir bakıma ihtiyaç duyan tutuklu ve hükümlüler, hücrelerinde tek başına bir yaşama mahkûm ediliyorlar. Üstelik cezaevlerinde benzer durumlarda olan çok sayıda tutuklu ve hükümlü bulunuyor.
www.evrensel.net