İşçi çok almıyor, memur az alıyor

İşçi çok almıyor, memur az alıyor

Her toplusözleşme döneminde işçi ve memur maaşlarını kıyaslayarak ve işçilerin çok para aldığını söyleyerek çalışanları bölmeye çalışan hükümete, memurlar cevap veriyor.

İşçi çok almıyor, memur az alıyor
Şengül Karadağ
Hükümet yıllardır oynadığı oyunla yine sahnede. Özel sektörde sendikasız, sigortasız, her türlü sosyal haktan mahrum bir şekilde çalışan işçiler ve sefalet maaşına talim eden memurlarla, kamu işçisini karşı karşıya getirmeye çalışıyor. "Kamu işçisi çok para alıyor", "Biraz da kamu işçileri fedakârlık yapsın", "İşçi ve memur arasındaki ücret uçurumu iş barışını bozuyor" propagandası eşliğinde sergilenen bu oyunun hedefi, işçilerin zorlu mücadelelerle elde ettiği kazanımlar. Hükümet bu hedefine daha kolay ulaşmak için, memurları kışkırtarak işçileri yalnızlaştırmaya çalışıyor.
Evet, kamuda ücret dengesinin sağlanması lazım! Peki nasıl yapılmalı bu; kamu işçilerine sıfır zam vererek mi? Kamu işçileri gerçekten çok mu alıyor? Yıllarca dirsek çürüttükten sonra odacısından ve şoföründen bile az alan memurlar bu konuda ne düşünüyor? Bu kez onlara sorduk; kamudaki ücret dengesizliğinin sebebi ne, sorumlusu kim?
Kartal'da bulunan Köy Hizmetleri 18. Bölge Müdürlüğü'nde çalışan Ahmet Atalık, 11 yıldır memur. Aynı zamanda Enerji-Yapı Yol Sen İstanbul Şubesi Örgütlenme Sekreteri. Evli ve bir çocuk babası olan Ahmet Atalık, ziraat mühendisi.
'Düşmanımız işçi değil'
Kamu işyerlerinde işçi ve memur arasındaki bariz sürtüşmelerin 1990'ların başında yaşanmaya başladığını belirten Atalık, "Aynı kuyrukta maaş alıyorduk; bazı işçi arkadaşlar, 'Ben iki pratisyen doktor, bir mühendis maaşı alıyorum' gibi sözler ediyorlardı. Memur arkadaşlarımızın da çoğu onları düşman gibi görüyordu. Daha sonra bu sürekli gündeme getirilmeye başlandı. Biz, düşmanımızın işçi olmadığını, yoksulluk sınırının 660 milyon liraya vardığı bir dönemde işçi arkadaşlarımızın gayet mantıklı ve makul ücretler aldığını, asıl bizim ücretlerimizin düşük olduğunu memur arkadaşlarımıza anlatmaya çalıştık. Biraz zor oldu, fakat sonunda -bizim işyerimiz için konuşuyorum- işçi ile memur arasındaki sürtüşme ortadan kalktı" diye anlatıyor.
Köy Hizmetleri 18. Bölge Müdürlüğü'nde şu anda genel idari hizmetler sınıfında bir memurun eline net olarak ortalama 170 milyon lira, bir süre önce kadroya alınan mevsimlik işçilerin eline 600 milyon lira geçiyor. Bu, ikramiye ve yardımlarla birlikte bütün bir yıl aldıklarının on iki aya bölünmesiyle elde edilmiş bir rakam. Yıllardır kadrolu olarak çalışan Köy Hizmetleri işçisi ise 700-750 milyon lira alıyor.
"Ben üçüncü derecede bir mühendisim 370 milyon lira maaş alıyorum. Arkadaşım (yan masada çalışan başka bir memuru gösteriyor) yeni başladı, sekizinci derecede, 340 milyon lira alıyor. Birinci derecede mühendis abilerimiz 400 milyon lira ücret alıyorlar" diyen Atalık, 170 milyon lira alan bir memur ile aynı işi yapan fakat çok daha yüksek ücret alan bir işçiyle kendisini kıyaslamamasının mümkün olmadığını belirtiyor.
Çözüm örgütlülükte
Peki neden işçi, memurdan daha yüksek maaş alıyor?
Hükümetlerin yıllardır sürdürdüğü politikaların bir sonucu olarak ve yine yönetenlerin kışkırtmasıyla ortaya çıkan bu sorunun çözümünün örgütlenmeden geçtiğini vurguluyor Ahmet Atalık: "Memurun örgütlenmesi çok yeni sayılır. İşçi eskiden beri örgütlü ve mücadele ederek bir takım haklar kazandılar. Şimdi de memur aynı haklar için mücadele ediyor. Mücadelemize işçi arkadaşlarımızı çağırdığımızda bize destek veriyorlar. Ancak ne yazık ki, memur arkadaşlarımız haklarını alabilecek örgütlülüğü gösteremiyorlar."
Atalık'a göre birçok memur sendikalı olmasına rağmen, "sorumluluklarını havale ediyor ve rehavet içerisinde." Ülkedeki iki milyona yakın memurun hiç olmazsa yarısının katıldığı eylemlerin hükümetler üzerinde çok daha etkili olacağına inanıyor. Sorunların çözümünde özellikle "yeni kuşak" memurlara güvenen Atalık, "Yeni gelen memurlar, daha aktif ve daha ilgililer" diyor.
'Bölünmeyelim'
Sadece işçi-memur arasında ayrım yaratılmadığını söyleyen Atalık, aynı işkolunda çalışan mühendisler arasında da, farklı işkollarında çalışan memurlar arasında da ücret dengesizliklerinin rahatsız edici olduğunu dile getiriyor. Kamudaki ücret dengesizliğinin giderilmesi için gündeme getirilen Yetki Yasası'ndan ses çıkmadığını, yapılan iyileştirmelerin de üst düzey memurlar ve bürokratlar düzeyinde kaldığını, bazı meslek gruplarının 'bilinçli' olarak kayırıldığını belirten Atalık, bunu "böl, parçala, yönet" taktiği olarak nitelendiriyor. Kamudaki işçilerin ücretlerinin, kriz bahanesiyle, hükümet tarafından yeniden gündeme getirilmesinin nedeninin de bu olduğuna işaret ediyor. "Böylelikle bu geniş kitleyle daha kolay uğraşabiliyor, uyutabiliyor. Aklımızı başımıza almamız, bölünmeden mücadele etmemiz gerekiyor" diyor.
www.evrensel.net