Derviş programı yeni krizi getirir

Emek Programı'nın oluşmasına büyük katkı veren öğretim üyelerinden Oğuz Oyan ve Sinan Sönmez, hükümetin kriz yönetimi uygulamadığını, bahsedilen önlemler ve açıklanacak programla krizin atlatılamayacağını söylediler.

Derviş programı yeni krizi getirir
Özlem Albayrak
Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş'in "krizi önleme" adı altında yaptıklarını yetersiz bulanlar ve temel önlemleri geciktirdiğinden şikayet eden kesimler artarken, akademisyenler, bugüne kadar atılan adımların kriz yönetimiyle ilgisi olmadığını ve açıklanacak programın kısa dönemde Türkiye'yi tekrar krize sokacağını belirtiler. Akademisyenler, Emek Platformu (EP) Programı'nın önemine dikkat çekerek, mevcut uygulamaların alternatifinin olduğunu geniş kitlelere benimsetilmesi gerektiğini ifade ettiler.
Ankara Üniversitesi (AÜ) Siyasal Bilgiler Fakültesi (SBF) Maliye Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Oğuz Oyan, gazetemize yaptığı açıklamada, açıklanan önlemlerin krizin boyutlarıyla orantılı gözükmediğini vurgulayarak, kamu harcamalarında tasarruf yapılmasının gerçekçi olmadığını ve yıllardır bu alanın yeterince zorlandığını söyledi. Yatırımların olamayacak düzeylere geriletildiğine dikkat çeken Oyan, personel ödeneklerinin zaten düşük tutulduğunu, bütçenin bütün önceliklerinin faiz ödemelerine yönlendirildiğini hatırlattı. Oyan, faiz dışı harcamaların zaten kısıldığını belirterek, "Kuşkusuz tasarruf edilecek kalemler bulunabilir. Araç sayısı, şoför sayısı azaltılabilir ancak 3 katrilyon liralık yani bütçenin yüzde 5'ine ulaşacak bir tasarruf elde edilemez. Yatırım yapmamak gibi alternatifler de var tabii. Ama bu Türkiye açısından yeni bir felakettir." dedi. Oyan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Petrol yani enerjiye, lüks tüketim mallarına vergi getirileceğini söylediler. Burda da belli sınırlar var. Petrolde iç fiyatları çok arttırmanız durumunda bu hem kaçak petrol girişini hızlandırır hem de otomotiv satışlarını daha da geriletir. Böylece buradan elde edilecek vergiler azalır. Enerjiye çok yüklenince sanayinin rekabet gücünü sınırlarsınız. Dalgalı kurla ihracatın artması bekleniyor ancak sanayinin rekabet gücünü sınırlanırsa beklenen ihracat rakamlarına ulaşılması zorlaşır. Lüks tüketim malları içine bütün alt ve orta kesimlerin kullandığı konfor malları denen buzdolabi vs gibi malları da alıyorlar. Bu lüks adı altında geniş alt kesimleri vergilendirmek anlamına gelir. Özel yat, uçak, helikopter gibi daha ciddi biçimde lüks tüketime vergi getirilmeli ama bunlar lüks tüketim malları içinde sayılmıyor. Kaldı ki bunlar da yetmez Türkiye'de ciddi bir şekilde olağan, net servet vergisinin uygulanması gerekir. Bir kerelik olağanüstü servet vergisi de getirilebilir. Fakat bunu yapabilmek için sermaye hareketlerini kontrol etmeniz gerekir. "
EP programı küçümsenmemeli
EP'nun önünde iki mesele olduğuna dikkat çeken Oyan, "Birincisi kendi tabanına programı yaymak ve benimsetmek. Bütün rotatiflere ve bütün görsel medyanın aksini savunduğu, EP'i küçümsediği bir ortamda örgütlerin kendi kitlelerini kazanması gerekiyor. EP kendi kitlesinin dışındakilere de ulaşmayı amaçlamalı. Hükümetin uyguladığı politikaların alternatifi olduğunun tartıştırılması gerekiyor. Bu bir miktar yapıldı. Radikal çıkışlara alternatif seslere ihtiyaç var. Mevcut uygulamalardan çıkış olmadığı konusunda herkes hemfikir. Çaresizlik duygusu toplumsal bir karşı çıkışa dönüşmediği zaman bireyin kendi üzerine dönen bir takım sonuçlar doğuruyor. Ben dünden daha umutlu olduğumu düşünüyorum. EP böyle bir programı sahiplendi. Bu az bir kazanç değil. Kitlelerin artık umut bağlayabilecekleri bir belge var. Çaresizlik ortamlarında kitlelerin sağ otoriter rejimlere savrulması sözkonusu olabilir. EP Programı bunu da önleyecek bir belge. Bunu küçümsememek lazım" dedi.
Dolar spekülasyona teslim
AÜ SBF Maliye Bölümü Başkanı Prof. Dr. Sinan Sönmez ise hükümetin eski programı rötuşlayarak sunacağının bilindiğini belirterek, hükümetin makro istikrarı sağlamak için temel hedefleri belirlmesi gerektiğini ancak tam bir kaos içinde bulunulduğunu söyledi. Sönmez, "Doları dalgalanmaya bıraktılar. Üst düzeylere çıkmaya başladı, MB müdahale etmiyor. Dolar çok yüksek düzeylerde stabilize olacaktır. Derviş'in açıkladığı 1 milyon 100 bin lira rakamı ürkütücü. MB'nin müdahale etmemesi sistemin MB'nin tahtakaleye teslim olmasıdır. Tahtakale'de de bankalar belirleyici oluyor. Böylece spekülatif tırmanma oluyor. Hükümet de izleyici kalıyor" dedi. TL'nin zayıflığı büyük bir handikap tam bir karmaşa" diyerek, çıkarılması zorunlu diyerek sunulan 15 yasanın kriz yönetimiyle ilgisinin olmadığını vurguladı.
Söz konusu yasaların Türkiye ekonomisini küreselleşmeye eklemleşmesini sağlamaya yönelik olduğunu ifade etti. Sönmez, "Bu nihai darbedir, teslimiyet belgesidir, istikrarın sağlanmasıyla bağlantısı yoktur" diye konuşarak, hükümetin tasarruflara ilişkin kararını da eleştirdi. "Tasarruflar o kadar marjinal ki bunlardan tasarruf etseniz bile hemen kaynak gelmez. Bir yıl içinde belli bir kaynak akışı sağlanabilir belki ama bunlar Türkiye'nin sorununu çözmez. Taşıtlarla ilgili sınırlamalar getirmek vs geçici önlemlerdir, kalıcı kaynak sağlayamaz" diyerek, kalıcı kaynak sorununun servet vergisi, iç borç konsolidasyonu ve kısa vadeli dış borçların ertelenmesi ile sağlanabileceğine dikkat çekti.
İç borç konsolide edilmeli
Geçen yıl bütçenin yüzde 45'inin faiz ödemelerine gittiğini ve bu yıl bu oranın yüzde 32'ye çekilmesinin hedeflendiğini hatırlatan Sönmez, 2001'de artan faizler nedeniyle rakamın yüzde 45'in üzerine çıkacağını söyledi. Sönmez, iç borcun mutlaka konsolide edilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Servet vergisinde ısrarcı olmak lazım. Ben başka bir kaynak girişi göremiyorum. Bugüne kadar rant sağlayanlar ve sağlamaya devam edenler bunun bedelini ödeyecekler. Ayrıca dış kaynağın sağlanmasında IMF ile pazarlıkların sürdürülmesi lazım. IMF'nin politikalarına karşı olabiliriz ama krizin patlmasında IMF sorumludur. Siyasi sorumluluk hükümete ait olsa da IMF programı Türkiye'yi krize getirdi. Kirizin aşılması için kaynak girişini sağlaması gerekir. Brezilye'ya sadece IMF vermese de 40 milyar doların üstünde kaynak fonlandı, Meksika'da 45 milyar dolar aktarıldı. 4-5 milyar dolar vermekle olmaz. Borç yükü artacaktır ama belirli bir rahatlamanın sağlanması lazım" dedi.
Hâlâ belirsizliklerin olduğunu, kriz yönetimi uygulanmadığını söyleyen Sönmez, 4-5 milyar dolar girince belli bir rahatlama yaşanabileceğini ancak Türkiye'nin tekrar kriz konuşur hale geleceğini kaydetti. Sönmez, bu politikalarla kalıcı sonuçlar elde edilemeyeceğine işaret ederek, "Ekonomi dibe çöküyor, Rusya'nın düştüğü duruma doğru gidiyoruz. Durgunluğun ötesinde küçülme ve enflasyonist bir ortam. Çeşitli uluslararası reyting kuruluşlarının senaryolarında, 2001'de Türkiye'yi yüzde 10 küçülme bekleniyor ve dolar kuru 2 milyon 500 bin lira olacak deniliyor. Hükümet hayali söylemlerle uğraşıyor" diye konuştu. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön
www.evrensel.net