Yürekler tetikte, bekliyorlar...

Yürekler tetikte, bekliyorlar...

Ölüm orucunu sürdüren tutuklular ile TBMM İnsan Hakları komisyonu üyeleri arasında başlayacak "diyalog süreci", yakınların endişelerini gideremedi.

Yürekler tetikte, bekliyorlar...
Tuna Arıgüç
Cezeavlerinde süren ölüm oruçlarında yaşanan toplu ölümlere karşı kitle örgütleri, avukatlar ve tutuklu yakınlarının çabaları Adalet Bakanlığı'nın grişimlerine kilitlendi. İHD Genel Başkanı Hüsnü Öndül'ün bir umut ışığı olarak yorumladığı Bakan Türk ile görüşmesinden ve cezaevleriyle ilgili yasa tasarılarının TBMM'ye gönderilmesinden sonra, yürekler tetikte, yeni ölümlerin olmaması bekleniyor.
Gelişmeleri, "Aylardır kulaklar sağır, diller lal, bıçak kemiğe dayanmıştır" sözleri ile tepkiyle izleyen tutuklu yakınları, kaybedilecek zaman kalmadığını belirterek, bir an önce çözüm üretilmesini ve görüşmelerin başlamasını istiyorlar. Yakınları, sakat kalan ya da ölüm sınırında olan tutuklu yakınları duygularını, "Bizim çocuklarımız artık eskisi gibi değil, sakat kaldılar. Çabalarımız yeni ölümlerin olmaması için. Çocuklarımızın talepleri insani ve doğal" sözleriyle dile getiriyorlar.
Adalet Bakanlığı'nın aylardır diyalog çağrısına karşı takındığı katı tutuma öfkelenen tutuklu yakınları, "Adalet Bakanı evlatlarımızla görüşmeyi başlatsın. Yüreğimiz tetikte bekliyoruz" sözleri ile içinde bulundukları durumu özetliyorlar.
Girişimler hızlandırılmalı
Tutuklu yakınlarının endişe ve öfke dolu bekleyişleri sürerken, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Ali Ersin Gür, gazetemize yaptığı değerlendirmede; Bakan Türk'ün TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Hasan Macit'ten tutuklularla görüşmesini istemesinin olumlu bir adım olduğunu kaydederek, "Yeni ölümler her an her dakika bekleniyor. Bu süreçte girişimler hızlandırılmalı" dedi. Gür, TBMM'ye gönderilen yasa tasarılarının eksik olduğunu ve ölüm orucundaki talepleri karşılamadığına da dikkat çekerek, Terörle Mücadele Yasası'nın 16'ıncı maddesine ilişkin öngörülen değişiklikler kapsamında tecritin ortadan kaldırılmasının şartlara bağlanmasının doğru olmadığını ifade etti.
Ölüm oruçları konusunda çözümün bir an önce hayata geçmesi gerektiğinin altını çizen Gür, demokratik hayatın, cezaevlerinde yaşanan olaylarla zaafa uğradığını ifade etti. Gür ayrıca, denetleme kurullarında kitle örgütlerinin temsilcilerinin yer almasının bir zorunluluk olduğuna işaret ederek, bu eksikliklerin vakit kaybedilmeksizin giderilmesi gerektiğini ve Bakanlığın bu konuda somut adımlar atarak diyalog sürecini başlatması gerektiğini kaydetti.
Öndül: Girişimleri hızlandıracağız
İHD Genel Başkanı Hüsnü Öndül ise önümüzdeki ilk iki günün kritik günler olduğunu ifade ederek "Şu anda Adalet Bakanı Türk ile yaptığımız görüşmenin en önemli özelliği, devlet pazarlık yapmaz söyleminde yaşanan esnekliktir. Dört aydır bütün diyalog çağrılarımız duvarlara çarpıyordu ilk defa reddedilmedi. Artık politik yönde adım atma zamanıdır. Bakan ve devlet organları süreci başlatmalıdır" dedi. Öndül, İHD'nin girişimleri hızlandıracağını ve Adalet Bakanlğı'ndan cezaevlerindeki tutuklularla görüşmeyi talep edeceğini bildirerek, "Son durum bizim açımızdan elverişli olanaklar sunuyor. Girişimlerimizi hızlandıracağız" dedi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


16. madde komisyondan geçti
F tipi cezaevlerinde tecridi kaldırmak iddiasıyla Terörle Mücadele Yasası (TMY)'nın 16. maddesinde değişiklik öngören tasarı TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edildi. Tasarıda, beklenenin aksine, ortak yaşam alanlarının kullanımı şarta bağlanıyor ve tasarıyla tecrit daha pekiştiriliyor. F tipi cezaevleri ile ilgili hazırlanan diğer iki tasarı ise, Adalet Komisyonu'nda önümüzdeki hafta çarşamba günü görüşülecek.
Hükümlüler gruplandırılıyor
Komisyonda kabul edilen tasarı, TMY'nin 16. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında değişiklik öngörüyor. Tasarıda, hükümlüler in işledikleri suçlara, kurumdaki davranışlarına, ilgi ve yeteneklerine göre gruplandırılması öngörülüyor.
Tasarı, şu şekilde: "Hükümlüler güvenlik bakımından tehlike yaratmadığı ölçüde, kendileri için hazırlanan iyileştirme ve eğitim programları çerçevesinde eğitim ve spor, meslek kazandırma ve iş yurdu çalışmaları ile diğer sosyal ve kültürel faaliyetlere katılabilirler" deniliyor. Programların süresi ve katılacak hükümlülerin sayısı, her programın özelliği, güvenlik koşulları ve kurumun olanakları dikkate alınarak belirlenecek. İyileştirme ve eğitim programlarının amaca aykırı sonuçlar verdiği belirlenen hükümlüler bu uygulamadan yararlanamayacak veya programda değişiklikler yapılabilecek. Haklarında disiplin cezası uygulanan hükümlüler dışında kalanlar açık görüş yapabilecek. Kınama cezası bulunanlar da bu haktan yararlanabilecek. Açık görüş yapabilmek için cezanın kaldırılması şartı aranacak. Pişmanlık Yasası'ndan yararlanan hükümlülerden cezalarının en az üçte birini iyi halle geçirenler, diğer infaz kurumlarına nakledilebilecek."
Hukukçular, yoruma açık olması ve ortak yaşam alanlarının kullanılmasının şarta bağlanması nedeniyle bu tasarıyı eleştiriyorlar ve tecridin daha da pekiştirileceğini kaydediyorlar.
Türk: Görüşmeler başlamayacak
Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, komisyona yaptığı sunuşta, Türkiye'deki 556 cezaevinde 57 bin 854 tutuklu ve hükümlü bulunduğunu belirterek, bunun 9136'sının TMY'den, 928'inin Çıkar Amaçlı Suç Örgütleri ile Mücadele Yasası'ndan, 48 bin 817'sinin ise adli suçlardan yargılandığını bildirdi. "Af yasasından önce terör suçlularının sayısı 10 bin 524 idi. 1665 kişi yasadan yararlandı" diyen Türk, ancak bu tutuklulardan bazılarının halen cezaevinde tutulduğuna değinmedi.
Çeşitli cezaevlerinde ekim ayında başlatılan açlık grevi ve ölüm orucu hakkında da bilgi veren Türk, 30 cezaevinde 197 kişinin ölüm orucu, 588 kişi açlık grevi olmak üzere toplam 785 kişinin halen eylemi sürdürdüğünü anlattı. Bu eylemlere katılan 367 kişinin durumunun ağırlaştığını, bunlardan 163 kişinin hastanelere kaldırıldığını ifade eden Türk, 85 kişinin tedaviyi kabul ettiğini savundu. Komisyonda milletvekillerinin soru ve eleştirilerini de yanıtlayan Türk, 19 Aralık 2000 tarihinde, doktorların 60. günü kritik nokta olarak kabul etmeleri nedeniyle operasyon kararı aldıklarını iddia etti. Her gün insanlar ölürken, görüşmelere yeniden başlanmasının bir yarar getirmeyeceğini de ileri süren Türk, "Öncelikle bu eylemlerin sona ermesi gerekir. Ölümler, üzüntü kaynağıdır" diye konuştu.
Partiler memnun
Tasarı ile ilgili görüşlerini dile getiren milletvekillerinin tümü değişiklikten duydukları memnuniyeti dile getirdiler. FP'li milletvekilleri, değişikliği olumlu bulduklarını, her talebin kabul edilemeyeceğini söyleyerek, ölümlere de seyirci kalınmamasını istediler. DSP'li Erol Al, tasarıda yer alan düzenlemelerin, yasanın yürürlüğe girmesi beklenmeden uygulanmaya başlanmasını isterken, MHP'li Orhan Bıçakçıoğlu, "F tipi cezaevlerini istemeyenler örgütsel eğitim yapamadıkları, karılarıyla, kızlarıyla yatamadıkları için feryat ediyor" diye konuştu. Tasarı, görüşmelerden sonra yapılan oylama sonucu oybirliği ile kabul edildi.
MHP Kırcı'yı unutmadı
Tasarının birinci maddesinin oylanmasından sonra MHP Kahramanmaraş Milletvekili Edip Özbaş yeni bir madde eklenmesine ilişkin bir önerge verdi. Şartla Salıverme Yasa Tasarısı'nın görüşmeleri sırasında da gündeme getirilen ve Haluk Kırcı'nın cezalarına yönelik olduğu yorumları yapılan önergeler doğrultusundaki bu yeni önerge ile "Aynı neviden verilen cezaların sayısı ne olursa olsun tek bir ceza gibi infaz edilecek şekilde uygulanması" öngörüldü. Komisyon Bakanı Emin Karaa, bu önergeyi ayrı bir yasal düzenleme niteliği taşıdığını bildirerek, işleme almadı.
www.evrensel.net