Krize karşı emek politikaları paneli

Krize karşı emek politikaları paneli

Genel-İş Sendikası tarafından Çanakkale'de Belediye Sosyal Tesisleri'nde düzenlenen ''Krize Karşı Emek Politikaları'' panelinde artık emek cephesinin fedakârlık masalına kanmayıp, kendi taleplerinin dikkate alınması için mücadele edeceği ifade edildi.

Krize karşı emek politikaları paneli
Genel-İş Sendikası tarafından Çanakkale'de Belediye Sosyal Tesisleri'nde düzenlenen ''Krize Karşı Emek Politikaları'' panelinde artık emek cephesinin fedakârlık masalına kanmayıp, kendi taleplerinin dikkate alınması için mücadele edeceği ifade edildi. DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, işçi kesiminden kimsenin asla bir bedel ve daha fazla fedakârlık beklememesi gerektiğini söylerken, Evrensel Kültür Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Aydın Çubukçu da, Emek Programı'nı her işçinin elinde bir bayrak gibi alanlarda dalgalandırması gerektiğini vurguladı.
Çelebi ve Çubukçu'nun yanı sıra, Cumhuriyet gazetesinden Şükran Soner, Genel-İş Sendikası Genel Başkanı İsmail Hakkı Önal, Çanakkale Belediye Başkanı İsmail Özay ve Doç. Dr. Birgül Güler'in yer aldığı panelde, özelleştirmeden kürüselleşmeye, Emek Programı'ndan Emek Platformu'nun görev ve sorumluluklarına kadar pek çok konu tartışıldı.
50 yıldan bu yana etkili olan liberal politikalar sonucu, bugüne gelindiğini ve ülkede kriz ortamının doğduğunu söyleyen Çelebi, ''Türkiye'nin bütün sektörlerinde işçiler kıyıma uğruyor. Bir gece yarısı operasyonuyla ücretleri yarı yarıya düşen işçiler, bugün ücretlerini alamaz hale geldiler. 1980 yılı öncesi 2.5-3 milyon sendikalı işçi varken, bugün ise bu sayı 800 bin civarında. Eğer örgütlü mücadele edilmezse bugünü bile arar hale geliriz.'' dedi.
Ortada program yok
Küreselleşmenin sonuçlarına değinen Aydın Çubukçu, bu sürecin emek cephesinde yarattığı kayıpların tersine çevrilmesi için Emek Programı'nın tarihi bir fırsat olduğunu kaydetti.
Derviş programının bir temenniden ibaret olduğunu söyleyen İsmail Özay ise, "Bugün ortaya çıkan kriz birçok kesimi etkiledi. Son 40 gün içinde maaşlarda gerileme meydana geldi. Bu mağduriyetin ortadan kaldırılması gerekir" dedi. Doç. Dr. Birgül Ayman Güler ise, küreselleşme çalışmalarının dünya için bir tehdit olduğunu belirtti. Gazeteci Şükran Soner de, örgütsüz toplumların başarıya ulaşamayacaklarına dikkat çekti. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


'Aydemir yargısız infaza kurban gitti'
Mazlum-Der İzmir Şubesi tarafından hazırlanan raporda, Aydın'da 15 Mart 2001 tarihinde ev araması sırasında öldürülen Resul Aydemir'in yargısız infaza kurban gittiği ortaya kondu. Mazlum-Der İzmir Şube Başkanı Selvet Çetin ile avukatlar Nihat Osmanoğlu ve Abdülkadir Tayyar'dan oluşan heyet tarafından Aydın'da yapılan inceleme sonucu hazırlanan raporda, olayın sorumluları hakkında bir an önce soruşturma açılması istendi.
Oluşturulan heyet, önce dövülen sonra da kardeşinin keyfi bir biçimde gözaltına alınmasını engellemeye çalışırken polis aracı tarafından kasten ezilerek öldürülen Resul Aydemir'in yakınları ve görgü tanıkları ile görüşmek ve detaylı bilgilere sahip olmak için 22 Mart günü Aydın'a gitmişti. Heyet, öldürülen Aydemir'in eşi Ayten, kardeşleri Abdullah ve Süleyman ile olayın görgü tanıklarından Osman Özden ve Kazım Öcal ile görüşerek raporu hazırladı.
Olay sırasında görevli Komiser 'Gökhan'ın polislere "Vurun, ezin şerefsizi, sorumluluk bana ait" dediğinin görgü tanıklarının ifadeleriyle kanıtlandığının dile getirildiği raporda, çarpmadan sonra da Aydemir'e kırkbeş dakika müdahale edilmediği vurgulandı. Vali ve Emniyet Müdürü'nün Aydemir'in kalp krizi sonucu öldüğüne ilişkin açıklama yapmalarının olayın örtbas edilmek istendiği izlenimini verdiğine dikkat çekilen raporda, "Bir kez daha görülmüştür ki, insanlarımızın canı emniyet altına alınamamaktadır" dendi.
Raporda Ayten Aydemir, olay günü alt kattan gürültüler geldiğini duyduğu üst kata çıkmak isterken polisin kendisine sert bir cisim ile vurduğunu ve bayıldığını anlattı. Ayten Aydemir, raporda ayıldığında eşinin yolda yatmakta olduğunu gördüğünü ve hiçbir tıbbi müdahale yapılmadığını ifade etti. Ağabey Abdullah Aydemir ise raporda, yatak odasına girmek isteyen polisten müsade istediğini polisin ise kendisini ikinci katın balkonundan aşağıya ittiğini belirtirken, kısa süre sonra ayılıp eve girdiğinde kardeşinin ve kendisinin polis tarafından dövüldüğünü kaydetti.
Tehditle imza
Resul'un komşuya sığındığını aktaran ağabey Aydemir, kardeşinin polis tarafından kışkırtılarak gizlendiği yerden çıkartıldığını dile getirdi. Resul Aydemir'in kardeşi Süleyman Aydemir'in de olayın ardından kendilerinin karakola götürüldüğünü dile getirdiği raporda, karakolda polisin kendilerini tehdit ederek kardeşleri Resul'un kalp hastası olduğunu öne süren tutanağın imzalattığını anlattı.
Resul'un komşusu Osman Özden, Aydemir'in yaralandıktan sonra kendisinden başka kimsenin yanına yaklaştırılmadığını dile getirdiği raporda, diğer komşu Kazım Öcal ise aracın Aydemir'in üzerine sürüldüğünü ve Komiser Gökhan'ın sözlerini duyduğunu aktardı. Olay üzerine kent merkezinde panzerlerle adeta OHAL havası estirildiği vurgulanan raporda, Trabzon'da da 20 Mart gecesi Asım Ceylan adlı bir şahısın benzer bir durum sonucu öldürüldüğü hatırlatıldı. Raporda, yaşam hakkını açıkça ortadan kaldıran bu olayın bir yargısız infaz olduğu ifade edilerek, sorumlular hakkında soruşturma başlatılması talep edildi.
www.evrensel.net