30 Nisan 2001 21:00

Hücrelerden tabut içinde çıkılıyor

Adalet Bakanı Türk, uygulamalarıyla, cezaevleri yarasını kanatmayı sürdürüyor. Hücrelere atılan tutuklu ve hükümlülerin F tipinden birer birer cesetleri çıkıyor.

Paylaş
Hücrelerden tabut içinde çıkılıyor
Jülide Kalıç
Cezaevlerinde yaşanan sorunlar F tipi cezaevleriyle daha da katmerleşen bir hal aldı.
F tipi cezaevlerine karşı siyasi tutuklu ve hükümlülerin başlattığı ölüm oruçlarını sonlandıracağı iddiasıyla "Hayata Dönüş Operasyonu" adlı kanlı operasyonun startını veren Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, uygulamalarıyla, cezaevi yarasını kanatmaya devam ediyor. Bakan Türk'ün "reform" adı altında sunduğu F tipi cezaevlerinin, aslında siyasi tutuklu ve hükümlüleri "yok etmek" için inşa edildiğini doğrulayan haberler geliyor hücrelerden. Tek kişilik ve üç kişilik hücrelerden dışarıya sadece cesetler çıkıyor.
Katliamlar yetmedi
Bugüne kadar 50 kişinin yaşamına mal olan F tipi cezaevleri sürecine adım adım gelindi. İnsan hakları savunucuları, tutuklu yakınları ve kendine insanım diyen herkes, gündeme getirildiği ilk günden itabaren F tipi cezaevlerinin tecrit olacağını, daha fazla gözyaşı ve ölüm getireceğini yüzlerce kez dile getirdi. Çünkü Diyarbakır, Ümraniye, Ulucanlar ve Burdur cezaevlerinde yaşanan katliamlar, katliam girişimleri ve akıl almaz işkenceler, cezaevlerinde ne tür hak ihlallerinin yaşanabileceğini ortaya koymuştu. Ancak, "Ben devlete sağ verdim çocuğumu, sağ isterim" diyen annelerin feryadını duyan olmadı. Kanlı operasyonlara imza atanlar, döktükleri kanı aklamaktan hiç vazgeçmeyerek, en alttan başlayarak tüm sorumlulara övgü yağdırmaktan geri durmadılar. Onca baskı ve zulüm de yetmedi. Hücre, tecrit ve izolasyon demek olan F tipi cezaevleri, verilen sözlere karşın uygulamaya açıldı.
Bakan Türk, F tipi cezaevlerine yasal dayanak olarak da TMY'nin 16. maddesini gösterdi. "Hükümlü ya da tutukluyu tek başına bir 'oda'ya kapatır, diğer mahkûmlarla irtibatına ve haberleşmesine engel olursanız, kapısını kilitlediğiniz yer 'oda' değil, 'hücre' olur." İnsan hakları savunucularının, hukukçuların, tutuklu ve hükümlü ailelerinin, F tipi cezaevlerine karşı ısrarla vurguladıkları bilimsel tez bu oldu. Birçok kez F tipi cezaevlerinden vazgeçilmesi için Adalet Bakanlığı'nın kapısına dayanıldı. F tiplerinin kişiliksizleştirme, yalnızlaştırma, her türlü işkence ve baskıyı reva görme, beyin yıkama, itirafçılaştırma, yok etme ve öldürme olduğu vurgulandı.
İşkencenin adı oldu
Cezaevlerinde kurdukları komün yaşamla, hak ihlallerine direnen tutuklu ve hükümlüler, bir arada yaşarken bile can güvenliklerinin olmadığını vurgulayarak, hücre tipi cezaevinin işkenceyi daha da artıracağına dikkat çektiler. "Ben çocuklarımı hücrelere koydurtmam" diyen annelerin isyanı da bu nedenleydi. Ve korkulan oldu. Şimdi F tiplerinden işkence haberleri geliyor. F tiplerinde ilk işkenceler nakillerde yaşandı.
Kandıra F Tipi Cezaevi'ne sevk edilen tutuklu ve hükümlülerden Bülent Özdemir, Taylan Süren, Nuri Akalın, Birol Paşa, Cemal Keser, Sadık Akyüz, Hüseyin Kızıltoprak, Cumali Dişkaya ve Ufuk Yenibacak copla tecavüze uğradıklarını bildirdi. Nuri Akalın'ın avukatı Gülizar Tuncer'in bildirdiğine göre, müvekkili, kendisine yönelik tecavüz eylemini gerçekleştirenleri, "... jandarmanın giydiği kıyafete benzer giysiler içinde olan, ancak sıradan askerlere benzemeyen, kendi aralarında çok kibar konuşan, düzgün şiveli ve parfüm kokulu... asker kıyafetli kişilerin başlarında kep, ağızlarında maske ve ellerinde eldiven bulunan..." kişiler olarak tanımladı. F tiplerine nakledilen tutuklu ve hükümlüler, kaba dayak, kelepçe sıkma, haya burma, cinsel taciz, kafaya işeme, postal öptürtme, kalaslarla dövme, çırılçıplak soyma, 'En büyük asker bizim asker' sloganını atmaya zorlama gibi işkencelere maruz kaldılar.
Ölmeden öldürüldü
Edirne F Tipi Cezaevi'nde ölüm orucunun 123'üncü gününde hayatını kaybeden Tuncay Günel'in, ölmeden önce işkence gördüğü arkadaşları tarafından bildirildi. Günel, arkadaşı Adil Kaplan'ın ölüm orucunda yaşamını yitirmesinin ardından hücre camlarını yumruklayınca, cezaevi müdür yardımcısı ve gardiyanların saldırısına uğradı. Saldırının ardından fenalaşarak hastaneye kaldırılan Günel, hayatını kaybetti. Günel'in avukatı Göksel Arslan, müvekkilinin kolunun kırık olduğuna dikkat çekerek, Günel için yeniden otopsi yapılmasını talep etti.
Sincan F Tipi Cezaevi'de açlık grevinde bulunan tutuklulardan Yunus Özgür, bir grup gardiyan tarafından öldüresiye dövüldü. Aldığı darbeler nedeniyle fenalaşarak kendinden geçen Özgür, ambulansla Numune Hastanesi'ne kaldırıldı.
Gelen bilgilere göre, her sabah sayıma gelen gardiyanlar, tek kişilik ve 3 kişilik hücrelerde kalan tutuklu ve hükümlülerden alt kata inip ayakta sayım vermesini ve askeri disiplinle davranmasını istiyorlar. Onur kırıcı uygulamalara karşı çıkan tutuklu ve hükümlüler gardiyanların ya da jandarmanın saldırısına maruz kalıyor.
Toplu mezarlar ibret anıtı
Tutuklu ve hükümlülerden suç duyurusu niteliğinde bilgiler gelmesine, avukatlar tarafından savcılıklara suç duyurularında bulunulmasına rağmen, savcılıklar halen harekete geçmiyor. Avukatlar, müvekkillerinin adli tabiplikçe muayene edilmesini ve olguların soruşturulmasını sağlayamıyor. Tutuklu ve hükümlülerin yaşanan hukuksuzluklar hakkında idareye vermiş oldukları dilekçelere yanıt verilmiyor. Hücrelere hapsedilmiş tutuklu ve hükümlülerin birçoğu yaşadığı hak ihlallerini duyurduğu için tehdit ediliyor.
Bütün bu hak ihlalleri, tutuklu ve hükümlülerin tek başına bırakıldıkları hücrelerinde can güvenliklerinin olmadığının göstergesi. F tiplerindeki siyasi tutuklu ve hükümlülere, bedenleri ve beyinleri üzerinde hakimiyet kurma amaçlı saldırılar devam ediyor. Adalet Bakanlığı, F tipi cezaevlerini "toplu mezarlar"a çevirmekteki ısrarını sürdürüyor.
Sözün özü; F tipleriyle dört duvar, bir kez daha işkenceye, baskıya ve katliamlara tanık. F tiplerinde unutturulmak istenen bir kez daha insanlık...
ÖNCEKİ HABER

Tüzel, emekçilerin 1 Mayısı'nı kutladı

SONRAKİ HABER

Tüm Emekli-Sen: Taleplerimiz karşılansın

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa