'Ekmek bulunmazsa her şey gelir aklına'

Elinde bastonu sırtında torbasıyla birkaç adım yürüdü. Sonra sokağın kıyısına yanaşarak, torbasını yere bıraktı ve kaldırıma oturdu.

'Ekmek bulunmazsa her şey gelir aklına'
Ali Rıza Kılınç
Elinde bastonu sırtında torbasıyla birkaç adım yürüdü. Sonra sokağın kıyısına yanaşarak, torbasını yere bıraktı ve kaldırıma oturdu. Torbasının içinden çıkardığı arbaneyi (bir tür vurmalı çalgı) ellerine alarak kasideler söylemeye başladı. Çevre sakinleri torbasını doldurmaya başladılar. Üçüncü kattan bir kadın çocuğa seslendi; "Görmüyor. Parayı cebine koy".
Hayat böyle de devam ediyor... Zenginlerin bir gecede milyarlar harcadığı bir ülkenin; sokaklarında ağıtlar, kasideler, doğaçlamalar yaparak ekmeğini kazanan bir adam Osman Ögdül. Televole'ler, kim nerede, nasıl para harcıyor; kimin eli kimin neresine anlatadursun; Diyarbakır'ın dar ve uzun kuçeleri yaşam mücadelesi veren Osman Amca'nın kasideleri, gazelleri ile yankılanıyor.
Apartmanların arasında
Gün sıcak yüzünü vurmuş sokağın bir kısmına... Elinde arbane gözleri kapalı, başı hemen üzerinde yükselen apartmanlara doğrulmuş. Kasideleri, gazelleri, ağıtları sıralıyor Osman Amca. Kürtçe söylediği kasidelerinde köy yaşantısının güzelliklerinden bahsediyor; komşu ilişkilerini anlatıyor, kötülüklerden uzak durulması öğütlüyor.
"Sabah namazını kıldıktan sonra mahaleleri dolaşıyorum. Her yorulduğum yerde gazel, kaside, ağıt, mevlüt, okuyorum. Bazıları bana şeker bazıları un, pirinç, mercimek veriyor. Bazıları da bir şey vermiyor. Çay, şekeri evde bırakıyorum. Mercimek, un pirinci de pazarda satabilirsem, eve ekmek götürürüm" diyor Osman Amca: "Ben ne kadar daha arbane çalabilirim ki? Yarın hasta olursam, kim bana kapı açar. Kimim var benim?"
Bağlar semtinin Yanıkköşk Mahallesi'nde oturuyor Osman Amca, 20 milyon lira kiraya... 4 kızı var, bir de hanımı.
Aklımdan bile geçmezdi
"Evlerimizi yaktılar. Biz kamyon tuttuk kaçtık. Kimse köyde kalmadı" diye açıklıyor, onu Diyarbakır'a getiren zorunlu yolculuğunu. Onu arbena çalmaya iten açlık da bu zorunlu göçle başlamış: "Ekmek olmayınca herşey gelir insanın aklına. İşte benim işim de bu. Ben Diyarbakır'a gelmeden böyle bir iş aklımdan bile geçmezdi. Tarla ekiyordum. Ekmeğim vardı, davarım vardı. Kimseye muhtaç değildim. Baktım ki aç kalıyorum. çarem kalmadı. Mecburen yapıyorum. Gazel biliyorum. Bu da benim ekmeğimi getiriyor".
www.evrensel.net