.

Kasaba gerçekliğini yansıtan bir yazar

Şiirle başladığı yazın serüveninde, öykü, roman, tiyatro oyunu, deneme ve günce gibi birçok türde ürünler vermiş olan Necati Cumalı'yı farklı kılan en büyük özellik, yaşadığı çevre ve etkilendiği güncel olayları kendi eserlerinde yansıtmayı başarabilmiş olmasıdır.

Kasaba gerçekliğini yansıtan bir yazar
Metin Günaydın
Yazın hayatına şiirle başlamış olan Necati Cumalı, "Kızılçullu Yolu, Harbe Gidenin Şarkıları, Mayıs Ayı Notları, Güzel Aydınlık" adlı ilk şiir kitaplarında, yalınlığın ve aynı oranda duyarlılığın şairi olarak ortaya çıkmaktadır. Bu duyarlılık, hem Garip akımı hem de toplumcu şairler tarafından vurgulanmış olan ve kitapların çıkış tarihlerine de denk gelen, savaş olgusu karşısında, yaşama sevincini dile getirmesinin de bir sonucudur. Özellikle "Harbe Gidenin Şarkıları"nda öne çıkan, yıkım ve ölüm imgelerinin yanı sıra, umudun yitirilmemesidir: "Her gelen vapuru, treni / Yeni bir ümitle beklmeli / Her gelen vapur / Tren / Yeni insanlarla gelir / Ben esmerdim güzelim / Bu sefer bir sarışını seversin / Aşk yaşayanlar içindir."
İlk dört kitabındaki bir diğer ortak nokta da, "sıradan insan"ın kahraman olarak karşımıza çıkmasıdır. Sözünü ettiği kahraman, çocukluk günlerini anımsar, yaşadığı anın tadını çıkarmaya çalışan bir kahramandır. Cumalı'nın gündelik davranışları, hüzünleri, tavır alışlarla doğal olgular arasında bağlantı kurup, şiirin sonundaki şaşırtmacalarda şiir tadını bulmaya çalışması, ilk şiirlerinde Garip akımının etkisini hatırlatmaktadır: "O daha büyük bir şehre gidiyor / Onun benden başka arkadaşları / Benim götürdüklerimden başka / Kitapları, portakalları var / Birazdan körfezin sonunda / Sen de kaybolunca / Ben nasıl eve girer / Nasıl soyunup yatabilirim / Vapur dumanı?"
Toplumculuğa doğru
Onun şiirlerindeki çelişkiler, şiddet ve yaşama sevincinin birlikteliği biraz da, onun olaylara müdahale edilerek dünyanın değiştirilebileceğine olan inancında saklıdır. Bu da onu, toplumcu şairlere yaklaştıran bir durumdur. "Hürriyete Övgü" şiirinin son kıtası bunu örnekleyecek niteliktedir: "Boşuna değil döküen kan / Tarihin akışından anlıyorum / Kuvvet zamanla yıkılır / Yalnız senin uğrunda ölür insan / Yarası acımadan".
Necati Cumalı, bu konudaki düşüncelerini, birçok röportajında da dile getirmiştir. Yazko Edebiyat dergisinin 21. sayısında Sennur Sezer'in yaptığı bir görüşmede, sanatçının sorumluluğu konusunda söyledikleri, sanat anlayışı konusunda bilgiler vermektedir: "Bu eşitsizlik ortamı içinde çağımızın sanatçıları olarak yüklendiğimiz bir sorumluluk var: Bizler, geçmişte horlanmış, değer verilmemiş sokaktaki insanın, sıradan insanın da soylular kadar doğru düşünebilen, doğruyu sezebilen, duyarlı kişiler olduklarını; giderek içgüdüleri ile yaşama daha sıkı bağlı olduklarını kanıtlamalıyız."
Etkilere açık bir şair
İlk şiirlerinden son döneme kadar, Necati Cumalı, yalın yazma, açık olmak ve anlaşılma amacına bağlı kaldı. Her ne kadar, roman ve tiyatroya yöneldiği yıllarda, daha az şiir yazdıysa da, şiirden kopmadı. Bu yüzden de yaşadığı süreç içerisindeki şiir akımlarını da izleyen Necati Cumalı, ortaya çıkan yönelimlerden etkilenmiş, ancak hiçbir zaman bu etkilenme, bir "öykünmeye" dönüşmemiştir. Örneğin şiirde tarih ve motolojik öğelere yer verme eğilimi ortaya çıktığında, Cumalı da, tarihin kendi şiirine katabileceği yararlı öğeleri bulup çıkarmıştır. Bu özellik, onun "Yitik Kalyon, Müzelerde Yolculuk, Kıyı, Aç Güneş, Batık Kent" şiirlerinde yansımasını bulur. Bunun bir diğer örneği de İkinci Yeni akımı karşısındaki tutumudur. Hem biçim hem de içerik açısından bazı yönleriyle etkilenmesine rağmen, İkinci Yeni'nin kapalılık ve imgeciliğinden uzak durmayı başarmıştır.
Necati Cumalı, kırsal alandan kent yaşamına kadar farklı yerleşim birimlerinde tanık olduklarını, güncel sorunları, şiirlerine eklemlendirmeyi başarabilen bir şair olarak da çıkar karşımıza. "Güzel Aydınlık"ta yer alan "Bir Ana" şiiri, gündelikçi bir Yahudi kadınla gazetece satıcısı oğlunu anlatır. "Ceylan Ağıdı" kitabındaki, "Almanya" şiirinde ise, yurtdışında çalışan işçileri anlatır, üstelik bayağı sert bir edayla: "Almanya cennet olmasına cennetti gördük / Ama değil sana bana ellerine gurbetin / Domuz gibi besili cepleri markla şişkin / Almanlar için mutlu Almanlar". Güncel sorunları işlediği şiirlerinde sert tutumunu da, var olan eşitsizlikler karşısında "dingin bir tutum" almanın olağan bir tutum olmadığını belirterek, tepkilerin yergilerle ortaya konulmasının doğallığıyla açıklar.
Cumalı'nın öyküleri
İlk öykülerinde, Sait Faik'in etkileriyle kırsal kesimin yaşamlarından gerçekçi kesitleri sunma arasında kalan Cumalı, daha sonraları kendi dilini ve gerçekliğini bulur. Öykülerinde de bildiği, yaşadığı çevreyi ve insanları anlatmayı sürdüren Necati Cumalı'nın öykücülüğünü, "kendini arama dönemi hikâyeleri", "şiirselliğin yer aldığı 'ben hikâyeleri' " ve "taşra çevresine, kendi memleketinin gerçeklerine yönelen hikâyeler" olmak üzere üç bölümde incelemek mümkün. Cumalı'nın Susuz Yaz ve Değişik Gözle adlı kitaplarında, kahramanların kişilikleri yeterince tasvir edilemediği için, kimi yerlerde kurgu sadece olaylar zincirinin birbirine bağlanmasıyla sağlanmış, bu da, bir kuruluğun ortaya çıkmasına yol açmıştır.
Cumalı'nın en çarpıcı öykü kitabı "Ay Büyürken Uyuyamam"dır. Bu kitaptaki öyküler, kırsal kesimde yaşamlarını sürdüren insanların cinsel yaşamları, öykülerdeki erotik öğeler, farklı katmanlardaki değişik insan tiplemeleriyle sunulduğu için büyük bir çeşitliliğin ortaya çıkmasını sağlıyor. Ancak bu kitaptaki öyküleri sadece cinsel yaşamla sınırlamak haksızlık olacaktır. Çünkü, anlattıklarını ortaya çıkış sebepleri ile birlikte sunan Cumalı, işlediği cinselliği, kimi zaman törelerin kimi zaman ekonomik durumun kimi zaman da ikisinin birlikteliğinin ortaya çıkardığı sonuçlar olarak ele almıştır.
Romancı Cumalı
Necati Cumalı, öykülerin yanı sıra, roman türünde de ürünler vermiş olan bir yazardır. Onun romanları içerisinde en çarpıcı olanı şüphesiz, Ege'deki tütün üreticilerinin ve işçilerinin sorunlarını işlediği "Tütün Zamanı" üçlemesidir. Burada ilgi çekici olan, işlediği toplumsal konuya ve seçtiği kahramanlara rağmen, kimi zaman, bireysel duyarlılıklar ve duygusal yaşantılarıyla kimi kahramanlara dair küçük hikâyelerin de, romanda yer almasıdır.
"Tütün Zamanı" üçlemesinin son halkası olan "Acı Tütün", direniş motifiyle, kendisinden önce yazılmış olan Reşat Enis'in "Toprak Kokusu" ve Orhan Kemal'in "Bereketli Topraklar Üzerinde" adlı romanlarına eklemlenebilir. Ancak burada Cumalı'nın diğer iki yazar arasındaki bir farklılığına değinmekte yarar var. Diğer iki eserde, gerçekleştirilen eylemler açısından siyasal bir tutum söz konusuyken, ideolojik anlamda da romantik bir tutum (olumlu kahramanın kullanılışı yönünden) sergilenirken, Cumalı'nın eserinde ise, mücadelenin uzun bir süre alacağından hareketle, daha pasifist bir tutum sergilenmiştir. Romanları için de, kişilerin tasviri konusunda kimi yetersizliklerin olduğu belirtilebilir.
Cumalı ve oyun yazarlığı
Şu ana kadar yansıtmaya çalıştığımız edebi türlerinde, beslendiği kaynak olan taşra yaşamı ve taşra insanının sorunlarını yansıtan Necati Cumalı, oyun yazarlığında da, kimi sınırlamalarına rağmen, bu konulardan vazgeçmemiştir. Bunu sadece onun tercihi olarak algılamak pek mümkün değildir. Oyunlarında bir konu sınırlamasının olması, bireysel duygulanmaları olan kişilerin öznelinde oyunlar yazmış olmasında, sahne tekniğinin de büyük bir etkisi vardır.
Cumalı'nın oyunlarına bakıldığında iki ayrı konunun işlendiğini görürüz. Bunlardan biri, kadın gerçeği, ikincisi ise, "kasaba insanı"dır. Boş Beşik'ten başlayarak Mine'ye, Nalınlar'a ve Derya Gülü'ne kadar birçok oyununda bu iki konuyu görmek mümkündür. Mine'de, Anadolu'daki bir kasabada evli ve güzel bir kadının mutsuz evliliği; Nalınlar'da kırsal kesimdeki kıç kaçırma olayı; Boş Beşik'te erkek çocuk doğuramayan kadının horlanmasını; Derya Gülü'nde ise kadının yasak aşkını işlemiştir Necati Cumalı.
Sonuç olarak, Necati Cumalı'nın Türk edebiyatının başyapıtlarını yarattığını belirtmek mümkün olmasa bile, günlük yaşamdaki olaylardan hareket etmesi, kendine has duyarlılığının yarattığı gerçekliği kimi zaman bir fotoğraf netliği sunabilmesi, onu, geleceğe taşıyacak özellikler olarak sıralanabilir.
www.evrensel.net