Yoksul köylü sendikasını örgütlüyor!

Yoksul köylü sendikasını örgütlüyor!

Trakya'dan yola çıkan Tür Köy Sen, bütün illerde yoksul üreticileri çatısı altında toplamaya devam ediyor.

Yoksul köylü sendikasını örgütlüyor!
Nur Karabacak
Trakya'da ilk ateşi yakılan Tür Köy-Sen, örgütlenme faaliyetlerini Türkiye'nin bütün illerine hızla yayıyor. Ankara'nın Polatlı ilçesinde de üreticileri sendika etrafında birleştirmek için çalışmalara başlayan sendika girişimcileri, yaklaşık 60 köyde yaptıkları toplantılarda üreticilerle birlikte tarımın getirildiği son noktayı ve üreticilerin yaşadığı çıkmazı tartışıyor. Şu ana kadar 1000'i aşkın üreticiyle buluşan sendika girişimcileri, her gidilen kahvede üreticilerin tarım politikalarına ve siyasilere olan tepkileri ile kaşılaştıklarını dile getiriyorlar.
Çalışmalarında sona yaklaşan girişimciler, gittikleri köylerde 26 Nisan'da yapacakları köylü kurultayına çağrı yapıyorlar. Bu köylerden biri olan Şabanözü köyünde yaşayan üreticilerde, Türkiye'de yaşayan üretimlerini bitirmek ile yüz yüze gelen diğer üreticiler ile aynı sorunları yaşıyor. Akşam saatlerinde köy kahvesinde toplanan köylüler, önce temkinli yaklaşıyor, çünkü sendika girişimcilerini düzen partilerine mensup partililerden zannediyorlar. Ancak Tür Köy-Sen'i anlatan girişimcilere bir bir sorunlarını sıralamaya başlıyorlar.
Söz hakkımız yok!
Köyün en yaşlılarından Bayram Güney şekerpancarı yetiştiriciliği yapıyor, köydeki diğer üreticiler gibi. Şekerpancarını aylar önce teslim ettiğini belirten Güney, parasını almak bir yana hâlâ devletin bir alım fiyatı açıklamamasından şikâyet ediyor. Güney, '98'de aldığı krediyi ödeyememiş, şu anda faizi ile birlikte borcu 4 milyar liraya çıkmış. Devlete olan borçlarının her gün faizinin arttığını, ancak devletin aldığı şeker pancarının parasını aylardır ödemediğinden şikâyet ediyor ve devam ediyor: "Bıktık artık. Hiçbir umudumuz yok. Bırakıp gitsinler. Gübreyi bulamıyoruz, bulsak bile alacak para yok. Ürettiğimiz ürünün fiyatını kendimiz belirleyemiyoruz. Emeği biz veriyoruz, ama bizim hiç söz hakkımız yok. Şeker fabrikaları özelleştirildiğinde hiç üretim yapamayacağız. Ama biz tarhana, soğan da olsa yiyiyoruz. Ama özelleşitirmelerden sonra, işten atılan işçiler ne yapacak."
Saatler ilerledikçe kahveye gelenlerin sayısı artıyor. Gelenlerin şikâyetleri ise değişmiyor. Hepsi de aynı şeyi söylüyor: 'Biz bitiyoruz, ama biz bitersek bu ülkede biter.' Hepsi de borçlu olduğunu dile getiriyor, hepsi de çok kızgın. Girişimciler sendikayı, kuruluş amacını, Zile'de sendikanın düzenlediği 3000 kişilik mitingden bahsedince, çiftçiler sendikaya kayıt formlarını soruyorlar.
Köylülerden Mehmet Özcan ise, siyasilerin sadece kendilerini seçim zamanlarında ziyaret ettiğini, bunun dışında devletin kendilerini unuttuğunu dile getiriyor. Hiçbir siyasiden umutları kalmadığını belirten Özcan, "Biz her yerden yara aldık. Şu an Meclis'ten biri gelsin, burada oturamaz. Derviş'ten de umudumuz yok. Borç batağı içindeyiz. Dayanacak gücümüz kalmadı, tarlalarımızı satmaya başladık. Biz üretmezsek bu millet ne yiyecek? diyor. Sendika girişimcilerinden Bülent Uğuzer de, yaklaşık 60 köyde yaptıkları toplantılarda çiftçilerin parlamentoya ve siyasilere çok tepkili olduğunu dile getirerek, üreticinin sesini duyurmak ve çözüm noktasında çaresizlik yaşadığını belirtiyor.
Üreticilerin kendi oy verdikleri partilere bile tahammülü kalmadığını ifade eden Uğuzer, "Gittiğimiz bir köyde, muhtar ve köyün çoğunlukta oy verdiği partiden bir milletvekili gelmiş, köylülerle görüşmek istemişler, ancak muhtar kimseyi görüşmeye ikna edememiş. Hatta küfür ederler diye birçok köylüye ulaşmamış. Sonuçta kimseyle görüşmeden gitmişler. Biz gittiğimizde muhtar her evi bizzat gezdi, telefon etti. Akşam yaklaşık 50 kişi ile toplantı yaptık. Polatlı köylüsü de bunca yaşadığı sorun karşısında sesini duyurabilmek için sendikasına sahip çıkacak" görüşünde.
www.evrensel.net