Ben-u sen'de yoksulluk çemberi

Diyarbakır'ın bir kenar mahallesi Ben-u sen. Zorunlu göçün doğurduğu yoksulluk, ekonomik kriz ile birleşince, yaşam dayanılmaz bir hal almış Ben-u sen'de. İşsizlik ile birlikte, çöpte ekmek arayanların sayısı da artmış. Talepleri ortak; "Hepimiz köylerimize dönmek istiyoruz".

Ben-u sen'de yoksulluk çemberi
Ali Rıza Kılınç
Yıllardan beri Diyarbakır'da devam eden işsizlik ve yoksulluk, ekonomik krizin sonuçları ile daha bir ağırlaştı. Mardin'den, Muş'tan Şırnak'tan, Bingöl'den Diyarbakır il, ilçe ve köylerinden göç etmek zorunda kalan, zorunlu göç mağdurlarının mahallesi Ben-u sen.
Ben-u Sen'in bağlı olduğu Şehitlik Mahallesi Muhtarı Fahretin Güler, mahalle halkının kriz öncesinde sigara, simit satarak ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştığını, ancak artık çoğu aileleri çöpten yiyecek toplarken gördüğünü anlatıyor.
İşsizlik iki kat arttı
Şehitlik, su, elektrik, çöp, kanalizasyon gibi altyapı sorunları arasında, 150 bin insanın yaşam mücadelesi verdiği bir semt. Diyarbakır'da yüzde 60 olarak ifade edilen işsizlik oranı, bu semtte yüzde 70 civarında. Kriz sonrası işsizlerin sayısının iki kat arttığını söylüyor muhtar Güler ve şöyle devam ediyor: "Semtte yaşayan insanlarımızın yüzde 60'ı zorunlu göç mağduru. Burada yaşayan insanlar açlık ve sefaleti her zaman yaşıyorlardı. Bunun üstüne bir de kriz vurunca yedikleri ekmeği de alamaz duruma geldiler. Şimdi hepsi ne yapacağını şaşırmış durumda. İçine düştükleri açlıktan kurtulma derdindeler. Çırpınıyorlar".
Yokluk krizle birleşti
Diyarbakır Et Balık Kurumu'nda bekçi olarak çalışan semtin eski sakinlerinden Abdullah Dağdeviren, krizle birlikte borç harç içinde kaldıklarını, aile huzurlarının kalmadığını söylüyor. "Bir torba şeker 10 milyondu 15 milyona çıktı. salça kutusu 3 milyondan 5 milyona çıktı. Ekmek 300 bin liradan 600 bin liraya çıktı. Her şey zamlandı. Ben 7 nüfusu besleyemiyorum benim komşum dilenir duruma düşmüş. Biz ne yapalım. Şaşırmışız" diyen Dağdeviren, dertlerine çare bulunmasını istiyor.
Mehmet Şendil, Mazı Dağı'nın Yukarı Gölcük köyünden göç etmiş Ben-u sen'e. Aldığı yaşlılık maaşının yanısıra, hayvan pazarında ahırları temizleyerek, kalabalık ailenin iki yakasını bir araya getirme derdinde. Yıllar önce evi yakılmıştı, göçle geldiği yerde de iş yok, okul yok, hastane yok. Yoklukların krizle birleşmesi, Mehmet Şendil'e "Ölmek çare değil. Allahın rızası olmaz. Bizim bu çileden kurtulmamız için her şeyi yapmalıyız. Gerekirse valiliğe yürümeliyiz" dedirtiyor.
Köyümüzü istiyoruz!
Esnaf Hüseyin Doğurmaz da krizin kepenk kapatmak zorunda bıraktığı pek çok esnaf olduğunu anlatıyor: "Köyümüze dönmek istiyoruz. Bu krizin getirdiği vergiler, zamlar altında kalkamıyoruz. Bütün Ben-u sen halkı köyüne dönmek istiyor. Devlet bunu bilmeli ve yardım etmeli".
www.evrensel.net