Amatörlük aşktır

Amatörlük aşktır

Amatör yazar-şair ya da öykücü olanlar kitap çıkarma tutkusunu hiç yitirmiyorlar. Ama kuşkusuz özverilerle çıkarılan bu kitaplar içerik bakımından zayıf oluyor.

Amatörlük aşktır
Sennur Sezer
Sanata eğilim duyanlar, bir sanatla uğraşanlar kendilerinin bu konudaki tutkusunu anlatmak için "amatör" sanını kullanırlar. Çünkü amatörlük aşktır. Para, çıkar, ün hesaplamaz. Sevdiği işi her zorluğa karşı gerçekleştirir. Amatör tiyatrocular, bütün gün başka işlerdeki yorgunluklarını hesaba katmadan uzun prova saatlerine katlanırlar. Amatörlerin gerçek gücü sporda görülür. Amatör futbolcu daha güzel oynar (aklıma başka spor dalı gelmeyişi yalnız benim suçum mu acaba?). Gerçi amatör kümeden transfer olan sporcunun disiplini bir süre sonra yitip gider. Oysa profesyonel tüm yaşamını bu işe bağlamış kişi demektir. Yalnız para kazandığı için değil, bir yaşam amacı olarak da, işini aynı disiplinle sürdürmesi gerekir.
Sporda eksik kalan profesyonellik disiplini, ciddiyet olgusu sanatta görülür. Bir aktörün, bir yazarın profesyonel olduktan sonra işini hafife aldığı görülmez. (Oysa sporda profesyonel olmak kadar kârlı da değildir sanatta profesyonel olmak). Tersine kimi zaman sanattaki amatörler kusurlarını, baştan savma davranmalarını amatörlüğe yüklerler. Sanat ise amatörün aşk ve heyecanıyla, profesyonelin disiplinini bir arada ister. Özellikle edebiyat. Oysa amatörlerin en hafife aldığı dal oldu edebiyat. Eleştirilmesini isteyen bir şair, öykücü ya da denemecinin biraz üstüne gittiniz mi, savunma hazır "Ben amatörüm". Bu biraz da "Ben kendim için yazıp çiziyorum" demek. Oysa yazmak, düşündüklerini kağıda geçirmek, okunmayı istemek demektir. Bu eylem de elbette özen ister.
Bütün bunları şunun için söylüyorum, amatör yazar-şair ya da öykücü olanlar kitap çıkarma tutkusunu hiç yitirmiyorlar. Bu konuda bir kısıtlama yok elbet çıkarıyorlar da. Ama kuşkusuz özverilerle çıkarılan bu kitaplar içerik bakımından zayıf oluyor. Ne yazarının özverisine ne basımevinin emeğine değiyor. Kitap çıkarmadan önce uzun süre gazetelerde, dergilerde yazarak kazanılacak ustalığı göze almak gerek. Kendini yerel genel dergilerde, yayın organlarında bilemeyen amatör, kitapla dikkati çekemeyeceğini bilmeli.
Size bir amatör yazardan söz edeceğim. Adı Seyit Aslan. (Sendikacı Seyit Aslan ile adaş ama bu başka bir Seyit Aslan)1936'da Bulgaristan'da Kırcali Vilayeti'nin Cebel kasabasına bağlı bir köyde doğmuş. Köyün adı Türkçe Aslan Hoca, Bulgarca Tütünce. İlk ve orta öğrenimini Bulgaristan'da yapmış. Hem krallığı hem de Bulgaristan Halk Cumhuriyeti'ni görmüş. Ama ailesi 1950'de Türkiye'ye göç etmiş. Seyit Aslan Türkiye'de eğitimini uzun süre sürdürememiş. Ekonomik zorluklar yüzünden okulu yarım bırakmış. Tütüncülük, otel bekçiliği, araba tamirciliği. Yaşamın okulu eğitmiş Seyit Aslan'ı.
1960'larda Yön dergisine göndermiş yazılarını. Yayınlanmış da. Daha sonra Türkiye'nin meclise temsilci göndermeyi başarmış sosyalist partisine üye olmuş.
Bugün de yazıyor. Kendi deyimiyle amatörce. Bir de kitap çıkarmış. Kitabının adı "Karanlığa İsyan". Karanlığa İsyan'ın basımına Yön FM radyosu da katkıda bulunmuş. İyi kağıda, özenle basılmış bir kitap bu. Ne yazık Seyit Aslan arkadaş kitabını düzenlerken aynı özeni göstermemiş. Kitapta, şiir de var öykü de, yorum da. Sonra bir antoloji gibi başka şairlerden şiirler de almış: Nâzım Hikmet, Vapsarof, Rıfat Ilgaz. Bu seçkiyi ayrı bir bölümde toplamayı bile düşünmemiş. Kitapta Balkan türküleri de yer alıyor: Deryalar, Arda Boyları, Drama Türküsü, Mukaddes...
Seyit Aslan'ın kitabını kitapçılarda bulamazsınız. Yarımburgaz Mahallesi, İstanbul Caddesi, No:104, Küçükçekmece/ İstanbul adresinden isteyebilirsiniz. Telefon numarası : 0212-678 15 76. Kitabı okuduğunuzda, kendini yetiştirmiş bir işçinin günlük sorunlar üstüne konuşmasını dinlemiş gibi olacaksınız. Ama kitabını çıkarmadaki acele için, yazarlığına göstermediği özen için, hayıflanacaksınız. Ben keşke Seyit Aslan, yaşadıklarını yazsaydı, dedim. Hali vakti yerinde bir tarımcı ailesi olarak Bulgaristan'da gördüklerini, göçmen olarak Türkiye'de yaşadıklarını. Tanıklığı kuşkusuz bize yararlı olurdu.
Tüm işçi arkadaşlarıma da öğüdüm şu, yazma sizde eğer bir tutku ise, önce iyi bildiklerinizi yazın. Yaşadıklarınızı. Tanıklığınız, deneyleriniz, teori yorumlamaktan daha yararlıdır. Teori üstüne konuşmayı bu konunun uzmanlarına bırakın. Ben öyle yapıyorum.
www.evrensel.net