Çevre ödüllü çevre düşmanı!

Çevre ödüllü çevre düşmanı!

"Çevre ödülü" almakla gurur duyan, insan ve çevre sağlığına saygılı olduğunu iddia eden Novartis'in çevre felaketleri saymakla bitmiyor. Atık ve bozuk ilaçlar ile ambalajlar yakılması gerekirken Harmandalı çöplüğüne gömülmüş.

Çevre ödüllü çevre düşmanı!
Bahadır Özgür / Emine Uyar
Bir dünya şirketi olan Novartis; uluslararası "çevre ödülü" sahibi. Ayrıca şirket Türkiye'de de her yıl "Novartis sağlık ödülleri" dağıtıyor. ISO 9001 kalite belgesine sahip olmakla ve aldığı çevre ödülüyle övünen Novartis'e yönelik en ciddi iddialardan birisi ne ironiktir ki, çevreye zarar verdiği konusunda.
Novartis'in yurtdışından ithal ettiği ilaçları taşıyan tırların Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde yaptığı kazaların bir kısmı kamuoyuna "basit birer trafik kazası" olarak yansıdı. Bir kısmı ise hiç bir şekilde gündeme dahi gelmedi. Ancak Novartis'in ilaçlarını taşıyan tırların karıştığı kazalar, basit birer trafik kazası olmanın çok ötesine geçiyor. Çünkü tırların taşıdığı varillerin içerisinde, çevreye büyük zarar veren yanıcı ve zehirli kimyevi maddeler bulunuyordu. Nitekim şirketin bizzat kendi kayıtlarından ve çektiği resimlerden, bu maddelerin çevreye yayılması konusunda bir önlem alınmadığı hatta bu maddelerin taşınması konusundaki yasal prosedüre hiç bir şekilde uyulmadığı ortaya çıkıyor.
Novartis yasalara göre yanıcı ve zehirli kimyevi maddeleri özel kamyonlarda, eskortlar eşliğinde taşıması gerekirken bu işi Kızılırmak adlı nakliye şirketine yaptırıyor. Aynı şekilde fabriklarında ürettiği ilaçları da aynı nakliye şirketi vasıtasıyla ilaçların istendiği bölgelere gönderiyor. Bu taşıma işlemi sırasında gerçekleşen trafik kazaları sonucu yüzlerce ton zehirli ilacın doğaya karıştığı iddia ediliyor. Bu tırların karıştığı bazı trafik kazaları ve taşıdıkları ilaçlar şöyle:
Tehlikeli kazalar
* Antalya yolunda devrilen kamyon APRİN adlı ilacı taşıyordu ve bu ilacın doğaya karışması konusunda hiç bir önlem alınmadığı bizzat şirketin çektiği resimlerden ve tuttuğu kayıtlardan anlaşılıyor. Bu kaza sonrası şirketin yaptığı tek iş; kazada tahrip olan ilaçların tutarını Kızılırmak nakliye şirketinden tanzim etmek oldu.
* Kula yakınlarında meydana gelen kazada ise PROMET ve FLAMBO adlı ilaçları taşıyan tır 22 metrelik uçuruma yuvarlandı. Bu ilaçların bölgedeki derelere karıştığı iddia edildi. Ancak şirket yine bu kazada da gerekli önlemleri almadı. Yapılan iş yine sadece zararın nakliye firmasından tanzim edilmesi oldu.
* Gelenbe'de meydana gelen kazada da 250 kilogram DDVP TECH adlı ilaç çevreye yayıldı.
* Saruhanlı'da olan kazada ise FLAMBO adlı ilacın bulunduğu variller su kanallarına karıştı.
Novartis yetkilileri de çok iyi biliyorlar ki; bu ilaçlar İstanbul Boğazı'ndan geçerken bile yetkililere "tehlikeli" olduğuna dair bilgi verilir. Ayrıca bu ilaçlar sadece gece belli satlerde ve özel korumayla, eskortlarla köprülerden geçirilir. Ve aracın kapalı kasalı olması, yanmayan ve su geçirmez yapıya sahip olması zorunlu. Oysa kaza yapan tırlarda bu ilaçların çevreye karışmasını önleyecek herhangi bir tedbirin alınmadığı bizzat şirketin kendi çektirdiği resimlerden de anlaşılıyor. Varillerle ithal edilen ilaçlar "evden eve nakliye" gibi taşınmış.
Harmandalı atık deposu mu?
Novartis'in "çevre duyarlılığı"nı gösteren bir diğer usulsüzlük ise bozuk çıkın ilaçlar ve atıklar konusundaki uygulamalarında göze çarpıyor. Bu uygulamları örnekleriyle anlatalım.
İsviçre'nin Basel kentinden gelen ve ambalajlanan 30 ton NERON adlı ilaç bozuk olduğundan dolayı tekrar İsviçre'ye gönderilecektir. Fakat bu işlemin fabrika koşullarında yapılması gerekmektedir. Ama tıpkı etiket değiştirilmesinde olduğu gibi bu işte İzmir'in Torbal ilçesine bağlı Pancar beldesinden getirtilen kadın işçilere yaptırılmıştır. Üstelik de fabrikada değil Pancar'da bulunan merkez depoda gerçekleştirilmiştir. Bu depodan da sorumlu olan ve eskiden şirkette çalışmış üst düzey yetkili bu deponun hiç bir şekilde bozuk ilaçların ambalajlanmasına müsait olmadığını, kadın işçilerin de gerekli emniyet koşulları sağlanmadan çalıştırıldığını belirtiyor. Nitekim bozuk NERON ilacının bir bölümünün 17.05.1996 ile 20.05.1996 tarihleri arasında; 42792, 427293 ve 427297 makbuz numaraları ile, geri kalanının da 21.05.1996-24.05.1996 tarihleri arasında , 427301, 427308, 427311 ve 427316 makbuz numaraları ile kadın işçilere paketlettirildiği şirketin kendi kayıtlarından anlaşılıyor. İlk parti 709437, ikinci parti ise 709438 irsaliye numaraları ile ambalajlarından çıkartılarak varillere doldurulup İsviçre'ye gönderilmiş. Ama sorun da asıl bu aşamadan sonra başlıyor. Boşaltılan binlerce ambalaja ne olmuş?
Gömülen ilaçlar
0.25 lt, 0.50 lt, 1.00 lt ve 5.00 lt'lik ambalajlar, bunların kapakları ve ilacın aktığı koliler; 708974, 708975, 708976 ve 708977 nolu irsaliyeler ile 27, 28, 29, 30 mayıs 1996 günleri İzmir Harmandalı Belediyesi'ne ait çöp alanına gönderilerek buraya gömülmüş!
Harmandalı çöp alanına gömülen ilaçlar bununla da sınırlı değil. Şirket kayıtlarından 19.12.1995 tarihinde 709037 irsaliye numrası ile SUPRACIDE adlı ilaçtan 700 adet adedinin taşlaştığı için; 25.12.1995 tarihinde 709058 irsaliye numarasıyla 73 kg DIAZINON TECH'in bozulduğu için; yine aynı gün aynı irsaliye numarası ile DDVP TECH adlı ilaçtan 59 kg NEORON'dan ise 96 kg bozulduğundan; 29.12.1995 günü 709063 irsaliye numarası ile MONOCROTOPHOS'tan 54 kg ve aynı gün PHOSPHAMIDON'dan da 39 kg su karıştığından dolayı Harmandalı çöp alanına gömülmüş. Oysa zehirli atıkların gömülmeyip yüksek ısılı fırınlarda yakılması gerektiğini bizzat şirketin kendi yetkilileri söylüyorlar.
İzmir'de SOS Akdeniz Derneği, Novartis'in Harmandalı çöp alanına bozuk ilaçları ve kutuları gömdüğüne yönelik iddiaların ciddi olduğunu geçtiğimiz yıl bir basın açıklamasıyla duyurmuştu. Dernek yetkilileri Oktay Konyar ve Ayşe Tosuner, bu bölgeye kaç yıldır ve ne kadar atık atıldığının bilinmediğini söylemişler ve Çevre Müdürlüğü'nü konuyu incelemesi gerektiğini bildirmişlerdi. Ama aradan geçen bu kadar zamana rağmen bu konuda ne Novartis yetkilileri ne de yetkili kurumlardan ses çıkmadı. Gazetemizin yayınladığı belgelerden; bu bölgeye yakılması gereken ilaç ve ilaç ambalajlarının gömüldüğü, ayrıca şirketin ilaçlarını taşıyan tırların geçerdiği trafik kazaları sonucunda bir çok yanıcı ve zehirli maddenin çevreye karışmış olduğu açıkça ortaya çıkıyor. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön
www.evrensel.net