Baykal, partiyi merkez sağa çekiyor

"Baykal, partiyi merkez sağa götürmeye çalıştı. Bunu CHP'nin köklerini Edebali'de arayan söylemden anlıyoruz. Programda partinin 'emek esaslı' olduğu belirtilmesine karşın; 'önce insan' temasını işlemeye başladı."

Baykal, partiyi merkez sağa çekiyor
Rana Çetin
CHP'de yaşanan son gelişmeler ve CHP'den ayrılanların kuracakları yeni oluşum hakkında CHP'nin muhalif isimlerinden Parti Meclisi eski Üyesi Ercan Karakaş ile görüştük. Karakaş, Deniz Baykal'ın partiyi merkez sağa çekmeye çalıştığını vurgularken; CHP'den ayrılanlar ve yeni insanlarla birlikte bir parti kuracaklarını, ardından da solda güç birliği çağrısı yapacaklarını söyledi.
Deniz Baykal CHP içindeki muhalefeti tasfiye operasyonu yürütüyor. Muhalefetten de buna ciddi tepkiler geldi; istifalar yaşandı, yaşanıyor. Ayrışmaların olmasında "Anadolu Solu" söylemi de bir turnusol kâğıdı işlevi gördü sanırım. Baykal ile aranızda programatik açıdan ne tür farklar var?
CHP '99 seçim yenilgisinin ardından parlamento dışında kaldı. Seçimlerden sonra başkanlığa gelen Altan Öymen, ben de parti meclisi üyesiydim, partinin programını, siyaset yapma biçimini, örgüt yapısını, emekçilerle toplumla ilişkilerini yeniden düzenlemek amacıyla yeniden yapılanma programı başlattı. Çalışmanın ortasındayken gereksiz yere kurultay yapıldı ve başkanlığa gelen Baykal, programı durdurdu. Çünkü Baykal, seçim yenilgisini tamamen konjonktüre bağlıyor, bizse CHP'nin yapmış olduğu siyasi yanlışlara ve yönetimin hatalarına bağlıyoruz.
Daha sonra Baykal, yanlış bir siyasi strateji belirleyerek partiyi merkez sağa götürmeye çalıştı. Bunu CHP'nin köklerini Edebali'de arayan söylemden anlıyoruz. Parti programında "sol sosyal demokrat bir parti" olduğu yazmasına rağmen; programda olmayan "Anadolu" kavramını ortaya attı. Programda partinin "emek esaslı" olduğu belirtilmesine karşın; "önce insan" temasını işlemeye başladı. Bunlar, Baykal ve arkadaşlarının, partiyi "sol bir parti" olarak görmemeye başladıklarını gösteriyor. Bu söylemler içerisinde "Sağ-sol farkı kalmamıştır", "Sağ iktisat-sol iktisat yoktur, iyi iktisat-kötü iktisat vardır" gibi şeyler de yer aldı. Buna karşıyız. Yeni liberalizmin, "Sol bitti, ideolojiler son buldu" söylemlerinin saptırma olduğunu, sola bugün de ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Baykal yönetimindeki CHP, merkez sağ seçmeninin oyunu almak kaygısını bir yana bırakmalı, soldaki yerini netleştirmelidir. Böyle bir siyasi değerlendirme farklılığımız var.
Baykal, gelir gelmez büyük bir tasfiye hareketine girişti. Parti içi çoğulculuğu ve demokrasiyi yok sayan bir anlayışla seçilmiş onlarca yönetimi görevden aldı, binlerce üyenin üyeliğine son verdi. Halbuki CHP'nin tüzüğünde, ülkede halkın siyasete aktif katılımını, demokrasiyi savunduğu ve bir kitle partisi olduğu yazıyor. Tüm bunlar yok sayıldı.
Anadolu solu söylemine karşısınız bu açık zaten...
Türkiye solunun tarihimizde esinlendiği birtakım düşünceler vardır. Ama bunları solun kökeni olarak göstermek yanlıştır. Baykal, '92'de SHP'den ayrılıp CHP'yi kurduğu zaman önce "yeni CHP", sonra yurtdışından esinlenerek "yeni sol" dedi, şimdi "Anadolu solu" diyor. Bu kadar zikzak olduğu zaman partinin kimliği kayboluyor, siyasi yelpazedeki yeri tartışılır hale geliyor.
CHP'nin kongrede kabul ettiği programa itirazınız, orada ayrıştığınız noktalar var mı?
CHP'nin programında parti, "sol sosyal demokrat bir parti" olarak tanımlanıyor ve "emeğe öncelik vermesi gerektiği" de açık olarak yer alıyor. Hem 6 okun yeni yorumu var programda hem de evrensel sosyal demokrasinin ilkeleri var. Bunlar uzlaşmayla yapıldı. Programda olmayan, güncel konularda kurultaylarda kararlar alınıyor. Örneğin Kürt kimliğinin tanınması yönünde alınmış kurultay kararları var. Bunlara bağlıyız. Yeni konular ortaya çıktığı için tabii ki programın yenilenmesine de ihtiyaç var. Partiye danışmadan, partiye ne olduğu düşünülmeden yeni kavramlar ortaya atıldı. Bunların sol sosyal demokraside olamayacağını düşünüyoruz. Genel başkan dahi olsa bu kavramları ortaya atanların böyle bir hakkı yok.
Kürt sorununun çözümünde Baykal'la ayrıştığınız noktalar var mı?
Programatik açıdan bir uzlaşma sağladık, parti programına da girdi. Sorun şurada: Bu sorun ülkenin en önemli sorunlarından birisi, silahlar sustu ama barış güvence altına alınmış değil. Gerekli adımlar atılmadı. Biz, burada CHP yönetiminin aktif tavır almasından yanayız. Bu yapılmıyor. Yoksa CHP programında ve kurultay kararlarında farklı kültürel, dilsel kimliklerin ve inanç kimliklerinin tanınması, onların kendilerini özgürce ifade etmesinin önündeki anayasal, yasal engellerin kaldırılması yönünde kararlar var.
Karayalçın ve İnönü ile ayrı duruşlarınızı nasıl tarif edersiniz?
Biz, (Fikri Sağlar, Seyfi Oktay, Halil Ergün, Aydın Güven Gürkan) partinin sol kanadı olarak anılırız. Emek önceliğine önem veririz, ideolojik temelde siyaset yapılmasını savunuruz. Partinin siyasi yelpazenin solundaki duruşunun netleşmesini ve ona göre davranılmasını istiyoruz. Kendi içinde de siyasi üretimi, demokrasiyi ve katılımı güvence altına almasını diliyoruz. Bu konularda başka arkadaşlarımızla zaman zaman tartışıyor ve ayrı düşüyoruz. Yeni oluşuma gitme sürecinde -saydığınız isimler de böyle bir arayış içindeyse elbette onlarla da konuşmak, oluşumu ortak bir girişimin ürünü haline getirmek istiyoruz.
Yeni oluşumun kapsamı ne olacak?
Halkın yüzde 50'si mevcut partilerin siyaset yapma biçimini onaylamıyor ve yeni siyasi oluşumlar arıyor. Özellikle emekçi kesimler, kendi yaşamını iyileştirecek sol oluşumlar istiyor. Böyle bir oluşum olmak istiyoruz. Öyle bir siyasi oluşum olsun ki kendi içinde demokratik, kapsayıcı; yeni insanlar siyasete gelsin. Çerçevemiz bu. Diğer sol örgütlerdeki insanlarla da temas etmek istiyoruz. Türkiye'yi içinde bulunduğu durumdan çıkaracak olan bizce, solun kendi temel değerleri etrafında hazırlayacağı gerçekçi bir program etrafında birleşmesidir.
Biliyorsunuz '96'ya kadar İtalya'da sol iktidara gelemiyordu. 13 siyasi grup bir araya geldiler, İtalya'yı düzlüğe çıkarmak için bir program etrafında anlaştılar. Yüzde 42 oy alarak başarılı oldular. Türkiye solu böyle bir sorumlulukla karşı karşıya. Akılcı davranıp benzer bir işbirliğini ortaya koymalı.
Peki, çizdiğiniz bu çerçeve şu anda aranızda netleşti mi?
CHP içerisinde olup da halkın gerçek sorunları karşısında tavır alınmasını isteyen insanlar huzursuz. Bir kısmı bizler gibi iç kararını verdi, partiden ayrılıp yeni bir oluşum yapmak için. Bir kısmı henüz sürece dahil olmadı. Kongre takvimi başladığı için bazıları kongrelerde de yarışıyorlar. Biz, bir grup olarak "Oluşumun temel ilkeleri, kapsamı ne olur, kimlerin ortak girişimi olur" sorularına yanıt vermeye çalışıyoruz.
Oluşumun soldaki siyasi partileri, sendikaları, kitle örgütlerini kapsamasını istiyorsunuz ama Türkiye'nin bu açıdan yaşadığı bir örnek var: ÖDP. O da benzer bir hedefle yola çıktı ama bugün iç çatışmalara boğulmuş durumda. Oluşumunuzun böyle bir sonuca gitmemesinin garantisi ne olacak?
Oluşumumuzun iki aşaması var. Birincisi CHP'den ayrılanlar ve bugüne kadar siyasete girmeyenlerle yeni bir siyasi parti oluşturmak. İkinci aşamada ise oluşumun dışında kalan siyasi partilere gidip onlarla sürekli bir etkileşim yaratmak amacındayız. Büyük bir seçim işbirliğine, güçbirliğine gitmek istiyoruz. Türkiye solunun çeşitli akımları kendi kimliklerini, tüzel kişiliklerini muhafaza ederek "Türkiye'yi bu yaşanmaz ortamdan nasıl çıkaracağız" diye birlikte kafa yormalılar. Bu yapılırsa birçok konuda uzlaşma sağlanabilir. İnsan hakları, demokrasi, gelir bölüşümündeki adaletsizliğin kalkması, iç barışın sağlanması gibi konularda zihni olarak ortak düşünceler var. Bunlar uygulanabilir bir programa dönüştürülürse halkın büyük bir kesiminin güveni kazanılır. Ortak bir program üzerinde uzlaşmak gerekiyor. ÖDP kurulurken bu yapıldı mı bilmiyorum.
Oluşumun liderliği için belirlenen bir isim var mı? İnönü'nün, Tarhan Erdem'in isimleri geçiyor.
Öteden beri ilkelere, programa, örgüt yapısına daha çok önem veriyorum. Liderlik önemsiz değil, ama yeni oluşumda mevcut siyasi partilerdeki gibi bir lider sultası olmayacak. İsimler geçiyor, belirlenmesi de uzlaşmayla olacaktır.
Oluşumu ne zaman ilan edeceksiniz, sonrasında neler yapmayı düşünüyorsunuz?
Biz bir parti kurduk peşimize takılın demeyeceğiz. Diyeceğiz ki, "Halkın ihtiyaçları bunlardır; bu ihtiyacın şu şekilde bir oluşumla doldurulması için fikri bir çalışma yaptık. Eğer uygun görüyorsanız gelin bunu hep birlikte geliştirelim" Biz, çağrının yapılabilmesi için bir platform oluşturma işini yapmaya çalışıyoruz.
Şu anda birkaç istisna dışında bütün partiler ülkenin temel meselelerinin çözümü konusunda neredeyse aynılaştılar. Küreselleşme, özelleştirme, AB gibi konularda. Sizin temel meselelere yaklaşımınız nasıl?
O kadar ayrıntılı bir program yapmıyoruz. Sadece böyle bir partinin temel konulara bakışı nasıl olmalı, bunları belirlemeye çalıyoruz. Katılanlar siyasi programı yapacaklar. Eğitim, sağlık, savunma, kültürel çoğulculuk, bunları tartışacaklar. Temel konularda temel yaklaşımlar ortaya koyuyoruz. Küreselleşme bir olgudur, kapitalizmin yeni bir evresidir. Ama yeni liberalizmin söylediği gibi her derde deva bir ilaç değildir. Küreselleşmenin denetim altına alınması gerekiyor.
Özelleştirme konusunda da önemli olan insandır, emektir. Özelleştirme politikalarının onlara ne getirip getirmediğine bakmalıyız. Türkiye'deki özelleştirme soygundur. Devlet tekelinden alıp, özel tekel yaratmaktadır. Sonra onları tekrar devlete devretmektedir. Yeni ekonominin kuralı da bu. Özelleştirmeler bir talan ve peşkeş olarak görülüyor. Bu konuda da temel değerlendirmelerimiz var.
AB'nin nihai şekli henüz belli değildir. Ulus devletlerin birliği mi olacak, Avrupa Birleşik Devletleri adıyla federal devlet mi olacak? Biz demokratik bir ulus devletin işlevinin bittiği kanısında değiliz.
Dünya siyasetini büyük şirketler, uluslararası tekeller değil, demokratik siyaset belirlemeli. AB ile ilişkiler karşılıklı çıkarlar bağlamında götürülmeli.
Bugün emekçi halkın bazı talepleri var. Emek Platformu ve Bağımsız İktisatçılar Grubu bu talepleri kapsayan bir "ulusal program" istediklerini dile getirdiler. Siz bu taleplerin gerçekleşmesi için nasıl bir mücadele vereceksiniz? Bu kesimlerle ilişkileriniz ne düzeyde olacak?
Program daha oluşmadan emek örgütleri, işveren kesimi ve hükümet arasında ciddi müzakareler yapılmalı ve demokratik uzlaşma yoluyla ulusal program oluşturmalıydı. Yoksa IMF'nin DB'nin kriterleriyle oluşturup, emekçi kesimlere "Alın size program" derseniz bu olmaz. Tabii ki yeni parti ortaya çıktığı zaman mevcut siyasi partilerden, CHP'den DSP'den farkı şu olacak: Kendi kadrolarıyla her şeyin üstesinden gelme iddiasında olmayacak. İş dünyasının sorunlarını o dünyanın temsilcileriyle yapacak. Değilse her şeyi yukarıda çok iyi yaparak onlara "Buyrun" demek bir şey getirmez. Demokrasi zaten, insanların kendisiyle ilgili kararlara katılması. Örgütlü bir toplumda ancak demokrasi tam olarak yaşatılabilir.
www.evrensel.net