Bir üniversite bin skandal!

Bir üniversite bin skandal!

Vakıf üniversiteleri her geçen gün yeni bir skandala kapı aralıyor. Görevinden ayrılan Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Işık, üniversitedeki birçok usulsüzlüğü dile getirdi.

Bir üniversite bin skandal!
Naci Oğuz
Bilimin merkezi olan üniversitelerin son yıllarda piyasanın ihtiyaçları doğrultusunda yeniden yapılandırılmasının bir sonucu olarak ortaya çıkan vakıf üniversiteleri, her geçen gün yeni skandallara sahne oluyor. Hazine arazilerinin veya SİT alanlarının "üniversite bahanesiyle" talana açılmasının yarattığı tartışmalar sürerken, vakıf üniversiteleri arasında "gıpta (!)" ile bakılan Maltepe Ünivesitesi'nde gelişen skandalvari olaylar, yeni tartışmalara yol açacak görünüyor.
Yaşanan birçok olaydan sonra 7 aylık bir görev süresinin ardından fakültedeki görevinden ayrılmak zorunda kalan Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi eski Dekanı Prof. Dr. Ömer Işık'ın yaptığı açıklamalar, vakıf üniversitelerinin gerçek daksatının eğitim vermekten öte kazanç sağlamak olduğunu ortaya koyarken, tıp eğitimini ve geldiği noktada Türkiye'de oluşan sağlık anlayışını gözler önüne seriyor.
Prof. Dr. Ömer Işık, Maltepe Üniversitesi'ni kuran Marmara Sağlık ve Eğitim Vakfı'nın başkanı Hüseyin Şimşek'in kendi özel hastanesini YÖK'e üniversite hastanesi olarak göstermesinin ardından gelişen olayların, dekanı ve rektörü görevden uzaklaştırmaya kadar varan bir yasadışılık silsilesine nasıl dönüştüğünü, resmi yazışmalarla ifade ediyor.
Yasalara aykırı işleyiş
Prof. Dr. Ömer Işık, üniversiteyi kuran Marmara Sağlık ve Eğitim Vakfı'nın başkanı Hüseyin Şimşek'in sahibi olduğu Özel Marmara Hastanesi'ni, kuruluş aşamasında YÖK'e eğitim ve uygulama hastanesi olarak deklare etmiş olduğunu ifade ederek, yasalara göre bir özel hastanenin değişik amaç, yapısı ve işleyişi ile üniversite hastanesi olamayacağını belirtiyor. Prof. Işık, ilerleyen zamanlarda fakültenin öğretim elemanlarının Özel Marmara Hastanesi'nin yönetimi altında çalışmaya zorlandığını ifade ederek; özel hastane sahibinin güdümündeki herhangi bir akademik kimliği olmayan hastane yönetiminin, bir akademik kamu kurumu olması gereken tıp fakültesinin akademik ve idari işleyişine dışarıdan müdahale etmesine dikkat çekiyor ve ekliyor: "Kurucu vakfın başkanı Hüseyin Şimşek üniversitenin sahibi gibi davranıyor. Özel Marmara Hastanesi'ne aldığı hekimlere akademik unvan vaadinde bulunuyor. Oysa, bir kamu kurumu olması gereken vakıf üniversitelerinde akademik kadro verilmesi, YÖK'ün denetimi altında ilgili akademik kurallarca yapılmalıdır." Prof. Dr. Işık, fakülte hastanenin değil, özel hastane fakültenin olanaklarını kullandığını da belirterek, "Öğretim üyeleri, esas amacı eğitim-öğretim değil 'kazanç' olan özel hastanenin şartları altında, özel hastane yönetiminin emri altında çalışmaya zorlanıyor. Oysa, vakıf yükseköğretim kurumunun kazanç amacı gütmemesi yasal bir zorunluluktur" diyor.
Fakültenin maruz kaldığı yasal ve etik olmayan bu dışarıdan müdahaleye karşı çıkan Prof. Dr. Ömer Işık, 12 Mart'ta sadece mali konularda yetkili kılınmış olması gereken Mütevelli Heyet Yürütme Kurulu tarafından görevinden alınıyor. Görevden alındığının bildirilmesi üzerine rektörlüğe "Açıklamalarım" başlıklı bir yazı gönderen Prof. Dr. Işık, Mütevelli Heyeti'nin öne sürdüğü iddiaların YÖK Disiplin Yönetmeliği'nin "Yönetim Görevinden Ayırma" ile ilgili olan Madde 7, "c" ve "g" fıkralarının tıpatıp aynısı olduğunu, dolayısıyla somut hiçbir iddia bulunmayan art niyetli suçlamalar olduğunu söylüyor. İlgili maddeler şu içeriği taşıyor: "Yönetimi ile sorumlu olduğu yerde verimli veya huzurlu çalışmayı sağlamak için gerekli önlemleri almadığı ve huzuru bozacak hareketlere göz yumduğu, bu çeşit hareketleri tahrik, teşvik ve desteklediği..."
YÖK kimi dinliyor?
3. sınıfı bu dönem bitirip önümüzdeki dönem 4. sınıf okuyacak olan tıp fakültesi öğrencilerinin, hasta başı klinik eğitim alma zamanlarının gelmesine karşın hastanesizlik nedeni ile alacakları eğitimin düzeyinin ve yeterliliğinin tartışmalı olduğunu anlatan Prof. Işık, öğrenci velilerinin, araştırma görevlilerinin, diğer öğretim üyelerinin ve dekan olarak kendisinin, gerekli mercileri ve YÖK'ü bu durumdan haberdar ettiklerini ifade ediyor. YÖK yetkililerinin olayın mağdurlarından ziyade Hüseyin Şimşek'i ve Mütevelli Heyeti Başkanı'nı dinlediğini belirten Işık, "Ancak YÖK soruna sahip çıkıp gerekli önlemleri almadığı gibi, mevcut sorunu ayrılan öğretim üyeleri ile hastane sahibi arasında bir 'rant sorunu' olarak değerlendirdiğine dair duyumlar alındığını üzülerek ifade etmeliyim" diyor. Prof. Dr. Işık, YÖK'ün sadece mütevelli heyetini değil, esas olarak olayın mağdurlarını dinlemesi gerektiğini ekliyor.
Öğrenci de rahatsız
Maltepe Üniversitesi'nin devlete verdiği taahhüdü yerine getirmemesinden yakınan öğrenciler de "Derslerimizin önemli bir bölümü boş geçiyor. Anatomi derslerinde kadavra yok. Laboratuvar çalışması yapamıyoruz. 3 yıldır hâlâ eğitim alabileceğimiz, hasta ve hastalıkla karşılaşabileceğimiz bir hastanemiz yok.
Özel hastalarla eğitim yapmamız mümkün değil" diyerek tepkilerini dile getiriyorlar. Bu arada etik ve akademik açıdan kabul edilemez olan ve yasadışı gelişen bu olaylar hakkında üniversitenin diğer saygın hocalarının tepkisiz kaldığını da belirten Işık, tepki duyması gereken bu kesimlerin sessiz kalmasına da anlam veremediğini söyleyerek; yaşanan bunca olayın vakıf üniversitelerinin tartışılmasında bir işlev görmesini umduğunu da kaydediyor.
www.evrensel.net