Cezaevi yasaları komisyondan geçti

Cezaevi yasaları komisyondan geçti

Cezaevlerindeki düzenlemeler kapsamında gündeme getirilen cezaevi izleme kurulları oluşturulmasını öngören yasa tasarıları, Adalet Komisyonu'ndan geçti.

Cezaevi yasaları komisyondan geçti
Cezaevlerindeki yaşam koşullarının iyileştirilmesi iddiasıyla infaz hakimliği ve cezaevi izleme kurulları kurulmasını öngören yasa tasarıları TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edildi. Terörle Mücadele Yasası'nın 16. maddesinde değişiklik de önceki akşam TBMM Genel Kurulu'da kabul edilmişti.
Cezaevlerindeki düzenlemelerle ilgili olarak TBMM'ye sunulan tasarılardan ikisi daha Adalet Komisyonu'nda görüşülerek benimsendi. Tasarı ile oluşturulan infaz hakimlikleri, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlara ilişkin şikâyetleri inceleyerek karara bağlayacak. Böylece bu işlemlere yargı denetimi getirilecek. Tasarıya göre, infaz hakimlikleri Adalet Bakanlığı'nca Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun olumlu görüşü alınarak yargı çevresinde, ceza infaz kurumu ve tutukevi bulunan ağır ceza mahkemeleri ile coğrafi durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak ilçe asliye ceza mahkemelerinde kurulacak. İnfaz hakimliğinin yetki alanı, kurulduğu yer ağır ceza veya asliye ceza mahkemesinin yargı çevresi ile sınırlı olacak. Bir yerde birden çok infaz hakimliği kurulabilecek ve kuruldukları yer adliye binasında görev yapacaklar.
İnfaz hakimliğine, atanacakları bölgeye veya bir alt bölgeye hak kazanan adli yargı hakim ve cumhuriyet savcıları arasından Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nca atama yapılacak veya o yerde hakimlerden birine infaz hakimliği yetkisi verilebilecek.
Karar 1 hafta içinde
Hükümlü ve tutuklular hakkında yasalar, yönetmelikler ve genelgelere aykırı işlemlerin öğrenildiği tarihten itibaren 15, yapıldığı tarihten itibaren 30 gün içinde şikâyet yoluyla infaz hakimliğine başvurulabilecek. Şikâyet, dilekçe ile doğrudan doğruya infaz hakimliğine yapılabileceği gibi, cumhuriyet başsavcılığı veya ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğü aracılığıyla da yapılabilecek. Şikâyeti, hükümlü veya tutuklu ya da eşi, ana ve babası ile ergin çocuğu, müdafii, yasal temsilcisi, ceza infaz kurumu ve tutukevi izleme kuruluna yapabilecek. İnfaz hakimi, duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verecek. Ancak gerek gördüğünde karar vermeden önce araştırma yapabilecek ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilecek.
İzleme kurulları oluşturulacak
FP İstanbul Milletvekili Nazlı Ilıcak'ın, tasarının görüşülmesi sırasında, mafyanın cezaevlerindeki hakimiyetinin sürdüğünü ve infaz hakimliğinin işe yaramayacağını söylemesi dikkat çekti.
Komisyon, bu tasarının genel kurulda öncelikli olarak görüşülmesini önerme kararı da aldıktan sonra, cezaevlerinde izleme kurulları oluşturulmasını sağlayan tasarıyı görüşmeye başladı. Görüşmelerin ardından "ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kurulları yasa tasarısı" da, TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edildi. Tasarı, bulunduğu yargı çevresinde infaz kurumu veya tutukevi olan her adli yargı adalet komisyonunca bir izleme kurulu oluşturulmasını öngörüyor. 5 üyeden oluşacak kurulun üyeleri, 4 yıl görev yapacak.
İzleme kurullarına seçilecek kişilerde Devlet Memurları Kanunu'nda öngörülen koşulların yanı sıra 35 yaşını doldurmuş olmak, herhangi bir siyasi partide görevi bulunmamak koşulları aranacak. Kurul üyelerinin tıp, eczacılık, hukuk, kamu yönetimi, sosyoloji, psikoloji, sosyal hizmetler ve benzeri alanlarda en az dört yıllık yükseköğretim kurumlarından birini bitirmesi; mesleğiyle ilgili kamu kurum ve kuruluşlarında ya da özel sektörde en az on yıl çalışmış olması koşulu da aranacak. Ceza infaz kurumları ve tutukevleriyle ilgili hukuki ilişkilere taraf olanlar, tutuklu yakınları kurul üyeliğine seçilemeyecekler.
Kurulun görevleri
Tasarıya göre, izleme kurulları, kanunla verilen diğer görevlerin yanı sıra şu işlemleri yapmakla yetkili olacak:
  • Ceza infaz kurumları ve tutukevlerindeki infaz işlem ve faaliyetlerini yerinde görmek, incelemek, yöneticilerden bilgi almak, hükümlü ve tutukluları dinlemek.
  • Hükümlü ve tutukluların sağlık ve yaşama koşulları, iç güvenlik, sevk ve nakil işlemleriyle ilgili aksaklık ve eksiklikleri yetkili mercilere bildirmek.
  • Aldıkları bilgileri değerlendirerek üç ayda bir rapor düzenlemek, raporun birer örneğini Adalet Bakanlığı ile izleme kurulunun bulunduğu infaz hakimliği ve Cumhuriyet Başsavcılığı'na, gerektiğinde ayrıca TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığı'na göndermek.
    Raporlar izinsiz açıklanamayacak
    İzleme kurulu üyeleri, görevleri sırasında edindikleri bilgileri ve raporları izin almadan açıklayamayacaklar. İzleme kurulları, yeni düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde oluşturulacak ve çalışma esasları yönetmelikle belirlenecek.
    Bu tasarının görüşmeleri sırasında da söz alan Ilıcak, uygulamanın askeri cezaevlerini de kapsamasını isterken, Bakan Türk, bunun yetkileri dahilinde olmadığını öne sürdü. Komisyonun FP'li üyeleri İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin, Erzurum Miletvekili Fahrettin Kukaracı ve Van Milletvekili Fetullah Erbaş ise, izleme kurallarına, tabip odaları, barolar, insan hakları derneklerinden üyeler seçilmesini istedi. Erbaş, "Bizim seçim bölgelerimizde İnsan Hakları Derneği ve Mazlum-Der sakıncalı görülüyor. Eğer siz bu işi valilere bırakırsanız, bunlardan seçmezler" dedi.
    Şahin, tabip odaları ve baroların toplumda saygın meslek örgütleri olduğunu belirterek, Adalet Bakanı Türk'ün bunları "saygın olmayan kuruluşlar" olarak gördüğünü söyledi. Türk, Şahin'in değerlendirmesine, "Sözlerimi saptırmayın" diyerek tepki gösterdi. Tasarıda, izleme kurullarına "tercihen emekli olanların" seçimine ilişkin hüküm ise FP Aksaray Milletvekili Ramazan Toprak'ın verdiği bir önergeyle çıkarıldı. Toprak, "Emekli hakimler, eski defterleri karıştırırlar. Ayrıca, aktif görev yapamazlar" dedi. src=/resim/b1.gif width=5>
    Başa dön


    Emekçiler boyun eğmeyeceklerini gösterdi
    Emeğin Partisi (EMEP) Genel Başkanı Levent Tüzel, işçi sınıfının "Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü" olan 1 Mayıs'ın, dünyanın birçok yerinde ve ülkemizde, taşıdığı anlama uygun ve coşkulu gösterilerle kutlandığını belirterek, "Milyonlarca emekçi 1 Mayıs gösterilerinde iş, ekmek ve özgürlük taleplerini dile getirerek, sömürüye ve sömürgeciliğe boyun eğmeyeceğini bir kez daha göstermiştir" dedi.
    Dün yazılı açıklama yapan Tüzel, Almanya'dan İngiltere'ye, Türkiye'den Yunanistan'a, Avusturalya'dan Latin Amerika'ya, İspanya'dan İtalya'ya, İran'dan Filistin'e, Güney ve Kuzey Kore'den Tayvan'a, Ukrayna'dan Rusya'ya dünyanın bütün kıtalarında, onlarca ülkede alanları dolduran genç, yaşlı, kadın, erkek milyonlarca işçi ve emekçinin, 2001 1 Mayısı'nda uluslararası tekellere, kapitalist-emperyalist devletlere ve onların işbirlikçilerine karşı taleplerini ve öfkelerini haykırdığını kaydetti. 2001 1 Mayıs'ının, bütün aksi iddialara ve yürütülen burjuva ideolojik propaganda ve dezenformasyona rağmen; dünyanın emek ve sermaye arasındaki büyük ve uzlaşmaz bölünmüşlüğünün derinleşerek sürdüğünü gösterdiğine dikkat çeken Tüzel, şöyle devam etti: "Adına "küreselleşme", "globalizm" denen sürecin; yoksulluğun, yolsuzluğun, kapitalist mafyalaşmanın, rantçılığın, sömürünün ve sömürgeciliğin daha da ustaca ve vahşice devam ettirilmesi demek olduğunu gösteren 2001 1 Mayısı, Dünya emekçilerinin ve ezilenlerinin buna karşı mücadele edeceğini de göstermiştir. İşçiler, emekçiler, gençler, bütün ezilen ve sömürülenler; 100 yılın son çeyreğinde dünyayı bir ahtapot gibi kuşatan neoliberal politikalara karşı öfkelerini alanlara taşımıştır. Bunun içinde, başta ABD tekelleri olmak üzere bütün uluslararası tekellerin para-rant-finans tetikçiliğini yapan ve işbirlikçileri aracılığıyla sömürge ülkeleri kuşatan IMF ve Dünya Bankası'nı, mücadelenin merkezine, öfkelerinin hedef tahtasına koymuşlardır."
    Öğretici 1 Mayıs
    EMEP Genel Başkanı Tüzel, ülkemizde de işçiler, emekçiler ve gençlerin 40'ın üzerinde il ve ilçe de 2001 1 Mayısı'nı miting ve gösterilerle, Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü olarak kutladığını ifade ederek, yüzbinlerce emekçinin, IMF ve DB programlarına ve son olarak "Cilalı Derviş Programı"na karşı taleplerini ve öfkelerini alanlara taşıdığını belirtti. Bazı işkollarında işbırakarak, birçok işyerinde işyeri kutlamaları yaparak 1 Mayıs'ta alanlara çıkan işçiler ve emekçilerin, sömürü ve yağma politikalarına karşı Emek Programı'nın uygulanmasını istediğini kaydeden Tüzel, birçok mücadeleci sendikacının ve işçi önderinin 1 Mayıs'ın adına yakışır bir şekilde kutlanması için takındığı tutumun; istendiğinde, gerekleri yerine getirildiğinde yüzbinlerce, milyonlarca işçi ve emekçinin talepleri için mücadeleye hazır olduğunu göstermesi açısından öğretici olduğunu vurguladı.
    EMEP üzerine düşeni yapacak
    Tüzel, "Ancak, hâlâ sendikal bürokrasinin ve onun değirmenine su taşıyan eğilimlerin işçi ve emekçilerin mücadeleye atılmasında aşılması gereken önemli bir engel olduğu da bu 1 Mayıs'la bir kez daha görüldü. IMF, hükümet ve büyük patronların emek düşmanı politikalarına karşı emekçilerin taleplerinden oluşan Emek Programı'nın uygulanması için mücadelenin bütün engelleri aşarak, emek hareketini sermaye güçleri karşısında daha ileri mevzilere taşıması için önümüzdeki günler yapılacak çok şey olduğu açıktır. Ancak açık olan bir gerçek daha var ki o da; işçi sınıfı ve emekçilerin ileri, mücadeleci güçlerinin, emek-sermaye arasındaki saflaşmada gelinen noktayı her geçen gün daha iyi kavrayarak ilerleme sürecine girdiği gerçeğidir" dedi. Tüzel, bu yolda EMEP'in, üzerine düşen sorumluluğu en ileri düzeyde yerine getireceğini ifade ederek, ülkemiz işçileri, emekçileri ve gençliğiyle birlikte; IMF, hükümet ve büyük patronların emek düşmanı politikalarına karşı birlik, mücadele ve dayanışma içerisinde Emek Programı'nın hayata geçirilmesi için çalışmalarını sürdüreceklerini söyledi.
    www.evrensel.net