Fabrikada işkence

Fabrikada işkence

Hükümet zaman zaman işgüvenliği yasa tasarısını gündeme getirerek şov yaparken işçilerin patrona karşı can güvenlikleri bile bulunmuyor.

Fabrikada işkence
Muzaffer Özkurt
"Bana, 'Ben patronuma küfür ettim, tazminatsız iş akdimin fesh edilmesini kabul ediyorum diye yaz ve imzala seni bırakayım' dedi. Kağıtları imzalamayı kabul etmedim. Patronum da, 'tekrar götürün ıslatın ve imzalatmadan getirmeyin' dedi. Beni boş bir koridora çıkararak tekrar vurmaya başladılar. Bu sırada ben bayılmışım, bundan sonraki gelişmeleri bilmiyorum." Bu anlatım, Burdur'da kurulu Junior Kot Fabrikası'nda makineci olarak çalışan Hüseyin Şengil'in, sendikal örgütlenme faaliyetlerine katılanların isimlerini söyletmek için patron ve adamları tarafından kendisine yapılan işkenceyi anlattığı savcılık ifadesinde yer alıyor.
"Junior Cumhuriyeti" olarak adlandırılan fabrikada 800'e yakın işçi çalışıyor. Patronu ise Türkiye'de ikamet tezkeresi ile kalan İngiltere uyruklu Soner Enver Aligüllü. DİSK/Tekstil Sendikası bir süredir burada sendikal örgütlenme faaliyeti sürdürüyor. 800'e yakın işçinin yarıya yakınının çırak olarak gösterilen çocuk işçiler olması sendikal örgütlenme ihtiyacını yakıcılaştırıyor. Burdur Emek Platformu tarafından basın açıklamasıyla protesto edilen olayın gelişimini Hüseyin Şengil savcılığa verdiği ifadesinde anlatıyor.
Liste istediler
Sendikalaşmayı kabullenmeyen patronun isteği ile 17 Mart günü daha sonra başka bir işçiye saldırdığı için tutuklanan güvenlik görevlisi Burhan Günder, Hüseyin Şengil'i personel müdürü Bora Karamanlı'nın odasına getiriyor.
Burada yapılan 'sorgu'da Şengil'den sendikal faaliyete katılan 182 işçinin isimlerinin sorulmasının yanı sıra, Burdur'a gelen sendikacıyı telefondan arayarak buluşma ayarlaması ve Denizli'ye giderek ne yapacaklarını açıklamadan sendikacıyı 'almalarına' yardımcı olmasını istiyorlar.
Sorulan soruya ve isteğe olumsuz yanıt verilen Şengil'e burada yapılan saldırıyı yanında bulunan işçi arkadaşı Ail Uğur ve Tayfun Erdem savcılıkta şöyle anlatıyor, "Tartışma sırasında güvenlik görevlilerinden biri aniden Hüseyin abiye bir yumruk vurdu. Burhan'ın yumruk attığını gördüm. Daha sonra bizlere işimizin başına dönmemizi söylediler."
Bodrum katında işkence
Ertesi gün Hüseyin Şengil'in de içinde bulunduğu 9 işçiye patrona küfür ettikleri gerekçesiyle tazminatsız işten çıkartılmayı kabul ettiklerine dair kağıt imzalatılmaya çalışılıyor. Şengil imzalamıyor.
Bunun üzerine güvenlik görevlileri Tuncay Özkan ve Burhan Günder, Şengil'i zorla bodrum kata indiriyor. Burada bir süre dayak atılan Şengil tekrar patron Aligüllü'nün karşısına çıkartılıyor.
Şengil imza atmayı tekrar reddediyor. Bunun üzerine güvenlik görevlilerinin tekme ve joplu saldırılarıyla sürüklenerek bodruma indiriliyor.
4 gün hastanede yattı
Şiddetli bir şekilde dövülen Şengil tekrar patron Aligüllü'nün yanına getiriliyor. Kağıtları imzalamadığını gören patron son bir kez emrediyor: "Islatın ve imzalatmadan getirmeyin". Bunun üzerine Şengil tekrar bodruma indirilip bayılıncaya kadar dövülüyor, yüzündeki kan yıkandıktan sonra fabrika revirine kitleniyor.
Bundan sonrasını ise Şengil'in kardeşi Zehra Çetinkaya savcılık ifadesinde şöyle anlatıyor: "Ağabeyim yemek yiyenlerin arasında değildi. Fabrika içinde yaptığım araştırmada Burhan isimli şahsın ağabeyimi koridorda döverek bir yere götürdüğünü öğrendim. Bunun üzerine ona zarar verildiği endişesiyle polisi aradım. Revire çıktık ve oradan Devlet Hastanesi'ne geldik."
Devlet hastanesi'ne gelen fabrika müdürleri Bora Karamanlı ile Mehmet Takmaz, Şengil'e davacı olmamasını, onu özel hastaneye kaldıracaklarını söyleyip, patrona küfür ettiğini kabul ederse tekrar işe almayı teklif etmişler. Ancak Şengil bu teklifi kabul etmeyerek davacı oldu ve yaşadığı darp sonucu dört gün hastanede yattı.
www.evrensel.net