Adana'da 6 bin emekçi alanda

Adana'da 1 Mayıs'ı kutlamak için biraraya gelen yaklaşık 6000 emekçi, IMF-Derviş programına, özelleştirmelere, F tipi cezaevlerine, sıfır zam dayatmalarına, işsizliğe, yoksulluğa ve yolsuzluğa hayır dedi.

Adana'da 6 bin emekçi alanda
Adana'da 1 Mayıs'ı kutlamak için biraraya gelen yaklaşık 6000 emekçi, IMF-Derviş programına, özelleştirmelere, F tipi cezaevlerine, sıfır zam dayatmalarına, işsizliğe, yoksulluğa ve yolsuzluğa hayır dedi. Mimar Sinan Açık Hava Tiyatrosu önünde saat 10.00'dan itibaren toplanmaya başlayan emekçiler, saat 11.00'den itibaren kortejler oluşturarak Uğur Mumcu alanına doğru yürüyüşe geçtiler.
Yürüyüş kortejinin en önünde 14 Nisan'a göre katılımında hayli gerileme olan Türk-İş pankartı yer aldı. Türk-İş'e bağlı şubeler pankart açmadan temsil düzeyde mitinge katılırken, TÜMTİS, yaklaşık 150 kişi ve "IMF, Derviş değil, Emek Programı" şeklinde dövizler ile pankart açarak yürüdü. DİSK'in, 14 Nisan'a göre daha kitlesel katıldığı mitingte en kalabalık kortejleri, 750 kişi ile DİSK Tekstil MENSA ve 500 kişi ile Genel-İş 2 No'lu Şube oluşturdu. DİSK'in arkasında KESK, TMMOB, İHD, dergi çevreleri ve kitle örgütleri yer aldı. Dergi çevrelerinin arkasında yürüyen siyasi partiler ise sırasıyla CHP, İP, EMEP, HADEP ve ÖDP şeklinde yerini aldılar. Partiler arasında HADEP kitleselliğiyle dikkat çekti.
Yürüyüş boyunca sık sık "IMF defol, bu memleket bizim", "Kahrolsun IMF, bağımsız Türkiye", "Genel grev, genel direniş", "Yaşasın 1 Mayıs", "Yaşasın sınıf dayanışması", "Yaşasın iş ekmek özgürlük mücadelemiz" sloganları atılırken, EMEP kortejinde atılan "OHAL'e Hayır, Evrensel'e özgürlük", "IMF'siz Türkiye, YÖK'süz üniversite", "IMF, DB değil, Emek Programı" sloganları dikkat çekti.
'Çözümün adresi Emek Programıdır'
Miting alanına tüm emekçiler geldikten sonra 1 Mayıs'ta şehit düşen işçilerin anısına Enternasyonel Marşı eşliğinde saygı duruşunda bulunuldu. Tertip Komitesi adına konuşma yapan Enerji-Yapı-Yol-Sen Şube Başkanı İlyas Turan ,1 Mayıs'ın tüm dünya halklarının, emekçilerin kapitalizme ve emekçi düşmanlarına öfkesini ve nefretini haykırdığı bir gün olduğunu belirtti.
Ülkenin içinde bulunduğu duruma, IMF ve DB ile ülkeyi yöneten, hortumculara ve dış güçlere peşkeş çeken hükümetlerin neden olduğunu söyleyen Turan, "Ülkenin işçilerine, emekçilerine kulaklarını tıkayanlar, halkına sırtını dönüp, IMF'yi ve emperyalistleri kendine dost belleyenler, 'Artık Yeter!' dedi. Halkın refah düzeyini yükseltmeyi, gelir dağılımındaki dengesizlikleri gidermeyi ve rant yerine üretimi arttırmayı amaçlamayan hiçbir politikanın çözüm üretmeyeceğini dile getiren Turan, "Bugün ellerimizde yükselen ve milyonların sahiplendiği Emek Programı gerçek çözümün adresidir. 14 Nisan'da işçisiyle, emekçisiyle bu programın arkasında olduğumuzu haykırdık. Alternatifimiz var mı diyenler alanlara, sokaklara bakmalı, sesimize kulak vermeli" şeklinde konuştu.
Konuşmasında ekonomik taleplerin yanı sıra demokratik talepleri de dile getiren Turan, özgürlüğün, adaletin ve eşitliğin sadece çetelere, işkencecilere ve mafya mensuplarına uygulandığı bir adalet anlayışı ile karşı karşıya olunduğunu ifade etti. "Halkımız, aydınlarımız, sanatçılarımız, demokratlarımız, bilim adamlarımız cezaevlerine kapatılırken, farklı gerekçeler ileri sürülerek evlatlarımız tabutluklarda yok edilmek istenmektedir" diyerek konuşmasını sürdüren Turan, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl bir şekilde çözülmesini istedi. Çoşkulu geçen 1 Mayıs mitingi müzik ve halaylar eşleğinde son buldu. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Şiir, çiçek, gazete yasak!
Cezaevlerinden hastanelere kaldırılan ölüm orucundaki tutuklular ile yakınları keyfi uygulamalar ve komik yasaklar nedeniyle zor durumda kalıyor. Numune Hastanesi Mahkûm Koğuşu'nda Radikal, Cumhuriyet ve gazetemiz Evrensel'in okunması yasaklandı. Ayrıca koğuşa çiçek sokulmasına da izin verilmemeye başlandı.
Numune Hastanesi'nde bulunan tutuklu Levent Çöplü'nün annesi Aysel Çöplü önceki gün, her zamanki gibi günlük gazeleri oğluna götürmek istedi. Ancak bu sefer, görevli asker Bakanlık emri ile Evrensel, Radikal ve Cumhuriyet'in hastane içine alınmasının yasaklandığını söyleyerek, gazeteleri içeriye almadı. Çöplü, ilgili yazıyı görmek isteyince, bu sefer de "Komutanın emri, bu gazeteleri almıyoruz" yanıtını aldı.
Her gün bir şey yasaklanıyor
Tutuklu yakınları ertesi gün yeni bir emirle birlikte çiçeklerin de yasaklandığını bildirdiler. Ellerinde demet demet çiçekleri odalardan dışarı çıkartan tutuklu yakınları, "Her gün bir şey yasaklanıyor, şaşırdık kaldık" sözleri ile tepkilerini dile getirdiler. Haber alma özgürlüğünün engellendiğini belirten tutuklu yakınları, çocuklarının hayata bağlanması için ellerinden geleni yaparken, bu tür yasaklarla işlerinin zorlaştırıldığını söylediler.
Bu arada bazı askeri yetkililer, gazete yasağına, Milliyet gazetesinde geçtiğimiz günlerde yayımlanan hastanede ölüm orucunu sürdüren tutuklularla ilgili bir fotoğrafın neden olduğunu söylediler. Yetkililer, "Kızılan gazete Milliyet, peki yasaklananlar niye Radikal, Evrensel ve Cumhuriyet?" şeklindeki soruyu ise yanıtsız bıraktılar. Gazete sokulmama uygulamasının bir tek mahkûm koğuşunda olduğu, Numune Hastanesi'nin diğer bölümlerinde yatan tutukluların ise istedikleri gazeteleri okuyabildikleri öğrenildi.
Şiir sakıncalı bulundu
Numune Hastanesi'nde bulunan tutuklu Bülent Öner'in ziyareti esnasında bir başka tuhaf yasaklanma daha yaşandı. Bülent'in ziyaretine gelen spastik özürlü arkadaşı Ulaşer Tüzü arkadaşına kendi yazdığı şiiri vermek isteyince, askerlerin müdahalesi ile karşılaştı. Şiiri alıp geri vermeyen askerler, Ulaşer'i de dışarı çıkarttı. Bülent'in amcası Murat Öner, olaya duyduğu şaşkınlığı "Spastik özürlü bir kişinin şiirini niye sakıncalı buldular da çocuğu apar topar çıkardılar, şiiri de geri vermediler, anlayamadım. Bülent çok üzüldü, morali bozuldu. Bu tip uygulamalar yakınlarımızı kötü etkiliyor" sözleri ile ifade etti.
Kadınlar saatlerce bekletiliyor
Numune Hastanesi'ndeki kadın refakatçiler hastanede her gün arama sırasında "Kadın görevli yok" gerekçesiyle saatlerce bekletiliyor. Ölüm orcunda bilinci kapanan tutuklu Cafer Tayyar Bektaş'ın ablası Gülmisal Bektaş, "Her gün sabahın erken saatlerinde Mahkûm Koğuşu'nun önünde birikiyoruz. Bize kadın görevlinin olmadığını söylüyorlar ve saatlerce bekletiyorlar" dedi. Bektaş, tutukluların ihtiyacını karşılamak için dışarı çıktıklarını daha sonra hastaneye döndüklerinde yine saatlerce aranmak için beklediklerini söyledi. Bektaş, "Zaten yakınlarımız zor durumda. Bez almaya çıkıyorum, içeri sokulmadan önce yine saatlerce kadın görevli bekliyorum aranmak için, biz her gün her sabah yaşlı, genç bu problemi yaşıyoruz. Hastane yetkililerinden bu sorunun çözülmesini istedik bize Ulucanlar'a dilekçe vermemizi söylediler. Oysa bu tip sorunları çözmek onların görevi" diye konuştu.
Yaşamla bağlar kopartılıyor
İHD Ankara Şube Başkanı, Lütfi Demirkapı, gazetemize yaptığı açıklamada, Sincan F Tipi Cezaevi'nde ve Numune Hastanesi'nin Mahkum Koğuşu'nda Cumhuriyet, Radikal ve gazetemiz Evrensel ile yasal olarak satılan dergilerin tutuklulara verilmediğini bildirdi. Demirkapı, "Bu konuda yaptığımız girişimlerde yasaklamanın Adalet Bakanlığı'ndan geldiği söylendi. Yazılı belge istediğimizde, gösterilmedi. Daha sonra yaptığımız araştırmalarda, bu yasakların güvenlik güçlerince uygulandığını öğrendik" dedi.Demirkapı, tutukluların bunca acısı varken, insanlar birer birer ölürken, bir de bu anti demokratik uygulamalarla, düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik yasaklamalar sürdüğünü kaydederek, "Bunları kınıyoruz, tutukluların en doğal hakları olan yaşamdan haber alma özgürlüklerinin korunmasını istiyoruz. Basın ve yayınlar tutukları yaşama bağlayan tek olanaktır, yaşam bağlarından koparıldıklarını söylüyorlar. Bu tecrit ve izolasyonun katmerleştirilmesidir, şiddetle kınıyoruz" diye konuştu.
www.evrensel.net