Bakanlığın ölüm kumarı

Bakanlığın ölüm kumarı

Ankara Tabip Odası Başkanı Erkol, ölüm oruçlarında bilinç kapanması olmaksızın ani ölümlerin yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Bakanlığın ölüm kumarı
Tuna Arıgüç
Adalet Bakanlığı'nın ölüm orucundaki tutukluların bilincinin kapanmasını bekleyerek müdahele etme hesapları tutmuyor. İnsan hayatı üzerine oynanan bu korkunç oyunun vehameti son ölümle bir kez daha su yüzüne çıktı. Ankara Tabib Odası (ATO) doktorlarının uyarılarını dikkate almayan Adalet Bakanlığı'nın "Nasıl olsa bilinci kapanana müdahale edilir, sorun çözülür" yaklaşımı ani ölümleri artırıyor.
Örneğin, Numune Hastanesi'nde ölüm orucunun 180'inci gününde yaşamını yitiren tutuklu Hatice Yürekli'nin bilinci öldüğü ana kadar açıktı. Yürekli'nin son anına kadar başında bekleyen yakınlarından alınan bilgilere göre; Hatice'nin, son birkaç gün önce durumunun ağırlaşması üzerine doktorlar, "Tedaviyi kabul edip etmediğini" sordu. Hatice, bilinci açık bir halde, tedaviyi kabul etmediğini söyledi. Bilincinin kapanması beklenen Yürekli, son birkaç gün boyunca nefes almakta güçlük çekti, kalp atışlarında dengesizlik, solunum yetersizliği ve ağır sancılar içinde yaşamayı sürdürdü.
Yürekli, son ana kadar bilinci açık bir halde tedaviyi inatla reddetti ancak, bedeni daha fazla dayanamadı ve 180'inci günde aniden kalbi duruverdi. Hatice'nin yakınları, "Son ana kadar bilinci açıktı, bizimle konuşuyordu. Ani ölüm oldu, beklemiyorduk" dediler.
Ankara Tabip Odası Başkanı Ümit Erkol gazetemize yaptığı açıklamada, "Biz ani ölümler konusunda daha önce uyarmıştık. Tıp alanı 170-180 gün süren ölüm oruçları konusunda tecrübesiz" dedi. Erkol, uzun süren açlık grevlerinde vucuttaki elektronik dengenin bozulduğunu belirterek, özellikle kalpte meydana gelebilecek dengesizlikle bilinç kapanması olmaksızın ani ölümlerin meydana gelebileceğini, ölümlerin çoğunun da bu şekilde gerçekleştiğini kaydetti. Erkol, ani ölüm riski karşısında ölüm orucundaki tutukluların yalnız başlarına bırakılmamaları gerektiğine dikkat çekerek, "Uyarmaya devam ediyoruz. Aileler arasında yanlış bir kanı da oluştu. 'Bilinci kapananlar sakat kalır' anlayışı doğru değil, sakatlıklar kişiye özel değerlendirmelerle tespit edilebilir, her hastanın durumu bir diğerinden farklıdır" diye konuştu.
Hastanelerde bilinci kapalı tutuklulara müdahale edildiğini, kendisine gelen tutukluların bir kısmının müdahaleyi reddettiğini bildiren Erkol, ölüm orucundakilerin ayaklarının son ana kadar zincirli oluşunun tehlikeli olduğunu anlattı. Erkol, uzun süren açlık grevleri sonrası insanların eskisi gibi olabilmesi için aynı derecede uzun süren tedavi süreci yaşamaları gerektiğini ifade ederek, "Bu insanlar, kuşkusuz tekrar yürüyen, koşan ve eski sağlığına kavuşan insanlar olabilmesi, aylar süren tedavi, özel bakım ve beslenme ile olanaklıdır" dedi.
Erkol, Adalet Bakanlığı'nın Meclis'e sevk ettiği tasarıların çözüm olmadığını, en doğal hak olan ortak kullanım mekânlarının şartlara bağlanmasının ve bağımsız olamayan denetim kurullarını içeren değişikliklerin ölüm oruçlarını çözemeyeceğini dile getirdi.
Hastane ziyaretine tutuklama
Bu arada, Hastanelere kaldırılan ölüm orucundaki tutukluların durumunu öğrenmek isteyen iki Eğitim-Sen üyesi öğretmen gözaltına alınarak, tutuklandı. Geçen cuma günü gözaltına alınan öğretmen Özgür Salmanoğlu ile emekli öğretmen Zeynep Emre, dün Ankara DGM tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildiler. Salmanoğlu ile Emre, Türk Ceza Kanunu'nun "Örgüt üyeliğine yardım ve yataklık"ı düzenleyen 169'uncu maddesi uyarınca yargılanacak.
Ölüm oruçları konusunda devletin tutumuna tepkiler de sürüyor. PSK Genel Sekreteri Kemal Burkay, yazılı bir açıklama yaparak, cezaevinde yaşanan ölümler karşısında toplumu duyarlı olmaya da çağırdı.
Ölüm orucu eyleminin 180. gününde kaldırıldığı Ankara Numune Hastanesi'nde yaşamını yitiren Hatice Yürekli'nin cenazesi, bugün saat 12.30'da İzmirBuca Kuruçeşme Camii'nde yapılacak törenin ardından Kaynaklar Mezarlığı'nda toprağa verilecek.
www.evrensel.net