İHD komployu teşhir etti

İHD komployu teşhir etti

"Amaç dışı faaliyette bulunduğu" iddiasıyla, İHD'nin kapatılması istemiyle açılan davaya başlandı.

İHD komployu teşhir etti
Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, Anadolu Ajansı (AA)'nın servise koyduğu bir haberi dayanak yaparak, İnsan Hakları Derneği (İHD)'nin "Dernekler yasasına muhalefet"ten kapatılması istemiyle açtığı davanın görülmesine başlandı. Avukat Yusuf Alataş, sözkonusu davanın Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün komplosu olduğunu söyledi. "Amaç dışı faaliyetler yürüttüğü" iddiasıyla İHD'ye açılan davanın ilk duruşması dün 24'üncü Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmayı çok sayıda kitle örgütü temsilcisi ile bazı yabancı büyükelçiliklerin temsilcileri izledi. İddianamenin okunması ile başlayan duruşmada, İHD Genel Başkanı Hüsnü Öndül ile İHD'nin avukatları Yusuf Alataş ve Sedat Aslantaş hazır bulundu.
Sahte deliller yaratıldı
Avukat Yusuf Alataş, Dernekler Yasası'na göre açılmış bir davada Cumhuriyet Başsavcısı'nın hazır bulunması gerektiğini ifade ederek, savcının duruşmaya gelmesini talep etti. Mahkeme'nin talebi yerinde bulması üzerine Cumhuriyet Savcısı Zeki Aksu duruşmaya katıldı. Alataş, İHD'nin Türkiye'nin en büyük insan hakları kuruluşu olduğunu vurgulayarak, medyada İHD hakkında karalamalar olduğunu belirtti. Alataş, Anadolu Ajansı'nın servise koyduğu, derneğin Yunanistan'dan yardım aldığı yönündeki haberin asılsız olduğunu, ajansın akşam bülteninde de sözkonusu haberin yanlışlığını duyurduğunu hatırlatarak, derneğe açılan soruşturmanın yalan haber üzerine kurulduğunu anlattı. Alataş, dernekte bulunan mermi kovanlarının, 1992'de Şırnak'ta meydana gelen bir olayla ilgili inceleme için yapılan çalışma sırasında numune olarak alındığını ve bu durumun İHD raporlarında yer aldığını kaydederek, "İddianamede ve basında yer aldığı gibi, dernekte silahlar saklanmamıştır. Bu mermi kovanları bölge gezilerinde halk tarafından derneğimize verilmiştir" dedi.
Alataş, iddianamede, İHD'nin cezaevlerine yönelik açıklamalarının amaç dışı faaliyetler olarak değerlendirildiğini ancak, dernek tüzüğünde, tutuklu ve hükümlülerin durumlarının takibine ilişkin maddelerin yer aldığını, bu kapsamda cezaevlerine ilişkin yapılan açıklamaların amaç dışı faaliyetler kapsamına girmediğini ifade etti. Alataş, Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün asılsız haberi fırsat bilerek soruşturma açtığını kaydederek, "Özetle bu dava Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün bir komplosu sonucu açılmıştır" dedi.
Avukat Sedat Aslantaş ise derneklerin kapatılması için yöneticilerinin mahkûmiyet kararları alması gerektiğine işaret ederek, davanın iptalini talep etti. Dava, Ankara DGM Cumhuriyet Başsavcılığı'dan dernek yöneticilerine soruşturma açılıp açılmadığına ilişkin bilgilerin istenmesi kararıyla 7 Mayıs'a ertelendi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


İTÜ'de garip uygulama
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Lisans Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği'nde 16 Aralık 1999 tarihinde yapılan değişikliğin sonuçları bugünlerde ortaya çıkıyor. Yönetmeliğin, öğrencilerin çoğunun haberdar dahi olmadığı 18. maddesinin (a) bendinin uygulanması sonucu, 300 civarında öğrenci okuldan atılmakla yüz yüze. Yönetmelik değişikliğinden zamanında haberdar edilmemeleri ve danışman hocaların görevini yerine getirmemesi sonucu mağdur duruma düştüklerini söyleyen öğrenciler, topladıkları imzaları Üniversite Senatosu'na ilettiler.
18. maddenin (a) bendi, "gözetim listesi" uygulamasını düzenliyor. Buna göre; toplam aldığı kredi sayısına göre belirlenen not ortalaması barajını geçemeyen öğrenciler, "gözetim listesi"ne alınıyor. Gözetim listesine alınan öğrenciler bir yarıyılda en fazla 15 kredi alabiliyor. Gözetim listesine iki defa alınıp, not ortalamasını istenen düzeyin üzerine çıkaramayan öğrenciler okuldan atılıyorlar.
Şu anda atılma durumunda olan öğrenciler, yönetmelikteki düzenlemeyi, ancak yeni dönemde ders seçerken, 15 krediden fazla ders alamadıklarında öğrendiklerini söylüyorlar. Öğrenciler ayrıca, yeni düzenleme içinde yer alan "Daha önce başarısız olduğu, şartlı başardığı ve/veya ön şartlarını sağladığı dersleri yarıyıl gözetmeksizin alabilme" haklarını fiilen kullanamamaktan şikayetçiler. Daha önce başarısız oldukları dersler açılmadığı için ya da yaz okulundaki dersler "pahalı" olduğundan, bu öğrenciler, üst sınıflardan ders seçmek zorunda kaldılar ve bu da not ortalamalarını yükseltmelerini imkânsız hale getirdi.
Yaz okulu dayatması
Öğrenciler, mağduriyetlerinin giderilmesi talebiyle başlattıkları kampanyayı ilan ettikleri bildiride, "İTÜ dışında Boğaziçi ve ODTÜ'de de benzer yönetmelikler uygulanıyor olmasına rağmen, her dönem her dersi alabilme hakkına sahip olan öğrenciler bu kadar kolay bir şekilde okuldan atılmamaktadır" eleştirisinde bulunuyorlar.
Kampanyayı yürüten öğrencilerden, Elektrik Mühendisliği 2. sınıf öğrencisi Onur Aydaş, gözetim listesine alınan öğrencilere 15 krediden fazla ders verilmemesinin, barajın aşılmasını daha da zorlaştırdığına dikkat çekerek, "Daha ilk yılında atılma durumuna giren öğrenciye, ileriki yıllarda açığını kapatma şansı verilmiyor" dedi.
Petrol-Doğalgaz Mühendisliği 3. sınıf öğrencisi Sinan Dodanoğlu ise "gözetim listesi" uygulamasıyla dersleri iyi olmayan öğrenciye önce az kredi verildiğini, sonra da gözetim listesi ve atılma tehdidiyle paralı yaz okuluna mahkum edildiğini söyledi.
Öğrenciler, mağduriyetlerinin giderilmesi talebini içeren 600 dilekçeyi İTÜ Senatosu'nda görüşülmek üzere Rektörlüğe ilettiler.
www.evrensel.net