Şehzadelerin şaşkın bakışları...

Şehzadelerin şaşkın bakışları...

"Moris Şinasi Çocuk Hastanesi önünde 14 Nisan günü saat 11.00'de buluşalım" diyordu, Manisa Emek Platformu'nun ses aracı.

Şehzadelerin şaşkın bakışları...
Tarık Özkan
"Moris Şinasi Çocuk Hastanesi önünde 14 Nisan günü saat 11.00'de buluşalım" diyordu, Manisa Emek Platformu'nun ses aracı.
Sözleşildiği gibi Manisa'nın emekçi insanları o gün oradaydı. Emekçilerin yürüyüş kolunu oluşturduğu bu meydanda, ne ilginçtir ki Osmanlı şehzadelerinin anıtları vardı... Ne de olsa "Şehzadeler kenti" idi Manisa...
Şehzade Mehmet, henüz İstanbul'u fethetmiş değildi; "Fatih" denilmiyordu ona. Şaşkın şaşkın bakıyordu olup bitene. Yanında kendinden sonra tahta oturacak diğer şehzadelere sordu:
- Breee niye toplanmıştır bu halk, ne ister?
Diğer şehzadeler de şaşkındı ve onlarda anlam veremiyorlardı gördüklerine. Çünkü ilk kez "Şehzadeler kenti" böylesine kararlı ve ne istediğini bilen emekçilerin coşkusuna tanıklık ediyordu.
Bir elde tencere bir elde kapak
Yürüyüş başlamıştı ve ilk haykırış geldi emekçilerden;
- IMF defol, bu memleket bizim!
Emek Platformu'nun bu eylemine Türk-İş, KESK, Türkiye Kamu-Sen, Memur Sen'e bağlı sendikalı işçi ve memurların yanısıra, esnaf, çiftçi ve öğrenciler de destek verdiler. Yol boyunca alkış tutup, sloganlara eşlik etti kent sakinleri. Kadınlar balkonlarda; bir elde tencere, bir elde kapak habire vuruyordu.
Yürüyüş kolu miting yerine ulaştığında, yani Sultan Cami önüne gelindiğinde, yine bir şaşkın bakış vardı. Mesir Macunu'nun mucidi Merkez Efendi'nin heykelindeki gözlere aitti bu bakış. Onun şaşkınlığı şehzadelerinkinden farklıydı, böylesi kalabalıklar ancak Mesir Şenlikleri'nde olur, insanlar Sultan Cami'nden saçılan Mesir Macunu'nu kapışmak için uğraşırdı. Çok geçmeden Merkez Efendi de anladı ki, bu insanların derdi başka...
Emekçiler yine hep bir ağızdan bağırıyordu:
- IMF'nin değil, emeğin programı!
Miting sona erdiğinde şehzadeler kentinin emekçileri, Merkez Efendi'yi selamladılar. Aynı selamlama Merkez Efendi'den de geldi, söylenenler onu da etkilemiş olmalıydı. Ne de olsa bir halk hekimiydi o...
Sarılın Emek Programı'na
Emekçiler yorgun gülüşleriyle birbirlerini uğurlarken, birden bir şey oldu. Merkez Efendi'nin o bağdaş kurmuş o dev heykeli birden canlandı, önce üstünü başını silkeledi, cübbesini düzeltti ve gür bir sesle:
- Bree beni bir yol dinleyin! Görüp işitmekteyim ki haliniz haraptır, bu derdinize benim Mesir Macumu'm bile derman olmaz. Ancak kendiniz derdinize derman bulmuş gibisiniz. Bu işe benim de aklım yatmıştır. diyeceğim odur ki bir halk hekimi olarak; sarılın Emek Programı'na..."
Emekçiler birbirlerine bakıp; görüp işittiklerim doğru mudur, diye sordular. Gerekli olan bir şey vardı; Manisa şehri, şehzadeleriyle değil, emekçileriyle anılıyordu artık...
www.evrensel.net