Tecrit kalkmıyor

Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün tecridi ortadan kaldıracağını iddia ettiği TMY'nin 16. maddesinde yapılması düşünülen değişiklikleri İstanbul Barosu Genel Sekreteri Ali Saydı, gazetemize değerlendirdi.

Tecrit kalkmıyor
Hacer Yücel
Ölüm orucunda olan tutukluların yaşamlarını yitirmeye başlaması üzerine tekrar gündeme gelen ve Terörle Mücadele Yasası (TMY)'nın 16. maddesinde öngörülen değişiklikler beklenildiği gibi siyasi tutuklu ve hükümlülerin tecridini ortadan kaldırmıyor. İstanbul Barosu Genel Sekreteri Ali Saydı, öngörülen değişikliğin izolasyonun mantığını pekiştirdiğini belirterek, söz konusu maddenin tamamen kaldırılması gerektiğini vurguladı.
F tipi cezaevleri açılmadan önce gerekli yasal düzenlemelerin yapılacağını söyleyen, fakat aylardır gerekli girişimlerde bulunmayan Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, önceki gün yaptığı açıklamada TMY'nin 16. maddesini değiştireceklerini ve bu değişikliğin tecriti ortadan kaldıracağını iddia etti.
Söz konusu maddenin 2. ve 3. fıkrasında yapılacak değişikliğin ise şu şekilde olacağı açıklandı: "Bu kurumlarda hükümlüler, işledikleri suçlara, kurumdaki davranışlarına, ilgi ve yeteneklerine göre gruplandırılarak, güvenlik bakımından tehlike yaratmadığı ölçüde, kendileri için hazırlanmış iyileştirme ve eğitim programları çerçevesinde eğitim ve spor, meslek kazandırma ve iş yurdu çalışmaları ile diğer sosyal ve kültürel faaliyetlere katılırlar. İyileştirme ve eğitim programlarının amaca aykırı sonuçlar verdiği gözlemlenen hükümlüler yönünden bu uygulamaya son verilebilir veya gerekli değişikler yapılabilir."
Ancak, Adalet Bakanı Türk, "güvenlik bakımından tehlike yaratan" durumlar ve ikinci cümlede yer alan "gerekli değişiklikler" konusunda net bir açıklama yapmadı. Tretmanı dayatan ve tecridi ortadan kaldırmayan bu değişikliğe göre disiplin cezası alan siyasi tutuklu ve hükümlüler açık görüş yapamayacak. Yapılan bütün değişiklikler tutuklu ve hükümlülere belli bir davranış biçimini dayatırken, Adalet Bakanı Türk ise tutuklu ve hükümlüleri topluma kazandırma amacında olduklarını savundu. Türk, üzerine düşeni yaptığını ve bu nedenle vicdanının rahat olduğunu söylemekle yetindi.
Dün de cezaevleriyle ilgili açıklamalarını sürdüren Türk, genel olarak cezaevlerini, özel olarak F Tipi cezaevlerini çağdaş standartlara uygun duruma getirmek için yasa tasarıları hazırladıklarını söyleyerek, bu değişikliklerin cezaevlerindeki olaylar nedeniyle yapmadıklarını ifade etti.
'Değişiklik tretmanı dayatıyor'
Konuyla ilgili sorularımızı yanıtlayan İstanbul Barosu Genel Sekretiri Ali Saydı, 16. maddenin tamamen tecriti öngördüğünü vurgulayarak, F tiplerinin de bu amaçla kurulduğunu kaydetti. Yapılması düşünülen değişikliğin de, siyasi tutuklu ve hükümlüleri geçeceği bir tretmana (uysallaştırma) olumlu cevap vermeleri halinde izolasyonu kaldırmayı öngördüğüne dikkat çeken Saydı, "Siyasi tutuklu ve hükümlüler belli bir davranış biçimini kabul etmeleri halinde ortak yaşam alanlarına gidebilecek aksi takdirde izolasyon uygulanacak. Bu mevcut halden daha olumsuz çünkü insanların kişiliğini ortadan kadırmaya yönelik bir düzenleme. Burada sözü edilen iyileştirme ve eğitim tretmanı tarif ediyor. Bu düzenlemeler tutuklu ve hükümlülerin cezaevi disiplinine uymasının dışında uygulamalardır" dedi.
'İzolasyon mantığını pekiştiriyor'
İstanbul Barosu Genel Sekreteri Saydı, siyasi tutuklu ve hükümlülerin kendilerinden istenen davanış biçimini benimserse hücreden kurtulacağını, benimsemezse hücrede kalmakla tehdit edildiğini belirtti. Yapılan düzenlemeyle açık görüşün siyasi tutuklu ve hükümlülere bir hak olarak değil, bir ödül olarak sunulduğunu vurgulayan Saydı, şöyle devam etti: "Böyle davranırsanız ortak yaşam alanlarından yararlanırsın, deniliyor. Bu tarz yöntemler yeni değil. Örneğin insanları itirafçı yapmak içinde belli vaatlerde bulunuluyor. Korkutuluyor. Burada iyileştirmenin anlamını düşünmek gerekir. Bu ortak alanlarına, işliklere, kütüpaneye, spor salonuna tutuklu ve hükümlüleri kimin götürüceği önemli.
Cezaevi yönetimi götürecek onları. Yani eğitime olumlu cevap verenleri, kendisi uygun görürse götürecek. Burada aslolan gitmek değil gidememektir ve gitmek için nelerin istendiğidir. Yapılan bu değişiklik izolasyonu kaldırmıyor bu mantığı pekiştiriyor. TMY'nın 16. maddesinin tamamen kaldırılması gerekir."
İnfaz Hakimliği ve Cezaevleri İzleme Kurulları'nın kurulmasının mantık açısından olumlu olmakla birlikte, İzleme Kurulları üyelerinin devlet tarafından atanacak olmasının altını çizen Saydı, İzleme Kurulları'nda baroların mutlaka etkin olmaları gerektiğini kaydetti.
www.evrensel.net