Ulusal yutturmaca!

Kocaeli Sendikalar Birliği tarafından önceki gün düzenlenen mitinge katılan emekçiler 'ulusal' denilen programın, 'ulusal yutturmaca' olduğunu vurguladılar.

Ulusal yutturmaca!
Rojda İldan
Cam işçileri, hemşireler, öğretmenler, metal işçileri, temizlik işçileri... Yani yaşamlarından vurgunu, soygunu, yalanı ve talanı silenler... Kocaeli, emek verip alın teri dökerek yaşamını sürdüren, haksızlığa boyun eğmeyen, binlerce onurlu insanın haykırışına ev sahipliği yaptı, binlerce emekçi önceki gün Kocaeli'de "Artık yeter!" dedi. Yolsuzluk ve yoksulluk bitinceye, IMF bu ülkeden gidinceye kadar devam diyerek alana akan binlerce Kocaelili emekçi mitingde, "Tam bağımsız Türkiye" isteklerini haykırdı. Emekçilerden kimi elinde, "IMF programı ulusal olamaz" dövizi taşıyor, kimisi "Kahrolsun IMF" sloganını atıyor, kimi de patron kılığına girip işçilerin nasıl hortumlandığını anlatıyordu. Emekçilere, neden IMF programına karşı çıktıklarını ve ulusal programın nasıl olması gerektiğini sorduk; işten çıkartmaları durduran, halkın yanında bir ulusal program gerektiğini söylediler.
Mücadele işçi sınıfının
Birleşik Metal-İş, hem yürüyüş yoluna en erken gelerek hazırlanan hem de mitinge en kitlesel katılan sendikaydı. Sendika kortejinin en önünde genç kadınlar yürüyordu. Miting başlangıcından bitişine kadar yumruklarını indirmeyen bu kadınlardan biri de Sevil Gültekin'di. Gültekin, IMF'nin kötü yaşam dayatmalarına karşı alanlara çıktıklarını söyledi ve "Örgütlü mücadelenin şart olduğunu biliyoruz. Artık durmak yok, ilerleyeceğiz" dedi. Aynı kortejdeki Veysel Altıntaş, Kocaelili olmamasına rağmen, "Bu sadece Kocaelililerin değil, bütün işçi sınıfının mücadelesi" diyerek mitinge katılmıştı. IMF'ye, yoksulluğa ve yolsuzluğa karşı olduğunu söyleyen Altıntaş, Kemal Derviş'in çözüm olmayacağını belirterek, "Derviş, Merviş değil. Bu ülkenin işi bitmiş. IMF politikalarının dünyada geçerli olmadığı görüldü. Bu ülkede çalışanların, üretenlerin sözlerinin dinlenmesi gerekiyor artık" dedi.
'Ulusal program işçilerin varlığını kabul etmeli'
"Deprem bizi yıkamaz, ihanet yıkar". Bu slogan 17 Ağustos depreminde gördükleri zararlar hâlâ giderilmeyen depremzede işçilerce atılıyor. Sloganı attıran, daha yürüyüşün başlangıcı olmasına rağmen sesi kısılmış Mehmet Kartal. Kartal, kısık sesine aldırmadan bağırarak anlatıyor yaşadıklarını ve ulusal programın nasıl olması gerektiğini, "Depremde evler yıkıldı, yapacağız diyorlardı. Hani nerede? Hâlâ çadırlarda yatıyoruz, çocuklarımız sürünüyor. İşçi sınıfı olarak artık buna dur demek için buradayız. Biz çok fedakârlık yaptık. Ülkenin bağımsızlığı, demokratikleşmesi için daha da yaparız. Ama IMF'ye, ABD'den ithal bakanlara hayır diyoruz. Bu ülkede bağımsızlık olacaksa işçiler yapacak, fedakârlık istiyorlarsa da kendileri yapsın. Ulusal program onların dediğiyle olmaz. İşçilerin var olduğunu kabul eden bir program olmalı ulusal program."
Yaşar Gümüş 25 yıllık SEKA işçisi. Son ekonomik programa karşı çıktığı için alanda. Hükümetin ya da Kemal Derviş'in daha iyi bir program hazırlayabileceğini düşünmüyor. Sadece işçilere güveniyor. "Bu memlekette, nereye kadar böyle gider? IMF bunların arkasında durdukça ne olur? IMF ile bizim ne işimiz var, gitsinler. Derviş gönderdiler bir de. Ondan önce buradaki Dervişler yetmiyor muydu? Bu millet kendini yönetir" diyen Gümüş, bir müjde veriyor şimdiki hükümetten bahsederken emekçilere: "Bunlar gidici!"
Namık Saral, İzmit Körfez'de öğretmenlik yapıyor, depremin üzerinden iki yıl geçtiğini ve şimdiki sorunlarının eskisinden iki kat daha fazla olduğunu belirten Saral, "Hazırlanan programın ulusal program diye önümüze konulmasına karşıyız. Emekçiden yana, çözüm getirecek bir ulusal program istiyoruz. Bu hükümetin artık sorunlarımıza çözüm getireceğine inanmıyoruz. Bu program ulusal yutturmaca" diyor. Demir Erdin ise, halkın yanında olan, halkının iyiliğini isteyen bir ulusal program istediklerini söyleyerek, "Hortumlamalar son bulsun istiyoruz. Türkiye'nin desteğini alacak bir program olsun. Bu halkın nasıl yaşadığına bir baksınlar, yukarılardan aşağılara insinler, ondan sonra program yapsınlar. Maddi zorlukları yoğun hayatlar bizimkiler, sosyal hizmetlerden yararlanamıyoruz. Hayatımızdaki yetersizlikleri sayarsak bitmez, olanları sayarsak da, sefillikten başka bir şey yok."
www.evrensel.net