Altyapı savaş ve rant kurbanı

15 yıllık savaş süresince yoğun göç alan ve kaçak yapılaşmanın yüzde 70'lere vardığı Diyarbakır, savaşın ve rantçı politikaların kurbanı.

Altyapı savaş ve rant kurbanı
Mehmet Aslanoğlu
Diyarbakır'da kısa süreli sağanak yağmurlarda dahi, evleri su basıyor, trafik sıkışıyor, alt geçitler sular altında kalıyor. 15 yıllık savaş süresince yoğun göç alan ve kaçak yapılaşmanın yüzde 70'lere vardığı kent, savaşın ve rantçı politikaların kurbanı.
Diyarbakır'da en son 1975 yılında bütünlüklü bir kanalizasyon şebekesi yapılmış, ancak daha sonra projeye dayalı atılan tek bir adım yok. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nin 2000 yılı faaliyet raporu, bu durumu özetlediği gibi, mevcut yerleşim alanlarının sadece yüzde 30'unun sağlıklı bir kanalizasyon şebekesine sahip olduğunu belirtiyor. Kanalizasyon Birim Amirliği'ne gelen şikayet sayısı her gün 40'ı buluyor.
Kanalizasyon şebekesinin üstte, su şebekesinin altta olduğu ya da yanyana herhangi bir izolasyon olmadan aktığı Diyarbakır, tifo, paratifo, bağırsak enfeksiyonları, dizanteri gibi hastalıkların en çok yaşandığı illerin başında geliyor. Diyarbakır'ın içme suyunda her yıl yapılan araştırmalarda 240 koli basili tespit ediliyor. İçme suyu ihtiyacının günde 250 bin metreküp olduğu Diyarbakır'da bunun ancak yüzde 30'u sağlıklı bir şekilde karşılanabiliyor. Şebeke kayıpları ve kaçak kullanım oranı ise yüzde 40 civarında. İçme suyu temini için kullanılan kuyu suyu Diyarbakır'da çok yaygın olmasına rağmen, klorlama yapılmaması nedeniyle sağlıklı değil. Yine Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi raporlarında yer alan bir diğer olgu da kentin tamamının yağmur suyu şebekesinden yoksun olması ve yasal olarak kişi başına 10 metrekare yeşil alan düşmesi gerekirken bu rakam Diyarbakır'da 0.7 metre kare düzeyinde kalması.
Belediyeler ilgilenmedi
Mimarlar Odası Diyarbakır Şube başkanı Bahri Karhan, yağmur nedeniyle ulaşım akışının en yoğun olduğu noktada 4 günlük bir tıkanıklık yaşandığını belirterek, Diyarbakır'ın bir çok sorunu olduğunu, ancak altyapı sorununun en temel sorunlarından biri olduğunu söylüyor. Geçmişten beri hiç bir belediyenin bu soruna yoğunlaşmadığını dile getiren Karhan, "Bunun bir çok etkeni var. Bir şehirde yeşil alan bu kadar az olursa, betonlaşma ve alsfaltlaşma bu kadar yoğun olursa ve yağan yağmuru emecek toprak parçası bulunmazsa ne olacak? Su nerde bir eğim bulursa orayı dolduracak. Kentsel tasarım sürecinde planlama hataları da var" diyor.
Köy kent halini aldı
Nüfus yoğunluğunun artmasıyla birlikte rantın da arttığını ve çarpık kentleşme yaşandığını söyleyen Karhan, 15 yıllık savaşın yarattığı ciddi tahribata dikkat çekiyor. Savaşın kent nüfusunu birden 3-4 katına çıkarttığını, kentin kimliğini yitirerek "köy kent" görüntüsü aldığını ifade eden Karhan, şöyle devam ediyor: "Altyapı denilince akla su, kanalizasyon, yağmur suyu şebekesi ve yollar geliyor. Bunlar bir kent için vazgeçilmezdir. Belediye arşivlerine girsek, her belediye dünya kadar para harcamıştır, ama biri o mahalleyi kazmış, öbürü diğer mahalleyi kazmış. Sonuçta 20'lik büzü çıkartmış yerine 30'luk büzü döşemiş. Nüfus 5 katına çıkınca 30 değilde 150'lik büze ihtiyaç olduğu için yine bir tıkanıklık yaşanmış".
Suya lağım karışıyor
Yağmur yağdığında kentin içme suyunun yüzde 90'ının kirlendiğini ve ciddi sağlık sorunları yaşandığını anlatan Karhan, bir çok kentte kanalizasyonun alttan gittiğini, arada bir izole tabakasından sonra içme suyu hattı döşendiğini; Diyarbakır'da ise bunun tam tersi olduğunu söylüyor. İzole tabakası da olmadığı için su ve kanalizasyonun birbirine karıştığını dile getiren Karhan, "Bu Diyarbakır'ın genel ve acil olarak çözülmesi gereken bir sorunu olarak duruyor. Sen hiçbir yerde yağmur suyunu kalkıp kanalizasyona bağlayamazsın. Bağladığın yerde kanalizasyon felç olur, patlar" diyor. Karhan, bu nedenle yağmur suyu direnaj kanallarının bir an önce yapılması gerektiğini söylüyor.
Siyasi şov malzemesi olarak kullanılan ofis alt geçidine milyarlarca lira harcanmasına rağmen projenin mantık hataları ile dolu olduğunu ifade eden Karhan, "Altgeçit projelendirme, şehircilik, trafik ve dizayn konusunda hatalarla dolu. Bu altgeçidi yaparken yağmur yağacağını hesap edersin, biriken suyu bir şekilde tahliye edersin. Minübüsler içinde yüzmeden bunu yaparsın" diyor.
Diyarbakır'daki belediyelerin kaynaklarıyla böylesi dev sorunları çözmenin mümkün olmadığını da vurgulayan Karhan, sorunun merkezi yönetim tarafından ele alınıp, gerekli kaynak aktarılması gerektiğini söylüyor. Yoğun göçe paralel olarak yaşanan kaçak yapılaşmanın tamamen rant kavgasından kaynaklandığını da dile getiren Karhan, şöyle devam ediyor: "Diyarbakır'ın sorunları bununla kalmıyor. Bu kadar nüfus artışını barındaracak altyapı müsait değildi. Tüm insanlar başlarını koyacak bir sığınak arıyorlardı.çözümü şu. Bu sadece Diyarbakır'ın sorunu değil, Türkiye'nin sorunu. Diyarbakır bu kadar nüfus artışını istemedi. Ya da şehir sanayileşerek bir cazibe merkezi haline gelmedi. Zorla köyler, mezralar boşaltıldı. Sığınabileceği, akrabasının bulunduğu yer olarak işgücünü pazarlayabileceğini düşündüğü Diyarbakır'a geldi".
Köye dönüş sağlanmalı
Afet yönetmeliğinin Diyarbakır'a da uygulanabileceğini, köye dönüşlerin sağlanması gerektiğini vurgulayan Karhan, kent yaşamına adapte olmuş ve köyde arazisi olmayan insanları da kentte sağlıklı bir çevreye kavuşturmak gerektiğini söylüyor.
Diyarbakır'ın yaşadığı sorunlar olağanüstü koşulların yarattığı, savaşın hakim olduğu dönemin ekonomik tahribatın yarattığı koşulların sonuçları olduğunu vurgulayan Karhan, savaş döneminde palazlanan rant çeteleri temizlenir, silah yerine insana kaynak aktarılırsa, bu sorunların çözülebileceğini söylüyor.
www.evrensel.net