Çocuklar dünyasındaki besteci: Ravel

Çocuklar dünyasındaki besteci: Ravel

Yaşamını tümüyle bestelemeye adayan Ravel, şakacı hatta alaycı stili büyük yankı (buna ilgi de diyebiliriz) uyandırmış, eserleri çok kısa bir zaman dilimi içinde tanınmaya başlanmıştır.

Çocuklar dünyasındaki besteci: Ravel
Hasan Çakmak
Yaşamını tümüyle bestelemeye adayan Ravel, şakacı hatta alaycı stili büyük yankı (buna ilgi de diyebiliriz) uyandırmış, eserleri çok kısa bir zaman dilimi içinde tanınmaya başlanmıştır. Ravel, kendi müziğini devrimci değil, evrimci olarak tanımlar. 20 yaşındayken (1895) bestelediği ilk yapıtları piyano için "Eski Menuet" ve iki piyano için, "Habanera" (bir tür ritmik dans)dır. 1901 yılında bestelediği "Su Oyunları" (Jeuks d'euks) yapıtında tümüyle izlenimcidir. Hata kimi eleştirmenler bu yapıttan yola çıkarak Ravel'i izlenimci akımın öncüsü olduğunu ileri sürerler. Oysa bu yapıtıyla değil, Ravel tüm yapıtlarıyla ele alınıp değerlendirildiğinde bu akımın temsilcisi olmadığı görülecektir. tam tersine onun müziği anlatımcı olduğu kadar geleneksel müziğe yakındır. Hatta onun müziği birazda Mozart'ın müziğiydi.
O arkadaşı ve meslektaşı Ricardo Vines'le beraber Mozart'ın eserlerini büyük bir titizlikle çifte piyanoda inceleyip, tüm ayrıntılarını saptamaya çalışıp, Mozart'ın müziğinin farklı anlamlarını açıklığa kavuşturmayı başlıca zevkleri olarak görüyorlardı. Mozart'ın yanı sıra Debussy'nin izlenimci müziği, Ramaev ve Scarletti de Ravel'in esin kaynaklarıydı. Ve yine Schumann, Weber, Mendelssonn, Liszt, Chopin, Saint Seeans'ın eserlerini de büyük bir titizlikle inceliyordu.
1889'un Paris dünya sergisi Ravel'i derinden etkiler, o zaman daha 14 yaşında olan Ravel, egzotik olan her şeye olan derin düşkünlüğü, sanatsal yaşamı boyunca, orkestra müziklerinde zengin bir renk dünyasıyla tınlamıştır. Ravel'in müziği, değerlendirilmesi bakımından, değişik yorumlara yol açmıştır. Ancak Ravel için en önemli olan şey, anlaşılır olmak ve sadeliği yakalamak olmuştur. Esin kaynağı bir İspanyol dansı veya Barok biçimi olabilir, ama o yine de Fransız yalınlığı ve espiri bileşimine varır. buna karşın, Ravel'in müziğinde tam olarak anlaşılmayan bir giz ve masal dünyası içinde olduğu da bir gerçek. Bunun belki de onun çocuk dünyasıyla olan ilişkileriyle açıklayabiliriz. Çünkü Ravel, çocuklarla kurduğu yoğun ilişkileriyle, ya da onlarla girdiği iletişimle kendisine bir masal dünyası yaratmasından kaynaklanmaktadır. Gerçektende Ravel, fırsat buldukça kendisini büyüklerin dünyasından koparıp, çocuk odalarına atardı. Bu güçlü çocuk sevgisi, bir şekilde onun eserlerine yansımıştır.
Birinci emperyalist paylaşım savaşının patlak vermesiyle Ravel, rahatsızlığından dolayı çürüğe ayrılmasına karşın, ısrarla askere alınmasını istemiştir.Bu ısrarı üzerine askere alınır. Fakat sağlığı yerinde olmadığı için, 2 ay sonra geri gönderilir. Ravel'in askere alınması için ısrarcı olmasının nedeni, onun savaş yanlısı olduğu anlamına gelmiyor. Birçok Fransız aydını gibi, yeni maceralar yaşamak, ilginç bir yaşamı tatmak isteğinden ileri gelmektedir. O yaşamı boyunca hep değişik ve bilinmeyen ilginç şeyleri çocuksu bir merakla araştırmıştır.
Ravel'in doruk noktasındaki eserleri "Sol El Piyano Konçertosu" ve "Sol Major Piyano Konçertosu"dur. Ravel bu eseri Birinci emperyalist paylaşım savaşımında sağ elini kaybeden ünlü piyanist P. Wittgenstein'e adamıştır. Bu eserler Ravel'in sanatının en parlak örnekleridir. Gerek nicelik, gerek biçimlerde, gerekse yapısal açıdan her nota yerli yerine oturtulmuştur. "Akor zincirleri, kimi zaman birbirlerine kenetlenmiş tekerlekleri ve matematik denklemleri anımsatırlar. Müziğindeki çok seslilik de ince ve zor bileşimli mekanik oyuncakların çekiciliğindendir. Ritimleri güzel makinalardaki gibi düzenlenmiştir."
Armonik ve ritmik olarak "duygusuz ve soğuk" gibi başlayan Ravel'in müzikleri, aniden çelişkiler içine girer. Bu yönüyle, onun müziğinin gelişim seyri hep süprizlerle doludur. Ancak bu Ravel'in müziğinin çözülemez ya da anlaşılmaz olduğu anlamına gelmiyor. Yaşamında karşılaştığı ve önemsiz gibi görünen herhangi bir şey, çevresindeki en küçük ayrıntılar hayal gücünü kışkırtan etkenler olmuş ve günlük yaşamımızda karşılaştığımız ve önemsemediğimiz binlerce küçük ayrıntı Ravel'de eşsiz sonuçlara varmanın malzemesi olmuştur. Ruhunda fırtınalar yaratmıştır.
Ravel denince harhalde her klasik müzik dinleyicisinin aklına ilk gelen hiç kuşkusuz Bolero'dur. Başlangıçta bir bale müziği olarak tasarlanmış (ya da yazılmış) olan, ancak çok sevilen bir orkestra eseri kimliğiyle seslendirilen Bolero'yu Ravel şöyle anlatır:
"1928 yılında madam Rubinstein orkestra için bir Bolero yazmamı rica etti. Bu böyle bir danstı ki, aynı formda usul usul kıpırdayan bir melodiyi, armoniyi ve ritmi içermeliydi. Ve dans, tarmpetin bitmez tükenmez desteğiyle sürdürülmeliydi. Değişken tek öğe, orkestranın getirdiği Crescendo olmalıydı."
Dünya çapında en popüler olan eserini işte bu yaklaşımla (veya düşünceyle) yazmıştır. Bir bölümlük olan bu eser, Ravel'in daha çok mekanik havalı ve tekrarlanan ana motiflerle ritme olan düşkünlüğü göze çarpmaktadır. Bolero'nun dinleyicide bıraktığı tatlı duygu, veya eğlenceli deney, daha sonraları "durağan müzik" olarak tanımlanmasına neden olmuştur. Çünkü dansın teması 18 kez yinelenmesine (tekrarlanmasına) karşın, müzikte değişen bir şey yoktur. En büyük değişiklik, ard arda eklenen 18 enstrümanla sağlanmaktadır.
İlk olarak trampet, piannissimo ile ritmi verir, ardında flüt sokak şarkısına (Fransız) benzer melodiyi sunar. (Kendisi bu melodi hakkında şöyle der: "İspanyol, Arap halk şarkılarındaki yâve...") Melodinin her tekrarında yeni bir solo çalgı devreye girer ve çalgıların sayısı artıp orkestrayla bütünleşince ortaya 17 dakika süren bu tekrar yapıt ortaya çıkar. Bolero'nun başarısı, 18 kez tekrarlanan bir melodinin hiç de sıkıcı olmayacağını kanıtlamasıdır. Böylesine zor bir deneyi ancak Ravel gibi üstün bir besteci göze alabilirdi. Ve bu deneyiminde de ne kadar başarılı olduğu kanıtlanmıştır.
www.evrensel.net