Ölüm oruçları 166. gününde

İHD Genel Merkezi'nde bir araya gelen çeşitli kurum ve kuruluşların temsilcileri ile tutuklu aileleri, ölüm orucu eyleminin 166. gününe girdiğini hatırlatarak, 122 tutuklu ve hükümlünün ölüm sınırında olduğunu bildirdiler.

Ölüm oruçları 166. gününde
Cezaevlerinde 166 gündür süren ölüm oruçları konusunda hükümeti duyarlılığa çağırarak, tecrite son verilmesini isteyen çeşitli örgüt, parti ve sendika temsilcileri, tutukluların da ölüm oruçlarını bırakmasını istediler. Tutuklu aileleri ise, medyadan, cezaevlerindeki durumu olduğu gibi yansıtmalarını istediler.
122 kişi ölüm sınırında
İHD Genel Merkezi'nde bir araya gelen örgüt temsilcileri adına ortak açıklamayı okuyan İHD Genel Başkanı Hüsnü Öndül, ölüm orucu ve açlık grevlerinin 166 gündür sürdüğünü, doktorların 122 tutuklu ve hükümlünün ölüm sınırına geldiğini bildirdiğini aktardı. Öndül, eylemlerin bitirilmesi için tek kişilik ve 3 kişilik tecrit uygulamasına son verilmesini, sağlık sorunları olan tutuklu ve hükümlülerin hekimlerin belirlediği şekilde ve müdahalesiz tedavi edilmesini, 19 Aralık 'operasyonu' ve cezaevlerinde daha önce yapılan operasyonlarla ilgili bağımsız soruşturma ve düzgün yargılamaların acilen başlatılmasını ve ceza ve tutukevlerindeki uygulamaların, sivil toplum örgütlerinin temsil edildiği bağımsız kurullar tarafından düzenli olarak denetlenmesini istedi. Bu taleplerin yalnızca tutuklu ve hükümlüler tarafından değil, insan hakları örgütleri ve başta Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) olmak üzere uluslararası kuruluşlar tarafından da savunulduğunu kaydeden Öndül, bu tedbirlerin yerine getirilmemesinin, çok sayıda tutuklu ve hükümlünün ölümüne ve sakat kalmasına yol açacağı uyarısında bulundu. Söz konusu önlemleri hükümetin asgari yükümlülükleri olarak acilen uygulamaya koyması gerektiğini hatırlatan Öndül, "Tecrit, bir işkence biçimidir ve söz konusu tutuklu ve hükümlülerin çoğu, cezaevlerine girmeden önce de işkenceye uğramış mağdurlardır" diye konuştu. Öndül, tutuklulara da çağrıda bulunarak, cezaevlerine ilişkin düzenlemelerin yeniden tartışılması için ölüm orucunu sona erdirmelerini istedi.
Aileler feryat etti
Daha sonra söz alan aileler ise feryatlarının duyulmasını, çocuklarının ölümlerine seyirci kalınmamasını istediler. Endercan Yıldız'ın annesi Hanife Yıldız, Numune Hastanesi'nde tedavi gören çocuğunun durumunun çok ağır olduğunu dile getirirken, Cafer Tayyar Bektaş'ın babası da, hükümetin evrensel hukuk değerlerini bile uygulamadığını söyledi. Çocukları tutuklu olan Abdullah Soner Numune Hastanesi'ndeki 6 kişinin "korsakof" yani geri dönüşü mümkün olmayan durumda olduğunu belirtti. Tutuklu aileleri, gazetecilere de seslenerek, insanlık dışı uygulamaları kamuoyuna duyurmaya çağırdılar.
www.evrensel.net