Lockerbie kararı siyasi

BM gözlemcisi, bir Libyalının suçlu bulunarak ömür boyu hapse mahkûm edildiği Lockerbie davası ile ilgili raporunu açıkladı.

Lockerbie kararı siyasi
Birleşmiş Milletler; bir Libyalının ömür boyu hapis cezası almasıyla sonuçlanan Lockerbie sabotajı davasında kanıtların ortaya çıkmasının engellendiğini, davanın ABD etkisinde yürüdüğünü ve mahkemenin "Suçlu" kararı vermesinin yanlış olduğunu açıkladı.
Yıllardır büyük tartışmalara yol açan Lockerbie sabotajı davasıyla ilgili bu açıklamalar, BM'nin Hollanda'da gerçekleştirilen davaya gözlemci olarak gönderdiği Dr. Hans Kochler'den geldi. Lockerbie davası şubat ayında sonuçlanmış ve Libyalı Abdülbassit Ali El Megrahi ömürboyu hapse mahkûm edilmişti.
Keyfi ve mantıksız
Kochler, bu kararın "keyfi" ve "mantıksız" olduğunu belirterek, Megrahi'nin temyiz başvurusuna örtülü bir destek verdi. Hollanda'da yapılan, ancak İskoç yasalarının uygulandığı davada, Megrahi ile birlikte yargılanan Emin Halife Fehime, suçsuz bulunmuştu. Dr. Kochler, davayla ilgili eleştirilerini, özellikle üç yargıca yöneltti. Kochler; Lord Sutherland, Lord Coulsfield ve Lord MacLean adlı yargıçların adil davranmaktan uzak olduğunu vurguladı.
ABD'liler ne arıyordu?
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a iletilen rapora göre, duruşma boyunca ABD Adalet Bakanlığı'ndan iki savcının hazır bulunması "önemli bir sorun". Kochler, resmi belgelerde hiçbir şekilde adı geçmeyen bu iki savcının, İskoç savcılara sürekli "bilgi verdiğini" dile getirdi ve ekledi: "Bu manzara, savcılık stratejisi ve kararla ilgili hayati meseleleri 'müfettiş'lerin hallettiği izlenimi doğurdu."
BM Gözlemcisi, mahkemede savcılık tanığı olarak dinlenen Libyalı ajan Mecid Giaka'ya da değindi ve her iki sanığı suçlayan bu kişinin, "duruşma salonunda bulunan yabancı devlet temsilcilerinin nasıl sorunlara yol açtığının göstergesi olduğunu" kaydetti. Dr. Kochler, çift taraflı çalışan bu ajanın güvenilirlikten uzak olduğunu vurguladı.
Siyasi bir dava
Lockerbie davasında, Giaka ile ilgili CIA belgeleri "konuyla ilgisiz" olarak görülmüştü. Daha sonra sansürlü bir halde basına açıklanan bu belgelerin, davayla oldukça ilgili olduğu dikkat çekici bulunuyordu.
BM raporunda, "Bu durum, bütün davanın bütünlüğüne ciddi bir biçimde zarar vermiştir. ABD Adalet Bakanlığı yetkilileri, hukuki süreçlerin bağımsızlık ve bütünlüğünü tehlikeye atmıştır" denildi. Bu durumun "adillik ilkesinin genel standartları ile uyumsuz olduğu ve mahkemenin gerçeği bulma yeteneğini olumsuz etkilediği" de belirtildi. Kochler, üç yargıcın, ABD savcılarını içeri almakla "davayı siyasi bir hale getirdikleri" suçlamasını yaptı.
Bilgiler mahkemeden gizlendi
BM raporunda ayrıca, Lockerbie sabotajı ile ilgili birçok önemli bilginin mahkeme heyetinden gizlendiği ifade edildi ve özellikle bir olaya dikkat çekildi. İskoç yargısı tarafından dava sürerken yapılan açıklamada, adı gizli tutulan bir yabancı devletin "savunmayla ilgili önemli yeni bilgilere sahip olduğu" belirtilmişti. Bu bilgiler asla ortaya çıkmadı. Oysa savunma, düşen yolcu uçağına bombayı Libya'nın değil, Filistinli bir örgütün koyduğunu kanıtlamayı planlıyordu.
İskoç yargısından gelen bu ilginç açıklamanın ardından, sanık avukatları, ne bir tanık çağırdılar, ne de doğru dürüst bir savunma yaptılar. Kochler, bu durumun nedeninin araştırılması gerektiğini dile getirdi ve avukatların, BM'ye bilgi vermeyi reddettiklerine dikkat çekti.
Raporda, duruşmalarda konuşan savcılık tanıklarının "neredeyse tamamının" tanıklık vasfından uzak oldukları da kaydedildi. Kochler, Giaka gibi bazı tanıkların açıkça yalan beyanda bulunduklarını belirtti.
Rapor şu sözlerle devam etti: "Yargıçların, bu tanıkların beyanlarının sadece belli parçalarını alarak bir karara varması, üstelik bu kararın kesin ve kuşkuya yer bırakmayan bir dille ifade edilmiş olması, tamamen keyfi ve mantıksız bir durumdur. Karar üzerinde, uluslararası güç politikalarının gölgesi vardır. Yargıçların kendileri, sanık El Megrahi'nin tanıklarca teşhisinin 'kesin olmadığını' ve ortada bir dizi 'çelişen kanıt' olduğunu itiraf etmişlerdir. Buna rağmen El Megrahi'nin suçlu bulunması, anlaşılır değildir."
Tek bir maddi delil yok
Dr. Kochler, kararın "koşullu kanıtlar ve müdahalelere dayandığı" tespitini yaparak, "İki sanığı suçla ilişkilendiren tek bir maddi delil ortada yoktur" dedi ve şöyle devam etti: "Bir bütün olarak baktığımızda, davanın adil ve objektif olmadığını göreceğiz. Gerçekten de dava bittiğinde akıllardaki sorular, başladığı zaman akıllarda olanlardan çok daha fazlaydı. Yani dava, açıklık getirmek bir yana, daha çok kargaşa yarattı. Bu üzücü sonuca rağmen, gerçeği arayış sürmelidir. Hukuk, kurbanların ailelerinin ve uluslararası kamuoyunun hakkı bunu gerektiriyor." Kochler, raporunu bitirirken, temyiz başvurusunun, mahkemenin kusurlarını düzelteceğini umduğunu ifade etti.
İskoçya reddediyor
BM raporu, özellikle İskoçya'da geniş yankı yarattı. İskoç hükümetinden yapılan açıklamada, bütün bu saptamalar reddedilerek, BM gözlemcisinin "bir dizi prosedürü yanlış anladığı" öne sürüldü. Lockerbie davası, adını, 21 Aralık 1988'de yaşanan korkunç bir olaydan alıyor. Bu tarihte, Amerikan Pan Am havayollarına ait bir yolcu uçağı, İskoçya'nın Lockerbie kasabası üzerinde infilak etti ve 270 kişi hayatını kaybetti. ABD ve İngiltere, olaydan bir süre sonra, elinde hiçbir delil olmadan Libya'yı suçladı ve uluslararası kamuoyunu bu şekilde yönlendirmeyi başardılar. Ancak sabotaj üzerinde daima bir sis perdesi var oldu. Bu sis perdesi, Hollanda'da alınan mahkeme kararından sonra daha da yoğunlaştı.
www.evrensel.net